10 Şubat 2012 Cuma

 Yüzüm düşüyor. Eğilip alıyor yerden. Çekinerek uzatıyor bana. Gülümsemeye çalışıyorum. Ona bu iyiliği için de teşekkür etmeliyim. Ama gülümsemekle yetiniyorum. Yaptığı tüm iyiliklere karşı ona ancak bu şekilde teşekkür edebiliyorum. Yeterli dercesine yüzüme bakıyor. Çekinen ama delen bakışlarla. Başımı eğiyorum. Yüzüm düşmesin istiyorum. En azından onun yanındayken bir kez daha... Sonra küçük adımlarla yürümeye başlıyoruz. Arkamızda bıraktığımız izi düşünüyorum. İki farklı ayak izi. İki farklı beden. Sonra duruyor birden,dönüp yüzüme bakıyor. Yüzümün düşmesinden korkuyor belli ki. Bu defa gülümsüyorum. Teşekkürsüz bir gülümseme. Çekinen ve delen bakışlarının içine parıltılar ekliyor. Tanrı varsa eğer, şimdi şu an gözlerinde. Saçını düzeltiyor bir el hareketiyle. Elleri düzgün. Varlığı,her yerine işlemiş. Yeniden yürümeye başlıyor. Gözlerindeki parıltılar ve içine saklanmış Tanrı ile birlikte. Ayak izlerimiz artıyor geride. Susuyoruz. Sustukça ''Yüzüm!'' diyorum içimden. Yüzüm yeniden düşmemeli.

Hiç yorum yok: