29 Şubat 2012 Çarşamba

BİR BAŞLANGIÇ OLARAK SON

 

   Toplumsal rollerin sıklıkla tartışıldığı günümüzde dikkat çeken bir oyun: Sen Olmak Nedir?
   Bir spermiyogram testi odası ve içeri çekinerek giren bir adam.Bir görevi var: O odadan erkekliğini 
kanıtlayarak çıkmak.Bu görevde ona yardımcı olacak ekipmanlarla birlikte, tek başına.Önce tek başına 
olup olmadığını sorguluyor sonra ise kendisini ve erkekliğini.Yaşamı boyunca bir ‘’erkek’’ 
olarak edindiği rolleri hatırlıyor tek tek.Bizler de sırasıyla öğretmenden dayak yiyen bir erkek çocuğu,
komutanından dayak yiyen bir er,babasının annesini dövdüğü bir evlat, aşkta yenik bir aşık ve üzerindeki baskılar nedeniyle evliliğe adım atan bir erkek ve son olarak kendisinden gerekli ‘ejakülasyon’ beklenen 
bir baba adayı görüyoruz.
  Mert Turak her zamanki gibi muhteşem bir performans sergiliyor.Bu oyunla XI.Direklerarası Seyirci 
Ödülleri’nde en iyi oyun yazarı ödülünü kazanan Nur Can Kara’nın  başarılı metni Turak’ın yeteneği ile 
bir kez daha devleşiyor.
    Mert Turak’a ‘Tüy’ rolüyle eşlik eden Nimet Gürbüz ise hiç konuşmadan 
mimiklerle nasıl güzel oynanabileceğini kanıtlıyor.
   Oyun erkekliği ve erkek olmayı sorgularken,toplumun dayattığı rolleri ve dağılımları seyirciyi rahatsız etmeden aktarıyor.En önemlisi oyun boyunca herhangi bir ayrım yapılmadan,var olan düzen yansıtılıyor.Görünmez olmak isteyen bu adam kendisiyle birlikte gerçekleri de görünür kılıyor ve gerçek ‘boşalma’yı bu sayede gerçekleştiriyor.Nur Can Kara’nın oyunu yazarken etkilendiğini söylediği The Doors’un The End şarkısı oyun bittikten sonra da aklınızın bir köşesinde oyunu ve ‘’son’’u düşündürüyor.                                                                                                                      

25 Şubat 2012 Cumartesi

Bir insanın kendisini 21 yaşında başarısız hissetmesi çok can sıkıcı.Elimi bir işe attım ve olmadı.Hemen olmasını beklemişim sanırım.Yine bana hüsran...

21 Şubat 2012 Salı

Olur da çıkarsa ne güzel olur.

ÇÜRÜK-The Pink Report



     Bugün !f İstanbul'da Gökkuşağı Filmler kategorisinden Çürük'ü izledim. Salonu terk eden insanları anlamaya çalışarak... Bir çift ve iki kız salonu terk etti.Garip olan konusuna bakmadan bilet almalarıydı sanırım ya da rahatsız olacaklarını hesaba katmadılar .Bilemiyorum,insanlar gerçekten garip.
      Çürük uzun zamandır izlemek istediğim bir filmdi. Kuir'de gösterimi yapılmıştı. O zamandan beri İstanbul'da bir şekilde gösterimi olmasını diliyordum. Çürük eşcinsellerin askere gitmemek için almaları gereken çürük raporu ile ilgili bir belgesel aslında. Yönetmen Ulrike Böhnisch 2008-2009 yıllarında Bilgi Üniversitesi'nde eğitim almış. Bu sırada askerlikle ilgili bu olay dikkatini çekmiş. Daha sonrada ilk uzun metrajlı filmi olarak Çürük'ü çekmiş. Yarın da Çürüğüm,Askerim,Reddediyorum'u izleyeceğim. Ondan da bahsederim. Unutmadan izlemek isteyenler için Çürük 24 Şubat 13.00 Afm Fitaş'ta bir kez daha gösterilecek. İzmir ve Ankara'da ise gösterimi !f kapsamında bulunmuyor.

20 Şubat 2012 Pazartesi

Lalalalabipbip

  •    Yanyana açılan sekmeler,kafada planlar,elde ajanda. Şubat için geçerli olan bu üçlü martta da geçerli olacağa benziyor. Ama ne derece uyabilirim/uyabiliriz orası meçhul. Para bir şeylere yetse öbür taraftan açık kalıyor hep. Neyse ki öğrenci indirimi diye bir şey var dedikten sonra okulun bitmesine kalan bir yıl ''daaank'' diye düşüyor bir jeton edasıyla. 
  • Çocuk sevmiyorum. Kimisi bu cümleyi duyunca tek kaşını havaya kaldırıp ''Çocuk sevilmez mi hiç?!'' diyebilir. Ama ben sevmiyorum. Bebekleri evet, ama ilkokul dönemindeki bir çocuğu sevmem pek mümkün olmuyor. O büyük dişler ve bilmiş tavırlar... Resmen faşizan yorumlar yaptım. Neyse,diyeceğim esas olarak Sineklerin Tanrısı'nı sırf bu nedenle bitiremeyip yarım bırakmamdı.
  • Bugün Drive'ı izledim. İmdb'de 8.0 almış. Dedim neymiş bir bakayım. I ıh.Sevemedim kara gözlüm.Ne Ryan Gosling'in cool tavırları,ne Carey kardeşimizin kaşık suratı filmi sevmemi sağlayamadı.Kanlı sahneler akla Tarantino'yu getiriyor.Ağır çekimli sahneler de hoş.Ama yine de izlerken çıkardığım püüf'lere engel olamadım.Bol kanlı,arabalı filmlerden hoşlananlar çok sever ama.

