22 Şubat 2013 Cuma

    Yaşlılık çok acayip.İnsan çok rahat saçmalayabiliyor mesela.Amaan diyor bir de.Ölüm yaklaşıyor diye mi hiçbir şeyi sallamaz oluyorsun acaba.Ananem mesela.Bazen çok rahatlıkla saçmalıyor.Televizyonda gördüğü kendi yaşlarındaki bir kadına bunağa bak napıyorsa orda diyor.Kadının bir tarafı nefret kusmaya aç gibi.Sokaktaki hayvanları da kovar mesela.Ya da çocuk sevmez.Tonton değil.İnsan seviyor yine de.Ananem yaşlı sonuçta diye belki de.Ama annem bazen ananemi sevmekte zorlanıyor sanki.Acaba bir gün annem yaşlandığında ben de onu sevmekte zorlanır mıyım?

18 Şubat 2013 Pazartesi

Beasts Of The Southern Wild: İnsanın beklentisi çok olunca hayal kırıklığı da çok oluyormuş.Bayıl(a)madım ben nedense.Büyük bir beklentiyle izlediğim için olabilir.

The Imposter: !f 2013'te gösterilen Imposter ise çok büyük beklentilerle izlemeyip sevdiğim bir film oldu.Mockumentary denilen kurmaca belgesel türünde bir filmdi.Yer yer mantık hataları vardı sanki.Yine de son zamanlarda izlediğim en farklı filmlerden biriydi.

Beyond the Hills: Mungiu'nun izlediğim ilk filmiydi.Kurumlar üzerine düşündüren bir film Beyond The Hills.Ancak fazla uzundu ve tekrara düştü eleştirilerine katılmaktayım.
 Django Unchained: Hem Django efsanesi hem de Tarantino olduğundan Çağrı'yı tutabilene aşk olsun diyerek koşarak gittik.Filmin müzikleri şahane.Oyunculuklar şahane.Christoph Waltz'a bayıldım.Umarım hak ettiği ödülü bu pazar alır.Almanca'yı özlediğimi hissettim bir de.Fekat 8.6'lık bir şey bulamadım ben.

The Possession: Çerezlik korku filmi.










Life Of Pi: Son zamanlarda izleyip en çok etkilendiğim,ağladığım,güldüğüm film oldu.






Amour: Başlarda Haneke filmi olduğunu hissettirmiyor.Ama ilerledikçe ''Haa'' diyorsunuz.Biraz geriyor,biraz yoruyor.Ama etkiliyor.

4 Şubat 2013 Pazartesi

Hayatımdaki bazı insanların götüm götüm hayatımdan çıkmaya çalışmalarını uzaktan izliyorum.Ben de yaptım zamanında bu takibi bırakıp arkadaş listesinden çıkarma eylemlerini.Toplasan iki kere reelde gördüğün insanları sevmek zorunda değilsin.Anlıyorum.Ama ortada trajikomik bir durum var anlam veremediğim.Bilenmek ve çevrendekileri de bilemek olabilir bu anlam veremediğim.Neyse.

3 Şubat 2013 Pazar

    Haziranı düşününce mideme ağrılar giriyor.Gözlerim saniyesinde doluyor.Bir şeylerle başa çıkmak konusunda çocukluğumdan beri beceriksiz oldum.Bir an önce her şey geçsin diye öylece duruyormuşum gibi hissediyorum hep.Şimdi de dünyanın ablası ilk evlenecek insanı gibi davranıyorum.22 yaşındayım.Kendimi bildim bileli aynı odada yatıyoruz.Önce ranza şimdi yan yana yataklar.Haftasonları uyanınca ilk karşılaşılan yüz.Kimi zaman da sabahları işe gitme sesine uyanıp gülümsediğim.Dokuz yaş var aramızda.Hayatımda beni koşulsuz sevdiğini en çok hissettiğim insan o.Annemden bile önce.Annem okusa belki üzülür ama öyle.Her şeyimi anlattığım ilk arkadaşım.Her sıkıntıda koşacağım ilk insan.Çocuk yaparsam ikisi de kız olsun ve aralarında dokuz yaş olsun.Küçük olan benim gibi kendini şanslı hissetsin dedirten.Kavgalarımızda ağlatan,gülmekten ağlatan...Haziran gözümde çok büyüyor.Eve geldiğimde odada tek olacak olmak çok korkutuyor.İş bulamazsam o boşluktan çok korkuyorum.Baş edememekten çok korkuyorum.İş bulmam lazım çünkü okula gitmeyip her gün ablamı göremeden odada tek oturursam çok mutsuz olacağım.Dün nişanda hıçkırarak ağlayan tek insandım.Annem arka taraflara kaçarak ağladı.Bununla baş edemeyecekmişim gibi geliyor.Kendimi en yalnız hissettiğim şu dönemde bunları düşünüp,altı ay sonrasını düşünüp üzülüyorum.Bencillik mi sevgi bağından kafayı yemek mi bilmiyorum.Ama şunları yazarken de zırıl zırıl ağlıyorum.Çünkü ablam yan yatağımda uyuyor.Keşke biri bana yardım etse bu süreçte.Başa çıkmamı kolaylaştırsa.Bir yerlere yazmam gerekiyordu.Biriyle dertleşiyormuşum gibi.Birine içimi döküyormuşum gibi.Sevdiklerimin sağlığından başka bir şey istemiyorum.Ama bazen insanın canı çok acıyor.