23 Ekim 2012 Salı

Çok sıkılıyorum.Oysa ki yapmam gereken bir sürü şey var.Yazmaya,anlatmaya üşeniyorum.Soru cevaplamak çok keyifli ama : http://ask.fm/sahafiye

17 Ekim 2012 Çarşamba

560522_10151124305657968_672033425_n.jpeg

Hava çok sıcak.İyi güzel ama havanın hala bu kadar sıcak olması beni biraz bunalttı açıkçası.En azından haftanın bir gününde yağmur filan yağsın da serinleyelim.Neyse pazartesi günü o kadar heyecan yapmışım ki heyecandan az daha kusuyordum.Kendimi hasta etmişim resmen.En sonunda uzanmak zorunda koldum.İlk gün oldukça kıhlamalı geçti.Öğlen biblo gibi koyduğum yerde duruyordu Siyami.Odadan çıktığım anda dolaba giriyordu.Akşam da annemi uyutmayacak kadar kıhlamalı geçti.Ertesi gün öğleninde Basty her gördüğü yerde sıkıştırıp kıhlayarak korkuttu çocuğu.Bugün çarşamba kıhlamalar baya azaldı.Basty daha sakin.Siyami ise evin içinde koşarak oyun oynamaya,rahatça gezmeye başladı.Şimdi koltukta yatmış uyuyor.Diğer deli kız ise kim bilir nerede.Bunun dışında çok tatlı bir pazar günü geçirdim.Gülhane Parkı'nda uzanıp filmlerin banyo ettirilmesini bekleyip,baklava yedik.Sonra tıngır mıngır evlere.Çağrı'ya hediye aldım ama bundan henüz haberi yok.Cuma günü tiyatroya gitme planımız var.Olur da gidersek o gün vereceğim hediyesini.Bunu aldım:
 
Yan tarafları gözükmüyor ama ''Bad'' ''Ugly'' şeklinde devam ediyor.Biri bana en sevdiğim filmin kupasını alsa mutlu olurdum sanırım,umarım o da beğenir.Bunun dışında Kadir Has Üniversitesi'nde geçen seneki Tezer Özlü konferanslarına gidememiştim.Bu perşembe ve cuma Yusuf Atılgan konferansları olacakmış.Yarın boş günüm ama gider miyim bilmiyorum.Cuma günü dersten çıkınca gideceğim ama öyle bir planım var en azından.İşte hayat böyle.Sekiz pati,iki kuyruk,hediyeler,konferanslar,kurs koşturmacası,yetiştirilmesi gereken okumalar,havanın sıcaklığı,bol fotoğraf.







14 Ekim 2012 Pazar

Siyami Basty'i kovalıyormuş evde.Oyun mu oynamak istiyor hakimiyet kavgası mı emin değiliz.Beşte yola çıkacaklar.Yediye doğru inşallah evde olacaklar.Çok gerginim.İki kedi de umarım burada bu evde anlaşabilir.Yarın anlatırım.

13 Ekim 2012 Cumartesi

Untitled by yaprak_ataman
Untitled, a photo by yaprak_ataman on Flickr.

Çok seviyorum.

12 Ekim 2012 Cuma

    Adeta ikinci bebeğini bekleyen bir anne adayıyım. Dün pazartesi günü için heyecanlandığımdan uyuyamadım ve sabah dersine geç kaldım. Sonra gidip mavi bir tasma aldım. Toplumsal cinsiyet rollerine dakikasında adapte oldum. Şaka şaka oğlumun gözleri mavi diye mavi aldım. Morda gözüm vardı aslında. Sonra Basty'e almadım diye-onun tasması var- vicdan yaptım. Sanırım evlat ayırdım az önce diye bir oturdu içime. Anneme çok çocuklu olmak zormuş valla anne dedim telefonda,güldürdüm onu. Bütün gün internetten siyam kedilerin özellikleri adlı videolar izledim. Evde gezinen dört pati ve iki kuyruğu düşündükçe heyecanlanıyorum. Öpülecek ıslak burun sayısı ikiye çıktı. Anladım ki bir şeyi çok isterseniz oluyor. Çocukluğum kedi sahibi olmayı hayal ederek,oyuncak kedileri okşayarak geçti. Öyle çok istedim ki demek ki annem,babam benden daha aktif hayvansever oldular. Öyle ki Boncuk ve Kılçık'ı orada bıraktıkları için ikisi de ayrı ayrı ağlıyormuş orada. Böyle bir ailede büyüdüğüm için çok ama çok şanslı hissediyorum kendimi. Umarım bir gün aynı cümleyi kuran bir birey daha olur bana benzeyen.

11 Ekim 2012 Perşembe

Evimize bir erkek katıldı.Siyami artık bizim bebemiz olmuş.Babam dayanamayıp süprizi bozdu.Pazartesi kavuşuyoruz birbirimize.Ben Basty’i çok özlemişken yanında bonusu ile geliyor.Pek mutluyum efenim.

10 Ekim 2012 Çarşamba

Sevmediğim insanlara selam vermiyorum.Sevmediğim insanlar yer bulamayıp da yanıma oturmasın diye çantamı yanımdaki sandalyeye koyuyorum.Yüze gülüp arkadan iş çevirmek yerine ben o yüze bakmamayı tercih ediyorum.Bence nezaket en az namus kelimesi kadar salak bir kelime.O yüzden hayatımdan o kelimeyi çıkardım.Hiç tanımadığım sokakta,otobüsteki insanlara ise kibar davranabilirim.Bu insan olmayı gerektirir.Ama nezaket çok ayrı ve çok saçma.

