16 Haziran 2012 Cumartesi

  İnsan sevmiyorum.Bunu en çok burada hissediyorum.İstanbul'da canım sıkılsa gidebileceğim huzurlu cafeler burada yok.Biraz yürüyünce ulaştığım Kabalcı bile yeter kafamı dağıtmama.Hiç olmadı bir kitap/dergi alırım,iyi hissederim.Burası verdiği huzuru verdiği huzursuzlukla bastırıyor.Kurallara uyalım,uymayanları uyaralım bir aile olduğumuzdan buradaki düşüncesiz,kurallara uymayanlar ailecek sinirimizi bozuyor.Sitenin en işlek sokağında oturduğumuz ev,öğlenleri bangır bangır apaçi müzikleri çaldığından hiçbir şey yapamıyorum.Şu anda da yaklaşık 2 buçuk saattir şirinler albümü çalıyor bangır bangır.Bakın şirinler albümü diyorum.Delirmek çok ince bir çizgi bence.Bir süreç değil de bir an.Ve ben o ana galiba yaklaştım.İnsanların bu kadar vurdumduymaz,bu kadar gerzek olmalarına dayanamıyorum.Ne beni sakinleştirecek sevgilim yanımda,ne de anlaşabildiğim bir insan var yanımda.Az kaldı.

3 yorum:

Merve dedi ki...

ahh ahh, üç senedir istanbulda yaşıyorum, en çok yakındığım şey bu ses kirliliği ya da insan hödükleri diyeyim.. ben de üsttekilerin msn mesaj sesine kadar hergün dinliyorum bu tip sesleri.. en iyisi köy hayatı !!

dedimdi dedi ki...

yazının girişini gördüğümde "işte, sosyoloji okuyan insanların ortak paydası" demiştim ama yazıya tıklayınca durumun bu olmadığını fark ettim. çok ilginç. sabırlı olmak lazım mı acaba? sabırla olacak iş de değil. ya da çıkıp millete mi çemkirmeli?

yaprak dedi ki...

Merve baktığın zaman buranın da köyden bir farkı yok.Merkeze gitmek gerekiyor bir şeyleri edinmek için.Gel gör ki köy insanları daha dürüst,daha içten daha düşüncelidir.

Dedimdi,insan sevmiyorum.O hep var.O her sosyoloji okuyan insanın sorunu olmasa da senin benim gibilerin sorunu olabilir.Gördükçe,bildikçe kaçası geliyor insanın.Bir de ben çok sabırsız bir insanım.Aaa diye bağırıp kaçmam yakın.