31 Ağustos 2012 Cuma

30 Ağustos'u şenliklerle kutladık.Şaka şaka.Mis gibi piknik yaptık.







28 Ağustos 2012 Salı

   İngilizce seviyem pre intermediate çıktı.Düşünün ne boktan bir haldeyim.Ama ben elemantaryden başlamak istiyorum dedim.Dört yıldır İngilizce'ye dair hiçbir şey görmemiş ve çalışmamış olmanın sonucu bu.Lisede de Almanca ağırlıklı bir ders programımız olduğundan,okul bitmeden bir kursa gitmek şart oldu.Neyse ki kursa birlikte gideceğiz.Onun son kuru o ayrı.Birbirimize pompaladığımız gazlarla birimiz dikey geçiş sınavını kazanıp dört yıllığa geçiş yaptı,birimiz de istediği bölümle yan dal yapmakta.O yüzden gaz olayını küçümsememeli.Kurs bu hafta başlayacak olsa da yarın İstanbul'dan dört günlüğüne buraya malum şahıs gelmekte.O yüzden haftaya kurs için döneceğim.Havalar biraz daha ısınsın çünkü Uçmakdere gibi bir planımız var.

27 Ağustos 2012 Pazartesi

 Sanırım bölümdeki herkes nişanlı.Annem neden arkadaş edinemediğimi sorduğunda ona bu cevabı veriyorum.Neyse ki bu cevaptan tatmin olacak kadar beni tanıyan bir annem var.Eylül'ü seviyoruz evet.Tırnak işareti olanı da olmayanı da.Ama yağmurlarla geleceksen gelme eylül.Çünkü ben dahil herkes seni  ince hırka giyince yetecek,kahve içince terletmeyecek halinle sevdik.Özellikle de buraya çok fazla yağmurla gelmenden hoşlanmadım.Çünkü sokakta annelik yapmak zorunda olan kediler var ve bu kimsenin umrunda değil.Bazen elime bir neşter alıp erkek kedileri kısırlaştırma isteğiyle doluyorum.Neyse ki bu arzum Siyami'yi görünce geçiyor.Kapının açılmasıyla eve doğru koşan bir kedi beliriveriyor.Kediler çok.Birinden biri mutlaka koşuyor.Basty'le karşılaşmadan onu evden çıkarmak ise günün adrenalin salgısı.Örneğin bugünü ilginç kılanlardan biri iki kedi kavgasını ayırırken patinin yanlışlıkla bana gelmiş olması.Hedef ben değildim,yanlışlıkla elime pati yedim ve bu bence çok ilginçti.Biraz delirdim mi acaba diye düşünmüyor  değilim.Ancak eminim delilik hali biraz mutsuzlukla perçinlenen bir şeydir.Neyse ki mutsuz değilim.Pikeye sarılıp uyumayı seviyorum evet.Ama ıslanmış kediler kalbimi milyonlarca parçaya ayırıyor ve ben bundan hiç hoşlanmıyorum.


İstediğim,aha bu olur dediğim işi buldum.Hayvan barınağında 09-13 arası iş.Ama ingilizce kursum için döneceğim.Olmayacak kısacası.Üzüldüm.

23 Ağustos 2012 Perşembe




Pazara gittik:
Anne buluzu.

Sonra sahile indik:
Sonra köye gittik:
Yanlış açı nedeniyle cüceye dönüşen incirsever:
Ağaca dalan şehirli kişinin mutluluğu

Eve iki güzel kitap,bunları anlatmak için alınan bir defter ve fotoğraf makinamı unuttuğum için instagram fotoğrafları kaldı.

21 Ağustos 2012 Salı

Vedalardan hoşlanmadığım için uyumaya karar vermiştim.Çünkü birine hadi hoşçakal demek ertesi gün görüşecek olsan bile sinir bozucu.Bir sürü kabus görerek böldüm uykumu.Rüyamda n'olur bu bir rüya olsun dedikten sonra uyandım.O sinir bozuculukla yeniden uyumaya çalışsam da karşımdaki mor duvarla bir süre bakıştım.Uyuyamadım.Kalktım.O sırada yola çıkmak üzere olduğunu gördüm.Balkondan el salladım.Hava çok sıcak,canım çok sıkkındı.En sevdiğim elbisemi giyip annemin ve annesinin yanına gittim.Topladığımız deniz kabuklarından rüzgar çanı yapmalarını izledim,yardım ettim.Kedilerimizden birinin yavrusunu ilk defa gördüm.Eve döndüm,en sevdiğim elbiseyi çıkartıp en paspal kıyafetlerimi giyip bilgisayar başına oturdum.Bir dilim kek yedim.Beş kilo vererek uyansam bir sabah keşke diye düşündüm.Bir film açtım.Bitmesini beklemeden kapattım.Hava keşke hep şu andaki gibi olsa.
Untitled by yaprak_ataman
Untitled, a photo by yaprak_ataman on Flickr.

