11 Aralık 2013 Çarşamba

Bugün tam bir ay olmuş işe gireli. İnsanlar nasıl deliriyor artık daha iyi biliyorum.

29 Ekim 2013 Salı

 

  Zaman geçiyor. Ertelediğim her şeyi yapmaya çalıştığım günler geçiriyorum. Çoğunda öğlene kadar uyuyorum evet, ama bu da yapmak istediğim şeylerden biriydi ve yapıyorum. Uzun zamandır istediğim barınak ziyaretini gerçekleştirdik. ''Bahçeli bir ev, bahçeli bir ev!'' diye sayıklayarak eve döndük. Köpeksiz ölmek istemiyorum(z) dedirtti o üzgün bakışlıların hepsi.
  Merak ettiğim, görmek istediğim kafeleri, yerleri bir bir deftere not aldım. Yeni şehir göremiyorsak yeni mekanlar görelim diyerek kendimi avutuyorum. Bir an önce birlikte gidilecek bir tatile ihtiyacım var. Neyse, o da olur diye umuyorum.
   On günlük bir işim var. Tüyap'ta çalışacağım. Bana iyi gelecek, hem de oyalanmış olacağım. Bunun dışında göynüme göre iş arama maceralarım sürüyor. Ama eskisi gibi endişelenmiyorum. Bir şey olur, mutlaka. Er ya da geç. Böyle, bu kadar.

5 Ekim 2013 Cumartesi

   Geldiğim günden beri yatakta yaşıyorum.Bunu da elbet yataktan yazıyorum.Sabahtan akşama dek Siyami'yle yatakta yuvarlanıyoruz.Oda sürekli çay,kahve ve mandalina  kokuyor.İş arıyorum.İş başvurularına gidiyorum.Sabırla bekliyorum.Artık dünyada tek işsiz kalan insanmışım gibi davranmıyorum.Evde olmanın tadını çıkarmaya bakıyorum.Bazı şeylerin kıymetini bilmeye çalışıyorum.Tüm sevdiklerimi artık haftasonuna sığdırmaya çalışmaktan keyif almaya bakıyorum.Özlemekten şikayet etmiyorum.Kavuşabildikten sonra özlemek güzel.Okuyorum,izliyorum.Soğuğun salyangoza dönüştüren halini yaşıyorum.Kartlar gönderip,kartlar bekliyorum.Böyle.(Bu yazı Siyami'nin horlamaları eşliğinde yazılmıştır.)

25 Eylül 2013 Çarşamba

Ellerimin buz kesmesini seviyorum.Ayaklarımın da.İkisi de her yaz çok terliyor ve bundan nefret ediyorum.
Dünya'nın bütün kedi ve köpeklerini doyurmak istiyorum.Sırtımda bitmeyen bir kuru mama cenneti taşımayı hayal ediyorum.
Dünyanın tüm bez çantaları toplanın! Benim olun istiyorum.
Biraz azim istiyorum.İçimdekini tutup kaçırmamak için güç istiyorum.
Tüm kitaplarım ciltli olsun istiyorum.
İş istiyorum.



23 Eylül 2013 Pazartesi

Nasıl da kilo aldım diye düşünüyorum.Kilo alınca insan nasıl da çirkinleşiyor ve çirkin hissediyor kendini.Üzüyorum kendimi.Sıkılıyorum.Ve sonuç,vertigo geri dönüyor.Durduğum yerde dalgalı bir denizde gibi oluyorum.Ya da kalabalık bir otobüste.Koltukta otururken yol tutuyor.Öyle berbat.Neyse ki şahane bir mide bulantısı yapıyor.İştahım kapandı diye seviniyorum.Sağlığın bozulmasına sevinen bir insan oldum.Öyle amaçsız,öyle rüzgar nerden eserse'yim ki savrulmaya mahkumum.Adımın hakkını veriyorum eylül ayında.