9 Ekim 2012 Salı

Hayatimin en sinir bozucu anlarindan birini bugun yasadim.Felsefe dersinde sade dan bahseden hoca escinsel,sapkin gibi ifadeleri arka arkaya sanki ayni seylermis gibi kullandi.Daha dogrusu ben boyle hissettim ve kendisine "Az once escinselligi sapkinlik olarak mi gordunuz,bana mi oyle geldi?" diye sordum.Kendisi "Oyle bir vurgu yapmak istemedim ancak benim sahsi fikrimi soracak olursan ben escinselligi sapkinlik olarak goruyorum.Erkeklerin birbirlerine duyduklari ilgiyi biyolojik olarak kabul edebilirim ama cok guvenilir bir arkadasimin dedigine gore kadinlarin birbirine ilgi duymasi tamamen ozentilik ile ilhiliymis." dedi.Çok güvenilir arkadaş? Özentilik ? O an sinirden gulmeye basladim, o zaman ben bu dersten cikiyorum diye ayaga kalktim. Otur oyle konusalim dedi.Bu bir protesto degil zaten diger dersim baslayacagi icin cikacaktim ama burasi bir universite kursusuyse eger siz soylemlerinize dikkat etmelisiniz.Cunku az once cinsiyetcilik yaptiniz ve buradaki insanlar soylediklerinizi sorgulamadan kabul edebilir dedim.Aslinda hepsi gerizekali desem de olurdu cunku sapkinlik kelimesinden sonra basini sallayan bir suru sosyolog adayi hemcinsim vardi.Bu cumlemden sonra da hayir niye oyle yapalim,sorgulariz diye mirildandilar.Ogretmenim beni sevin gibi bir cumle de kurabilirler zaten.Siz Lacan'i daha iyi biliyorsunuzdur fikriniz zikrinize yansimis belli ki ama burasi universite ve soylemlerinize dikkat etmelisiniz dedim.Kendisi en son benim icim neyse disim da o keske herkes benim gibi olsa seklinde cumleler kuruyordu.Ofke kontrolunde zorlandigim icin titremeye basladim.Sonrasinda sansima baska sevdigim bir hocayi gorerek odasinda su icerek,aglayarak sakinlesmeye calistim.Sacma sapan insanlarla ayni bolumde okuyor olmaktan,cinsiyetci,homofobik soylemlerde bulunan akademisyenleri dinlemek zorunda olmaktan nefret ettim bugun. 

4 Ekim 2012 Perşembe

 Mutluluklar hop diye kesiliveriyor. Bir bakıyorsun nedeninin seninle uzaktan,yakından bile ilgisi yok.Ülken bir şekilde savaşa dahil olmuş oluyor.İçim sıkılıyor geceden beri.Şimdinin kaygısı,geleceğin kaygısı gelip öküz gibi oturuyor göğsüme.Bugün bir saat sonra tek başıma bir sinema salonunda Lal Gece'yi izleyecektim ben oysa ki.Bulamadım o cesareti kendimde.Ülkenin bir başka sorunu olan çocuk gelinlerinden birinin kurgusal hikayesini izlemeye bile cesaret edemedim bugün.Boş günümdü bugün oysa.Benimdi.Ben keyifli ve umarsız olacaktım.İki gün önce mutluluktan ağlatılmıştım sonuçta.Susadım çantamdan suyumu verir misin cümlesinin arkasından o çantada çok uzun zamandır istediğim bir şeyle karşılaşmıştım.Şimdiyse içimi biraz daha sıkacak diye bir filmi bile izlemeye cesaret edemiyorum.Yapmak istediklerimi yapamadım yine.Okumam gereken bir sürü şey var gidip onları okuyayım en iyisi.

2 Ekim 2012 Salı

Buraya bir sürü şey yazıp sildim.Hepsi şimdi bir defterde.Mutluyum çok.

1 Ekim 2012 Pazartesi


   Uyanmak her şeyden daha zor geliyor demiştim.Gerçekten de öyle.Kursa zar zor uyanmam yetmiyormuş gibi şu iki günde de derslerimin saati 8.Hayır 8'de ders mi olur ya diye sızlansak da oluyor tabi.Mesela ben kalkıp bugünkü derse gitmedim.Öğlen yan dal dersime gittim.Sanat nedir,estetik nedir konularıyla başladığımız der arkadaşalr bunları okuyacağız cümlesi ile devam etti.Aldığım kitapların bir kısmı 75 lira tutunca,sponsor istiyom diye ağlamaya başladım.Kredim şayet çıkarsa ocakta yatırılmış olacak.O zaman bir süre ağlamayacağım.Ama sonrasında da ben bunu nasıl ödeyeceğim diye ağlayacağım heralde.Çemberlitaş'ta ucuzluk peşinde elimde kitap poşetleriyle koştururken kendimi bana her şey yakışır programında yarışan kızlar gibi hissettim ve onalra biraz daha acıdım.Bir filmin banyosunu yaptırdım.En sevdiğim filmlerden biri oldu.Yarına okumam gereken bir adet oyun ve bir önsöz var.Ayrıca yarın büyük gün.Sabah sekiz dersinde tez yazıp yazmayacağımızı öğreneceğim.Neyse ki kafamda az çok belli konu.Cuma günü Boğaziçi Üniversitesi'ne gideceğim.Perşembe günü Lal Gece'yi izleyeceğim.Dexter başladı.Bi yandan da Oblomov'u bitirmeye hevesleniyorum.Günde yüz sayfadan altı günde biter,gel gör ki yoğunluktan fırsat bulamayacakmışım gibi.Bir yandan da oxford'un hikaye kitaplarını okumaya çalışıyorum.Amip gibi bölünmek istesem de-OKUL HİÇ BİTMESİN YAAĞ- diye sızlandığım doğrudur.