19 Şubat 2012 Pazar


Fark ettim ki yeni başlayan gün ile birlikte ben hep Birsen Tezer dinlemeye başlıyorum.






!F başladı. İki filme bilet almıştık. Bunlardan ilki bugün izlediğimiz Çocuk Gelin+Evcilik'ti. Çocuk Gelin bittikten sonra Evcilik başladı. Tahmin edebileceğiniz gibi erken yaşta evlendirilen kadınların hikayesini anlatıyordu. Neza,Feride ve Şaziye. Hikayelerini kendi ağızlarından dinlediğimiz bu kadınlar toplumun en önemli sorunlarından birine ışık tutuyorlar. Bingöl Elmas duygu sömürüsü yapılmadan, yalnızca gerçeklerin yansıtıldığı, içten bir belgesele imza atmış. Bingöl Hanım mail adresini verdi istenildiğinde gösterim yapmaktan memnuniyet duyarız diyerek. Ben okulda gösterilsin çok istiyorum. Ama dekanlığın onaylaması konusunda şüphelerim var. Neyse konuyu dağıtmadan, söyleyeceğim o ki 25 Şubat 19.00'da Cinebonus Maçka G-Mall'da, 1 Mart 17.30'da Ankara AFM Cepa salon 2'de, 3 mart 15.30'da İzmir Cinebonus Kipa Extra Balçova Salon 2'de oynamakta. Biletleri almak konusunda Mybilet kolaylığı da var. Tavsiyedir.

18 Şubat 2012 Cumartesi

     Zaman geçiyor.Bak tatil dediğin de bitti işte.Marttan şubatın performansını bekliyorum.Çünkü Şubat'ı sevdim.Tırnakla ayıracak kadar.Ocak yaraya dökülünce köpüren oksijenli su gibiydi.Kabuk bağlattı,yaktı.Kabuk düşünce geçti.Söyleyeceklerim bu kadar.Lütfen kendinize iyi bakın.

Ocak: http://fizy.com/#s/1ajdf4

10 Şubat 2012 Cuma

 Yüzüm düşüyor. Eğilip alıyor yerden. Çekinerek uzatıyor bana. Gülümsemeye çalışıyorum. Ona bu iyiliği için de teşekkür etmeliyim. Ama gülümsemekle yetiniyorum. Yaptığı tüm iyiliklere karşı ona ancak bu şekilde teşekkür edebiliyorum. Yeterli dercesine yüzüme bakıyor. Çekinen ama delen bakışlarla. Başımı eğiyorum. Yüzüm düşmesin istiyorum. En azından onun yanındayken bir kez daha... Sonra küçük adımlarla yürümeye başlıyoruz. Arkamızda bıraktığımız izi düşünüyorum. İki farklı ayak izi. İki farklı beden. Sonra duruyor birden,dönüp yüzüme bakıyor. Yüzümün düşmesinden korkuyor belli ki. Bu defa gülümsüyorum. Teşekkürsüz bir gülümseme. Çekinen ve delen bakışlarının içine parıltılar ekliyor. Tanrı varsa eğer, şimdi şu an gözlerinde. Saçını düzeltiyor bir el hareketiyle. Elleri düzgün. Varlığı,her yerine işlemiş. Yeniden yürümeye başlıyor. Gözlerindeki parıltılar ve içine saklanmış Tanrı ile birlikte. Ayak izlerimiz artıyor geride. Susuyoruz. Sustukça ''Yüzüm!'' diyorum içimden. Yüzüm yeniden düşmemeli.

Size dinlemeniz için çok güzel bir şarkı bırakıyorum.

7 Şubat 2012 Salı

   Görmemi engelleyen,gözüme kaçan bir şeydi.Çıkarınca açıldı gözlerim.Biraz yandı,biraz sulandı ama geçti.Planlar var.Alınan biletler var.Benim hayallerim var bir de.

2 Şubat 2012 Perşembe

81340011 by vovesdyh
81340011, a photo by vovesdyh on Flickr.

Saçları bu renk bir adam var.Basty ise fotoğraftaki kedi ile ikiz olabilir.Mızıkam da rafta duruyor.

Bazen bir anladım'ın içine binlerce sitem ve küfür gizliyorum.Benden başka gören,bilen olmuyor.

1 Şubat 2012 Çarşamba

 Ellerimi ısıtmak için kahve içiyorum.Aklıma karşısına geçip,beni kırmaya hakkın yok(tu) biliyor musun demek istediğim insanlar geliyor.Kurduğum en ağır cümle neden'di.Çünküyle başlayan bir cevapla yetinen ise hep ben oldum.
Çünkü hediye dediğin mutlu eden bir şey.http://edankb.blogspot.com/2012/02/nishmarkcomla-hediye-veriyoruuuz.html