15 Eylül 2013 Pazar

Yaklaşıyor.Karpuz kokulu bir sakız çiğniyor.Karpuz kokuyor dudaklarım.Kapıyı kapatıyorum.Hava kararmış.Perdeyi aralıyıp minik ışığı yakıyorum.Melankolik kadın vokallerden bir dizi çalmaya başlıyor.Mutfağa geçiyorum.En sevdiğim salatadan yapmak için hazırlanıyorum.Bir yandan da aldığım kilolara yakınıp kendimi üzmeye devam ediyorum.Salata bitiyor.Muftak fesleğen kokuyor.Koskocaman beyaz bir kaseyi elime alarak müzik çalan salona doğru ilerliyorum.Ve gece yarısı gelecek doğum günümü beklemeye koyuluyorum.

2 Eylül 2013 Pazartesi

Düğüne beş gün kaldı.İş bulamadım.Kedilerimi ve yanımda olmayan,görüşemediğim,sevdiğim herkesi çok özledim.

15 Ağustos 2013 Perşembe

   Nefesimizi tutup suya dalıyoruz.''Tamam'' diyorsun. ''Çektim.'' Muhtemelen çok çirkin çıktım diye geçiriyorum içimden.Ama zerre umrumda değil.Çünkü mutluyum.Tıpkı aynı kadehten,bardaktan içilen içkiler nedeniyle antibiyotiğim etkisinin kaybolmasının umrumda olmaması gibi.Bisiklete biniyorum.Düşüyorum.Dizlerimize vurarak birlikte gülüyoruz.Sonra ben bisiklette ön tarafa oturuyorum.İki gün boyunca bana eşlik edecek bir morlukla.Çığlık ata ata frenleri tutmayan bir bisikleti yokuş aşağı sürüyoruz.En sevdiğimiz şey dev süpermarketlere gezmek oluveriyor birden.Kışın kaçtığımız o kapalı alanlar mabedimiz oluveriyor.Sonra susuyoruz.Uzun uzun konuşuyoruz.Planlar,programlar,hayaller.Ben de birden ampullerle ışıldayan bir ağaçlık alan hayal ediyorum.Dur diyorum.Yaprak kendine gel.Gelmiyorum.Umrumda değil.

24 Temmuz 2013 Çarşamba

Abiye bakmalarla geçen bir haftasonunun ardından yeniden kürkçü dükkanındayım.Bol kedili ve güneşi günler geçiriyorum.Uzun bir süre yeniden böyle güneşlenemem diyerek güneşin altına atıyorum kendimi.''İşte bu!'' diyemeden kitaplar okuyorum.Çoğunun arkasından sevemedim kara gözlüm mırıldanıyorum.Her yaz olduğu gibi bu yaz da biz ne zaman tatile çıkabileceğiz diye soruyorum.Yürürken elini bile tutamayınca haliyle bunu tatilden saymıyorum.

15 Temmuz 2013 Pazartesi

     Okul bitti.Tatil başladı.On beş yıldır her yaz buradayım.Ama son altı senedir her şey daha güzel.Yarın yıldönümü.Altı yıl kulağa çok fazla gelse de hissedilenin daha az olması güzel.Çok güzel.Burada rüzgar var.Deniz yok.Var ama berrak değil.Berrak,soğuk,dalgalı bir deniz de olsa tam olacak her şey.Kiraz var.Yazın en güzel meyvesi.Kışın özlenen cinsten.Kediler iyi.Siyami'yi kısırlaştırdığımız için depresyona girdi.Bir bebekle ilgilenmek zor.Ama insan çok sevince her şey katlanılır oluyor.Sevgiyle her şey düzelebilir gibi.Çok okuyamıyorum.Çok uyuyamıyorum da.Ama yorgun değilim.Haftasonları kurs için İstanbul'a dönüyorum.Kendim için yaptığım en düzgün şey o.Suyun içinde çektiklerim dışında daha hiç fotoğraf çekmedim.Belki yarın çekerim.Güzel mailler atabilirsiniz bana.Söz geri dönerim.

"Her sey icin hep erken... Sonuc: Gec kalmak." dedi Adalet Ağaoğlu. Uzun zamandır güzel bir roman okumamışım dedim ben de bir de.

