31 Temmuz 2012 Salı

Öyle bunaldım ki mevcut hesaplarımı aldattım. Bir adet tumblr,bir adet goodreads hesabı aldım.

http://sahafiye.tumblr.com/

http://www.goodreads.com/user/show/11443797-yaprak

Vikitap,twitter,flickr,formspring,lastfm,filimadamı da var.Yok değil.




29 Temmuz 2012 Pazar

Zaman Algısı




Sözleştiğimiz saate alarmımı kurup uyuyorum.Çocuk gibi heyecanlanıp,saçma sapan yatakta döndükten sonra uyanıyorum.Yüzümü bile yıkamadan gidiyorum.Gelmemiş oluyor.Uyuyakaldığını düşünüp kızamıyorum.Geliyor.Geç de olsa geliyor.Mahmurluk böyle bir şey herhalde diye düşünüyorum.Gülümsüyor.Önemli olan da bu.Çoğu zaman.Kahvaltı ediyoruz bir takım ısrarlar sonucu.Evet,o bilindik cümle geliyor aklıma.Ama birlikte yenilen akşam yemeklerinin de mutlulukla ilgisi büyük diye düşünüyorum akşam olunca.Saçma sapan kurumlara inancımı sağlıyor bir an.Bir an geliyor zaman kavramına olan inancım sarsılıyor.Yıl,ay,gün,saat...Ben ne hissedersem o.Telefonu evde bırakıp çıkmanın,telefonun aklına bile gelmemesinin huzuru yıllara değil günlere eşdeğer.O yüzden beş yıl dediğin bazen yalnızca beş gün.

22 Temmuz 2012 Pazar

Rüzgarın ortaya çıkması,hissettiğim eylül havası iyi gelmişti.Bir iki gündür iyiydim.Doğurmak üzere olan Boncuk'u babam evden çıkarana kadar.Bana bir şeyler yazın.Mail yazın,mesaj yazın,mektup yazın ama yazın.Bu yalnızlık hissi çok yıpratıyor beni.

17 Temmuz 2012 Salı

Yeni bir yer açma isteğiyle doluyorum.Fazla mı şahsi,fazla mı günlük diye sorguluyorum.Sonra bana ait belki de en özel yer için bile bu sorguyu yaptığım için kızıyorum kendime.Belki öyle belki değil sorgulamıyorum.Günün belli saatlerinde dünyayı kurtarabilecek günü bedenimde hissederken belli saatlerinde şuradan hop diye kendimi aşağı mı salsam acaba diye düşünüyorum.Acizlik hissi canımı öyle çok sıkıyor ki dayanamıyorum.Şükretmeye inanıyorum.Sahip olduklarıma,sağlığıma,sevdiklerimin yanımda olmalarına iyi ki diyorum binlerce defa ama bir an geliyor ki tavan izlerken buluyorum kendimi.Sevmiyorum o halimi.İçimdeki sevgi kelebeğinin salaklığını seviyorum.O aman da aman çok mutluyum hallerini seviyorum.Sadece arkadaşsız hatta ablamsız burada olmak bazen sinirlerimi çok bozuyor.Durup dururken ağlamalar,yükselen sesim çok rahatsız ediyor beni.Ama bununla başa çıkacağım.Hava nasıl sımsıcak günlerden sonra serinledi,duruldu.Ben de sakinliğimle başa çıkmayı başaracağım.Bir boyama kitabı ve kuru kalemler almam gerekse bile bir çaresine bakacağım.21 yaşın başarısızlık hissini üzerimden söküp atmak için adım attığıma kendimi inandıracağım.Yaptığım yandalı,kredi başvurusu ile yapmak istediklerimi hatırlayacağım.Yarın ölürsem en azından çabaladım demek istiyorum.Durdum ve tavana baktım demek değil.

16 Temmuz 2012

Untitled by yaprak_ataman
Untitled, a photo by yaprak_ataman on Flickr.

Bir bakıyorsun beş yılı geride bırakmışsın.Üniversite sınavına hazırlanırken başlayan heyecan,fakülte kapılarına bırakarak devam etmiş.Yaklaşık 1825 gün boyunca bir şeyler paylaşılmış.Hiç konuşulmayan bir ay boyunca bile hatta.Bir sürü film izlenmiş,biletleri saklanmış.Bir çok tiyatro oyununa gidilmiş,üstüne konuşulmuş.Kitaplar alınmış.Hediye kitaplar,hediye defterler...Evimize diye başlanan cümleler film dvdleri ile sonlanmış.Evlilik kurumuna olan inançsızlığım bıyık altı gülümsemeleri ile yıkılmış.Az da olsa fotoğraf karelerine sığdırmışım yüzünü,hep destek tam destek sloganını benimsemiş benim için kendine.Gülümsetmiş,ağlatmış,kızdırmış.17'lik Yaprak yanında 21 oluvermiş.30'ları 40'ları görüp buraya yazmayı diletmiş.