Salt insanları özlesek keşke. Şehirleri,kedileri, kitapları, odaları da özlüyor insan. Arka bahçemdeki ağaç kurudu mu acep diye düşünürken, vardığımda buradaki rüzgar çanlarını bile özleyeceğim. Biliyorum. Hiçbir şeyle değil de özlemekle ve yılmakla geçiyor ömür sanırım. Bak, ondan bile emin değilim.

20 Ağustos 2012 Pazartesi


Hayatımın en güzel hediyelerinden birini bana veren kadının bugün doğum günü.İyi ki doğmuşsun ve iyi ki varsın Eylül!!

17 Ağustos 2012 Cuma

    Babam az önce doğmamış çocuğumun eğitimiyle ilgili ahkam kesti.Sınırları olan oyuncaklar istemiyorum,kızsa bebek/erkekse araba yerine puzzle,lego gibi oyuncaklarla oynamasını istiyorum dediğimde içinden ataerkil bir canavar çıkarak ''Çocuk sokakta oynayıp küfür de öğrenecek,arabayla da oynayacak.Yoksa gay olur görürsün.'' gibisinden laflar etti.Yapmış olduğum kahvaltı birden midemde taşlaştı.Bunu diyen şahıs ise toplumsal cinsiyet rollerinden arınmış bir adamdı.Pazar alışverişini,yemek hazırlamayı,sofra kaldırıp kurmayı hatta çayı demleyip koymayı o yaptı her zaman.Annem emekli ve evde bulunuyor olsa da babam kadın işidir gibi bir cümle asla kurmadı.Ne güzel böyle bir ailenin içinde olmak diye pembe bulutlarda takla atıyorken birden böyle cümlelerle buluşmak sinir bozucu.İki kız babası olmanın verdiği erkek torun yetiştirme hevesinin verdiği dengesiz arzudan mıdır bilmem ortaya bu cümleler çıktı.Sabah sabah canım sıkıldı.Bir gün bir bebek yapma kararı alırsam ki genel olarak bunun için ölüp bitmiyorum,kendi doğrularımla yetiştirmek isterim.Zaten bu ülkede doğurma probleminden başlıyor dünyaya çocuğu getirmek.Normal doğum fotoğaflarını gördüğüm 7 yaşımdan beri benim için en rahatsız edici şeylerden biri.Sezeryanın yasak olduğu bir ülkeye,bu söylemlerin içine çocuk getirir miyim bilmiyorum.Sabah sabah serzenişler.

16 Ağustos 2012 Perşembe

     Hava akşamları öyle soğuk olmaya başladı ki dün gece pikemi çıkarmak zorunda kaldım.Pike kelimesini sempatik buluyorum sanırım.Ve pike kullanılacak serinliklerden hoşlanıyorum.Terleyerek uyanmamayı,yorgana sarılmayı,toplamadan yattığım saçlarım yüzünden bunalmamayı özlemişim.Günler yine benzer şekilde geçiyor.Gündüz yüzüyorum eve geldiğimde de bilgisayarın başına geçiyorum.Gece olduğunda ise kendimi bir şeyler okumaya veriyorum.Çünkü hepinizin de bildiği gibi gece ve balkon kelimeleri bir arada çok güzel oluyor.Burada bulamadığım Notos dergisini bana aldığını haber verdi bugün.Bir de birlikte gideceğimiz İngilizce kursunun fiyatlarını araştırıp şimdiden indirim ayarlamış.''Geldiğinde daha da indirim yaptırırız.'' dedi.Bazen iğrenç bir alarm sesiyle uyanacakmışım gibi hisettiriyor en güzeli o.

14 Ağustos 2012 Salı

“İşte ben, bu alışkanlıklarından biri olmak istemem. Senin düzenle olan bağlarından biri. Sabahki diş fırçan, ya da kolunun altına sürdüğün deodorant, ya da yumurtalı şampuan olmak istemem. Bunların günlük mutluluğunda, rahatlığında belki sadece ufak bir payları var. İşte ben bu gündelik mutluluğun daha büyük bir payı olmak istemem. Yani daha rahat olman, korkmaman için örneğin, destek olamam sana. Düzenle bùtùn bağlarını koparabildiğin zaman, ki bu cesaret ister, bu cesareti gösterebildikten sonra zaten karanlıktan korkmayan biri olursun. O zaman yine beni seversen, bu sevgi kabulümdùr. Tamam mı?” (Yenişehir’de Bir Öğle Vakti- Sevgi Soysal)