24 Haziran 2013 Pazartesi

    Eksildik.Ethem gitti.Ahmet gitti.Bir sürü insanın gözü gitti.Annelerin canı gitti.Başlar gitti.Kanlar da.Kediler de gitti.Köpekler de.Kuşlar bile.Üç eksiğiz artık.
     34 insan gitti.Neredeyse hepsi çocuk.Katırlar gitti.Annelerin canı gitti.Başlar gitti.Kanlar da.Ceza kesildi.Binlerce bidon mazotun ödeyemeyeceği ayıplar bir de.
      Nefes almak gittikçe zorlaşırken,bir paket cips alıp gelen teyzeler çıktı.Dökülen midyelerin parasını ödeyenler...Evladım diyenler.Karanfil gibi kırmızı gözlerle gülümseyenler.
       Bir yan öyle ak ki gözlerim kamaşıyor.Ama bir yan öyle kara ki bakmaya utanıyorum.

29 Mayıs 2013 Çarşamba

         Zaman geçiyor. Okul dediğin bitiveriyor hiçbir şey anlayamadan. İçimde aylaklık etme isteği dışında hiçbir şey yok uzun bir zamandır. Uzandığım yataktan,çimenden kalkasım gelmiyor. Uyuduğum uykularla yetinemiyorum. Uzun bir süre zorla okutulan bir şeye maruz kalmak istemiyorum. Kendi seçtiklerim elimin altında olsun istiyorum. Bir yanım aylarca tatil istiyor.Zaten bu gidişle işsizlik kısmı tatili gerektirecek.Temmuzda altı ay olacak.Çocukluğumu büyütme vaktim geldi. Ben 23 olurken 22 yıllık oda arkadaşım kendi evine yerleşiyor olacak.16'dan 22'ye.Yoran teyzeler var.Korkunç bakışlar da...''Sen biraz kilo mu aldın?''lar var, sonracığıma ''E şimdi sen n'olacaksın?''lar var. Hatta her şeyi geçtim ''Ay iki kedi mi? Ayy''lar var.Önümde güzel olmasını umduğum ama huzursuz teyze sendromuyla dolduracağım bir yaz var.Ama önce finaller,kağıtlar,sorular var.Son bir kez daha.

26 Nisan 2013 Cuma


Sınavların bitimiyle kendimizi pikniğe attık.Uzun zamandır istiyorduk yapmayı.Caddebostan çimlerine attık kendimizi.En son 30 Ağustos'ta piknik yapmıştık bu defa 23 Nisan'a denk getirdik .Tüm resmi bayramlar itinayla piknikle kutlanır.Bunun dışında pikniğe gitmeden bir önceki haftaydı yanlış hatırlamıyorsam ''Kimsenin Ölmediği Bir Günün Ertesiydi'' oyununa gittik.En son şehir tiyatrolarında çok kötü bir oyuna gitmiş,ara verildiğinde de koşarak uzaklaşmıştık.Onun acısını çıkarmış olduk.Çok çabuk tükenen biletlerini takip etmekte ve izlemekte fayda var.

Vizelerin bitiş olmasyla kendi okumak istediğim kitaplara da yöneldim.Elimde gezinip,sınavlar yüzünden bitiremediğim iki kitabı bitirdim.Dün bir yenisine başladım.Baharın gelmesiyle balkon aşkım coştuğundan çözümü değişik usullerde buldum.Bir lokmacık güneşe kendimi atıp,ice tea ve kitapla yarattığım köşemde kutlamalar yaptım.Akşama doğru da çıkıp Kabin oyununu izledim.

Kabin de yılın güzel oyunlarından biriydi diye düşünüyorum.Devlet ve şehrin kötü oyunlarının aksine özel tiyatrolara para vermek fikri gittikçe mantıklı bir hale gelmişti kafamda.Tiyatro öğrencisi olduğum için de ücretsiz izliyor oluşum bal kaymak oldu.Bu akşam da aynı yerde bu defa Uğrak Yeri'ni izleyeceğim.Ama bu defa yalnız değilim.Dünkü yalnızlığım beni biraz salyangoza dönüştürdü.Oyun çıkışında tinercilerden koşarak uzaklaşayım derken ezilecek olmam da cabasıydı.Bugün yalnız izlemeyeceğim için mutluyum velhasıl.

Bir de dün tutulmayı izleyemedim ama o tepsi gibi haline yetiştim sanırım.

11 Nisan 2013 Perşembe

Untitled by yaprak_ataman
Untitled, a photo by yaprak_ataman on Flickr.