9 Temmuz 2012 Pazartesi

Hayatımın en tatlı günlerinden biri 7 temmuzdu sanırım. Geriye bir sürü gülümsemeli an, göbek atılan anlar, bira şişelerinin birbirine değme sesi, kahkaha, alkış sesleri kaldı. Bir de bu ikisi:

6 Temmuz 2012 Cuma

   Bu yazıyı balkanlardan gelecek soğuk hava dalgasının hayalini kurarak yazıyorum. Bir haftadır kıvrandıran ağrılarım benim geçer geçer nidalarım ile erteleniyordu. Ta ki dün tamam pes ediyorum doktora gidelim dememe kadar. Tekirdağ'a 18 km lik bir mesafede olduğumuzdan varmamız kolay oldu. Tekirdağ Devlet Hastanesi pis ve salaş görünümü ile Şişli Etfal ve Taksim İlk Yardım ile yarışacak cinsten. Bir de acil bölümüne gitmemizle aha ben şimdi ölecem heralde bu insanları gördükçe diye sayıklamam bir oldu. Girdiğim tüm pis tuvaletlerin önünde eğilip tövbe istedim dün girmek zorunda kaldığım tuvaletten sonra. Meğersem kum döküyormuşum. Başka hastanede olsa ultrason da isterlerdi ama bilmiyorum. Kırık olsa duramazsın mantığıyla kum olsa duramazsın diye düşünüyordum oysa kiç Durmuşum valla. Aldığım dört çeşit ilaç fayda etmezse ilaç bağımlısı olacağım herhalde. Bunun dışında günler birbirinin aynısı şeklinde sürüp gitmeye devam ediyor. Sıcaktan kendisini oradan oraya atan Basty'den bir farkım yok. Bir hafta havuza-denize girmeyen doktora attığım Emrah bakışlarımla çok tatlı olduğumu düşünmüştüm oysa ki. Neyse bugün cuma. Kim derdi ki mesai bitimleri gözleyeceksin Yaprak. Bulunduğum yere kargo gelmemesi ile başka bir ağlama konum olsun bari.

3 Temmuz 2012 Salı

   Her gün bir önceki gün ile aynı geçiyor. Kendimi bundan şikayet ederken bulduğumda, bütün kış beklediğin zaten bu hiçbir şey yapmama hali değil miydi diye soruyorum kendime. Cevap evet, hiçbir şey yapmamanın hayali ile tüm kışı geçirdim. Yan dal derslerinin de eklenmesiyle artan derslerimin yoğunluğu, aynı anda olan sınavlardaki yetişme telaşım yeterince yordu beni. En azından ders bırakmadan bitirdim dönemi. Altından kalkabilmiş olduğum için seviniyorum. Başvurduğum yerlerden dil eksikliğim nedeniyle olumsuz yanıt almış olmam kafama bir şeylerin iyice dank etmesine neden oldu. Kredi başvurum kabul edilirse seneye ingilizce kursuna gideceğim aldığım kredi ile. Bunları düşününce yan dal, son sene, tez yazımı ve kursun birarada beni bitireceğini daha iyi anlıyorum. Bu açıdan bakınca belki de bu benim hiçbir şey yapmadan durabildiğim son yaz tatilim olacak. Haftasonlarını gözlemeden geçirebilseydim elbette daha çekilir olurdu ama yine de razıyım. En azından haftasonları daha da güzel oluyor. Sıcağa tahammül edemeyen bir insan olduğumdan sürekli rüzgarlı bir yerde bulunmanın huzurunu yaşıyorum. Buradaki insanlara da en az sıcak kadar tahammül edemiyorum o ayrı. Köyden bir farkı olmayan bu sitede herkes birbirinin namusunu kendisine dert edinmiş nedense. Alışılagelmiş normlar tarafından elegeçirilmeme çok az kalmıştı neyse ki toplumsal cinsiyete ve kavramlara dair bir şeyler okuyup kalıplarımı kırmaya çalışıyorum. Bunun dışında elimde mama ile sürekli kapı önündeyim. Kapımızdan ayrılmayan dünya güzeli bir kedimiz var. Sanırım artık herkes onu tanıyor ama yine de bu güzelliği burada bir kez daha paylaşayım:
 
  Şimdi hamile bu güzellik.Annem bebekleri olduktan sonra onu eve almak istiyor.Basty ile birbirlerini koklamalarını sağlıyoruz ama Basty ondan korkuyor.Nasıl anlaşacaklar bilmiyorum. 15 yaş yazım burada sonlanıyor efenim. Rüzgardan devrilen saksıları toplayayım en iyisi.