13 Ağustos 2012 Pazartesi

  Birinin yanınızdaki varlığına alışınca yokluğu büyük eksiklik hissi yaratıyor.Bir haftanın sonucunda bugün pek bir tatsız geçti.Karın ağrıları,gereksiz iştahlarla günü geçirdim.Hava birazcık olsun serinledi belki bu güzel.Ama kışı hatırlatıyor olması canımı sıkıyor.Sanırım kış gelsin istemiyorum.Tüm o yaşanacaklar gözümde büyüyor sanırım.Gözümde büyüterek iyicene zorlaştırıyorum belki de bilmiyorum.Sınıftan bir arkadaşım gideceğim kursun üds kısmına yazıldığını söyledi.İnsanlar üds için çalışmaya başlarken ben en başından İngilizce'ye başlıyorum.Bu bile canımı sıkabiliyor.Sanırım içinde bulunduğum ruh halini bilim adamları PMS olarak özetliyor.Bunun dışında dün Bilgi Yayınevi eskiden Tezer Özlü'den Sabahattin Ali'ye kadar bir çok yazarın kitabını basan yayınevi olduğunu keşfettim.Okuduğum kitap annemin 50 yaşındaki kitabı ve çok güzel kokuyor.Sanırım şu hayatta en sevdiğim şeylerin başında kitap kokusu geliyor.Ondan sonra da kedi mırıltısı gelir muhtemelen.Ne çok sanırım dedim ve ne kadar sıkıcıyım.Neyse ki çekip de yayınlamayı unuttuğum fotoğraflar varmış.Şu iki üç cümleyi okuyarak harcadığınız zamanı görsellikle doldurabilirim.

*Sevdiğim blog yazarları daha çok yazın lütfen.Kendinizi biliyorsunuz.Biliyorum.





12 Ağustos 2012 Pazar

Bugün de bitti sayılır.Günün ikinci yazısını girdiğime göre sıkılmış olmalıyım.Biraz Sevgi Soysal biraz Connell okudum.Yarım kalan Before Sunset'i bitirip bir de üstüne Weekend'i izledim.Almış olduğum kilolar nedeniyle tüm günü aç geçirdim.Oruç tutmuyorum,hayır.Allah'ım yine bulutlar çok güzel ama ben çekmiyorum bu sefer ı ıh.Herkesin hayatında ertesi gün ''O an gerçek miydi yoksa ben mi uydurdum,fazla rüya gibiydi.'' diyebileceği anlar olur umarım.

Huzurla dolu geçirdiğim bir haftanın sonuna gelmiş bulunuyoruz.Olanlara kısaca bakacak olursak:

  • Bu bir hafta içinde tartı bana 2 kilo 700 gram kadar ağırlaştığımı söyledi.Dün gece bir buçukta mercimek çorbası içiyordum en son.
  • Buzağı çok güzel bir hayvan.Eşek gözlerinden daha güzel gözleri var.Kedi gibi bir şey.Dibine kadar girmiş olmamsa bir şehir bebesi benim için çok ama çok güzel bir histi.Kampta öküz ve ineklerle karşılaşmıştım ama buzağı çok ayrı bir güzellik.Sütaş reklamını hepinize hatırlatmak isterim.ADETA İRİ BASTY.
  • Su altı fotoğraf makinam bozuldu.Oysa ki ona film de almıştım fakat havuza girmemle makinanın su içinde kalması bir oldu.
  • İnsanlar laf diyecek diye bazı kedileri uzaklaştırmak zorunda kaldık ve annem de ben de çok kötü hissediyoruz.
  • Hiç bu kadar çok fotoğraf çekmemiştim sanırım.
  • Deli gibi gök gürlüyor ve şimşek çakıyor şu an.Sevgili yolda.Bir an önce varsın evine.
  • Film anlamında çok verimsiz bir yaz geçirdiğimi düşünüyorum.TATİLDE SADECE 2 TANE FİLM İZLEDİM.(Gitmek-Çamur) Şaka gibi.
  • Filmli makina kullanmanın en kötü yanı telefona kalmak sanırım.Dijital olsaydı burda bu haftaya dair daha güzel,daha tatlı fotoğraf olurdu.Bilemedim.
  • Bu kadar.

8 Ağustos 2012 Çarşamba

Çarşamba






Bugünün yazısını erken yazıp paylaşayım dedim.Yol çok güzel,yolda olmak daha da güzel.6D de çok güzel.Roller Coaster'a bindim diyebilirim artık.Ayrıca sezon bitti hala ne elli lirasından söz ediyorsun sevgili Koton.Moves Like Jagger'ı çok güzel söylüyorum.Hele ki yolda.

Salı




6 Ağustos 2012 Pazartesi

Buraya bayram erken geldi.Ve bayram tatili yedi gün sürüyor.Bir de bize her gün bayram.Çocuğu uyuyunca uyansın da seveyim diyen anneler gibi oldum.Uyansa da sevsem.Burası fotoğraflarla dolacak bir de.Fotobloga dönmezse iyi.

Günler Tepelerden Aşağı Koşan Vahşi Atlar Misali