Günler tepelerden aşağı koşan vahşi atlar misali.Kilolar da öyle olabilir.Neyse bunu geçelim.Geçen hafta dalgalanma hallerimin canıma tak etmesiyle doktora gittim.Boynum düzleşmeye başlamış.Bir de vertigom varmış.Şimdi bir ay boyunca her gün ilaç içmekle görevlendirildim.Deneme amaçlı yogaya gitmeyi düşünüyorum.Gidip görüştüm.Eğer iyi hissedersem sonrasında da devam edebilirim.
Siyami korkuttu bu hafta hepimizi.Tüm gece kusmaya çalıştı.Bir gram uyumadan sınava koştum.Ertesi gün veteriner bademciklerin şişmiş olabileceğini söyledi.Antibiyotik iğnesini oluyor iki gündür.İyi şimdi sıpa.Bunun dışında yarın uzun zamandır istediğim bir oyunu izlemeye gideceğiz.Televizyonun altyazı açamama sorununu çözünce deli gibi film izlemeye başladık.Haftaya çarşamba sınavların bitmesini bekliyorum.Sonra bir piknik planımız var.Bakalım bakalım.

31 Mart 2013 Pazar

    Neredeyse her gün ''Hımm bugün gideyim de bloga yazı yazayım.'' diyerek dönüyorum.Ama gel gör ki burada değişen hiçbir şey yok.Blogun ismi dışında.Devam zorunluluğu zımbırtısının getirilmesi nedeniyle-tamam hep vardı ama hiç bu kadar dikkat edilmiyordu-dört yıldır hiç gitmediğim kadar gidiyorum okula.Haftasonu da kurs derken günler dolu dolu ya da yorgun yorgun geçiyor.Ama geçiyor.İngilizce kursunun iki kuru bitti.Sınıftaki insanlara tahammül edemiyorum.Ama zaten genel olarak arkadaş edinmekte zorlanan bir tip olduğum için kendime de alışıyorum.Hiçbir şeyi yanlız yapamayan biri olarak artık her şeyi kendim yapabiliyorum.2012 sonu 2013 ile gelen en güzel şey bu oldu diyebilirim.Neden yalnız bir şey yapamıyorsun diye soranlara bunu anlatmak bazen çok zor olabiliyordu.Ama kendi kendine kalma-kalamama halini bir şekilde açtım.Üç buçuk saatlik ders aralarında eve giderdim eski ben olsam.Şimdi kendimi bir bankta boş boş bir saat otururken buluveriyorum.Artık Çağrı'yı da darlamıyorum.Belki de kendimle başbaşa kalabilmemden de güzel olan bu.Asla her şeyi beraber yapan bir ikili olmadık.Ama onu katılmak istemeyeceği yerlere sürükleme arzumdan vazgeçmem ikimizin de kafasını rahatlatan bir şey oldu.Bunu altınca yılda keşfetmiş olmam ise ayrı bir durum tabi.Bunun dışında babam bu soğukta manyak gibi yazlığa gittiğinden.Ana-abla-kardeş üçlüsü olarak her akşam bir film izliyoruz.En son Dead Man's Shoes izledik.Beğendik.İlginç bir intikam öyküsüydü.Bunun dışında Filmmor festivaline gittim..İzlediklerimden en çok Bana Kuchu De'den etkilendim.İnternette var mı bilmiyorum ama merak edenler için tık yeri koydum.Bakınız TIK . Akbank Kısa Film Festivali'nde kısa filmler izledik bir de 17 mart'ta Cirque Du Soleil Michael Jackson'a gittik.Yaşadığımız en güzel deneyimlerden biriydi.İşin en güzel kısmı ise en ucuz yerden aldığımız biletlerimizin gittiğimizde en öne taşınmış olmasıydı.Ön taraflar boş kaldığı için arkadan alanları öne taşımışlar.Neredeyse ödediğimizin iki katı fiyatı olan koltuklardan mis gibi izledik.Hımm bunun dışında bu yıl da gelenek bozulmadı ve film festivaline gidemiyorum.Hem sınav haftası hem biletix zımbırtısı derken torrenta yükleneceğiz yine sanırım.Bir süredir devam eden baş dönmelerim ve mide bulantılarım dışında her şey iyi.Onun da nedenini çarşamba günü hastanede öğreneceğiz sanırım.Koca bir mart ayını böylece özetlemiş oldum sanırım.İşte böyle bir şey.Dırırırım.

2 Mart 2013 Cumartesi

Buraya upuzun bir şeyler yazmıştım.Ama hepsi birden yanlış bir yere basmam nedeniyle uçup gitti.O andan sonra bir şeyler yazmak istemiyor insan.En azından hemencik.O yüzden sadece bunu yazıp gidiyorum.HIH.

22 Şubat 2013 Cuma

    Yaşlılık çok acayip.İnsan çok rahat saçmalayabiliyor mesela.Amaan diyor bir de.Ölüm yaklaşıyor diye mi hiçbir şeyi sallamaz oluyorsun acaba.Ananem mesela.Bazen çok rahatlıkla saçmalıyor.Televizyonda gördüğü kendi yaşlarındaki bir kadına bunağa bak napıyorsa orda diyor.Kadının bir tarafı nefret kusmaya aç gibi.Sokaktaki hayvanları da kovar mesela.Ya da çocuk sevmez.Tonton değil.İnsan seviyor yine de.Ananem yaşlı sonuçta diye belki de.Ama annem bazen ananemi sevmekte zorlanıyor sanki.Acaba bir gün annem yaşlandığında ben de onu sevmekte zorlanır mıyım?

18 Şubat 2013 Pazartesi

Beasts Of The Southern Wild: İnsanın beklentisi çok olunca hayal kırıklığı da çok oluyormuş.Bayıl(a)madım ben nedense.Büyük bir beklentiyle izlediğim için olabilir.

The Imposter: !f 2013'te gösterilen Imposter ise çok büyük beklentilerle izlemeyip sevdiğim bir film oldu.Mockumentary denilen kurmaca belgesel türünde bir filmdi.Yer yer mantık hataları vardı sanki.Yine de son zamanlarda izlediğim en farklı filmlerden biriydi.

Beyond the Hills: Mungiu'nun izlediğim ilk filmiydi.Kurumlar üzerine düşündüren bir film Beyond The Hills.Ancak fazla uzundu ve tekrara düştü eleştirilerine katılmaktayım.
 Django Unchained: Hem Django efsanesi hem de Tarantino olduğundan Çağrı'yı tutabilene aşk olsun diyerek koşarak gittik.Filmin müzikleri şahane.Oyunculuklar şahane.Christoph Waltz'a bayıldım.Umarım hak ettiği ödülü bu pazar alır.Almanca'yı özlediğimi hissettim bir de.Fekat 8.6'lık bir şey bulamadım ben.

The Possession: Çerezlik korku filmi.










Life Of Pi: Son zamanlarda izleyip en çok etkilendiğim,ağladığım,güldüğüm film oldu.






Amour: Başlarda Haneke filmi olduğunu hissettirmiyor.Ama ilerledikçe ''Haa'' diyorsunuz.Biraz geriyor,biraz yoruyor.Ama etkiliyor.

4 Şubat 2013 Pazartesi

Hayatımdaki bazı insanların götüm götüm hayatımdan çıkmaya çalışmalarını uzaktan izliyorum.Ben de yaptım zamanında bu takibi bırakıp arkadaş listesinden çıkarma eylemlerini.Toplasan iki kere reelde gördüğün insanları sevmek zorunda değilsin.Anlıyorum.Ama ortada trajikomik bir durum var anlam veremediğim.Bilenmek ve çevrendekileri de bilemek olabilir bu anlam veremediğim.Neyse.

3 Şubat 2013 Pazar

    Haziranı düşününce mideme ağrılar giriyor.Gözlerim saniyesinde doluyor.Bir şeylerle başa çıkmak konusunda çocukluğumdan beri beceriksiz oldum.Bir an önce her şey geçsin diye öylece duruyormuşum gibi hissediyorum hep.Şimdi de dünyanın ablası ilk evlenecek insanı gibi davranıyorum.22 yaşındayım.Kendimi bildim bileli aynı odada yatıyoruz.Önce ranza şimdi yan yana yataklar.Haftasonları uyanınca ilk karşılaşılan yüz.Kimi zaman da sabahları işe gitme sesine uyanıp gülümsediğim.Dokuz yaş var aramızda.Hayatımda beni koşulsuz sevdiğini en çok hissettiğim insan o.Annemden bile önce.Annem okusa belki üzülür ama öyle.Her şeyimi anlattığım ilk arkadaşım.Her sıkıntıda koşacağım ilk insan.Çocuk yaparsam ikisi de kız olsun ve aralarında dokuz yaş olsun.Küçük olan benim gibi kendini şanslı hissetsin dedirten.Kavgalarımızda ağlatan,gülmekten ağlatan...Haziran gözümde çok büyüyor.Eve geldiğimde odada tek olacak olmak çok korkutuyor.İş bulamazsam o boşluktan çok korkuyorum.Baş edememekten çok korkuyorum.İş bulmam lazım çünkü okula gitmeyip her gün ablamı göremeden odada tek oturursam çok mutsuz olacağım.Dün nişanda hıçkırarak ağlayan tek insandım.Annem arka taraflara kaçarak ağladı.Bununla baş edemeyecekmişim gibi geliyor.Kendimi en yalnız hissettiğim şu dönemde bunları düşünüp,altı ay sonrasını düşünüp üzülüyorum.Bencillik mi sevgi bağından kafayı yemek mi bilmiyorum.Ama şunları yazarken de zırıl zırıl ağlıyorum.Çünkü ablam yan yatağımda uyuyor.Keşke biri bana yardım etse bu süreçte.Başa çıkmamı kolaylaştırsa.Bir yerlere yazmam gerekiyordu.Biriyle dertleşiyormuşum gibi.Birine içimi döküyormuşum gibi.Sevdiklerimin sağlığından başka bir şey istemiyorum.Ama bazen insanın canı çok acıyor.

29 Ocak 2013 Salı

    Her şey aynı.Dört yıldır neredeyse hiç konuşmadığım bir arkadaşım aradı az önce.Nasılsın,neler yapıyorsun dedi.Aynı dedim.Dört yıldır değişmedi mi her şey acep.Emin değilim.Yandalı geç.Kursu da.Okulun son sene olmasını da geç.Çağrı var.Hala.Dört yıl önceki kedim öldü.Basty var.Siyami var.Aldığım kilolar var.Verdiğim kilolar var.Verdiğim ödünler var.Gözlüklerim yok.Lenslerim var.3.75e çıkan sağ gözüm var.Burnumda bir metal parçası var.Yıllığa yazılan ''bizi güldüren...'' ifadesinin yanına bile yaklaşmayacak bir Yaprak var.İnsansız,yalnız.Kimi zaman bundan şikayet eden.Kimi zaman seven.

16 Ocak 2013 Çarşamba

Manasız bir mutluluk var içimde.Aslında o kadar da manasız değil.Uzun süre bir şey çalıştıktan sonra sorumsuzca boş boş oturmak çok güzel hissettiriyor.Bir süre daha mutsuz hissederim diyorken birden daha iyi hissediyorsun.Bir de Melis D.'nin albümü çok güzel olmuş.

11 Ocak 2013 Cuma


Finallerle boğuşurken elbette aklıma ihmal ettiğim blogum gelecekti.Neticede canım blog bu günler içindi. 

Neyse ki bu sıkıntılı günlerde yalnız bırakılmıyorum.


O karlı soğuk günde eve giderken gördüğüm kartonları zar zor da olsa eve taşıdım.Sonra ailecek oturup iki tane kedi evi yaptık.Biri doğum yapacak bir annenin evi olacak.

Artık okul bitsin istiyorum sanırım.

4 Ocak 2013 Cuma

2 Ocak 2013 Çarşamba

1 Ocak 2013 Salı

Boşa koysam dolmuyor,doluya koysam almıyor sözünün gerzekliğini düşünürken kendimi burada bulmuş olmam oldukça saçma aslında.çOK FAZLA ESNEDİĞİM İÇİN YAZIMI DEVAM ETTİREMEYECEĞİME KARAR VERDİM ŞU AN.Caps lockum açık kalmış ve hepsini küçültmeye çok üşeniyorum şu an.Neyse uyuyum madem.