29 Aralık 2012 Cumartesi

Untitled by yaprak_ataman
Untitled, a photo by yaprak_ataman on Flickr.
2012 nasıldı diye bir yazı yazacaktım ama sonra burayı fotoğraflara boğmak istemedim.Pembe ağaçlı yıllar dilerim herkese.

İnstagram








23 Aralık 2012 Pazar

19 Aralık 2012 Çarşamba

Yapacak tonla iş varken hasta oldum.Pazartesi gününe okumam gereken kitaptan bir bölüm var.Salı gününe ise iki adet kitap(bir roman,bir anı),bir adet hazırlamam gereken sunum,yine bir kitaptan bölüm var.Bunun dışında haftasonu kurs var.Çağrı'nın doğumgünü var.Hazırlamamız gereken anket soruları var ve ben yastıktan kafamı bile kaldıramıyorum.

17 Aralık 2012 Pazartesi



Bir ağaç, üç fotoğraf.
Bir ağaç, iki kedi.
Bir ağaç, bir yıl.

13 Aralık 2012 Perşembe

    Hava çok soğuk.Bu bugün içtiğim ikinci kahve.Şekeri neredeyse bıraktım.2012 yılında yapılanlar listesinde buna bir tık atardım şayet öyle bir liste yapıyor olsaydım.Uzun zamandır doldurmadığım kadar dolu geçti bu haftam.Eskiden bir şeyleri yalnız yapaktan hep kaçardım.İnsan nelere alışmıyor ki,ona da alıştım.Tek başıma yemek yemekten ölesiye nefret ettiğimden aç gezdiğim zamanları hatırladım geçen gün tek başıma hamburger yerken.Hangi İnsan Hakları film festivali ile doldurdum haftayı.8 tane belgesel izledim.İzlediklerimden biriyle ilgili bir yazı yazdım: Yazı
    İki tane kitap aldım.Hala bitiremedim.Ntv Tarih aldım hala bitiremedim.Okul kütüphanesinde oturup okuduğum elli sayfa dışında doğru düzgün zaman,eskisi gibi okumaya zaman ayırmadığımı fark ettim.Haftaya bir sürü okunacak şey varken şu an burada bunu yazıyorum örneğin.Gidip o kitapları alacaktım,soğuk diye ona da üşendim.Haftaiçinde takas pazarına gittim.Beni en mutlu eden şeylerden biri o oldu.Dört tane tam sevdiğim,istediğim gibi gömlek aldım.Dün kürtajla ilgili bir söyleşiye gittim,yeni alıp kullanmaya kıyamadığım not defterine not tuttum,pişman olmadım.En önemlisi Eylül'le buluştum.İlk buluşma heyecanı yerini ikinci saniyesinde yıllardır karşılıklı sohbet ediyormuşuz hissine bıraktı.Zaten öyleydi.Sadece aramızda bir ekran vardı.O kalkmış oldu.

   
Kursta bir kur bitti diğeri de bu haftasonu başlayacak.Tembellikle soslanmış koşturmaca hali bir süre daha devam edecek gibi görünüyor.Hava soğuk.2013 geliyor.Haytap'ın 2013 takviminin tüm geliri sokak hayvanlarına gidiyor.Sadece 10 lira.Nelere vermiyoruz ki on lira.2009'dan beri kuduz aşısı olmak zorunda kaldığım,bacağımda izi kalan o ısırıktan beri dargın olduğum sokak köpekleriyle barışma kararı aldım ben.Çünkü hava gerçekten soğuk ve bazen bir baş okşaması bile yeterli olabilir,paspas gibi.
                                    

9 Aralık 2012 Pazar

Untitled by yaprak_ataman
Untitled, a photo by yaprak_ataman on Flickr.

Sokakta bir kenarda oturup dondurma yenilen yaz sonu günleri.

5 Aralık 2012 Çarşamba

MERHABAĞ.

Hayat aynı monotonluğu ile devam etmekte.Anlık ''Oha çok mutsuzum'' ''At mutluluktan öleceğim'' gel gitlerimi saymazsak genel olalrak sanırım her şey yolunda.Kedili bir ev yeterince güzelken,her an didişseler ve Siyami sabah beşte ağlamaya başlasa da iki kedili bir ev çok güzel.Çünkü biri uyuduğunda gidip diğerini mıncıklayabiliyorum.Bu arada alt komşunun çocukları nedeniyle çocuklardan iyice soğudum.Sürekli flüte belirli aralıklarla üfleyen bir çocuğum olursa cinnet geçiririm gibi geliyor açıkçası.Bunun dışında paranın hiçbir şeye yetmemesi nedeniyle başvurduğum kredi çıkmadı.Zengin de olmadığımız halde ne bokuna kredi çıkmadı anlamadım.Sanırım yanlış bir işlem yaptım.Çünkü herkese çıkıyor diye düşünmüştüm.Bir de bi işe başvurdum.Olursa yazarım.Eshsiz Lgbt sitesinde yazı yazıyorum ama oradan bir gelirim yok tabi.Bu yazı benim fakirlik serzenişlerim olmayacaktı aslında neden böyle oldu bilmiyorum.Sabahtan beri sadece bir dilim ekmekle duruyorum ve sanırım şu an dünyayı yiyebilirim.Hep bu yüzden kilo alıyoruz işte arkadaşlar.Perdeleri çekili odamdan hiç çıkmak istemiyorum.Bir tek hafta sonunu seviyorum.Bir de bu  yakınlarda Eylül bana baskın yapacak diye özene bezene çıkıyorum evden.İyi ki var dediğim kişiler tam altı kişi ediyormuş saydım.

1 Aralık 2012 Cumartesi

İnstagram


 



                                     

27 Kasım 2012 Salı

 Kış geldiği için ev özlemim yine coştu.Kapıdan içeri girdiğimde ayaklarıma dolanan bir kedinin olduğu, hatta artık iki kuyruklu bir eve alıştığım için iki kedili bir ev istiyorum.O kadar az müzik dinliyorum ki belki o zaman kapıdan içeri girince müzik açarım hemen.Hem belki çiçek de yetiştiririm o zaman.Sıcak şarap yapmayı öğrenmek istiyorum.Çok içki içen biri olmasam da kendim yaptığım sıcak şarabı ikram etmek istiyorum misafirlerime.İçinde o adam da olsun istiyorum.Uyandığımda yanımda görmek istiyorum.Battaniye tek kişilik gibi değil örneğin.Keyfi birlikte çıksın istiyorum.Işınay gelsin.Ona değişik yemekler yapayım mesela.Birlikte yiyelim.Uzun uzun sohbetler edelim.İşten konuşmayalım,zaten okul da bitmiş olsun. Bayılmadığımız ama yine de sevdiğimiz işlerimiz olsun. Yapılan tatil planlarımız olsun.Yurtdışından alınan magnetlerle ve çektiğim fotoğraflarla dolu bir buzdolabım olsun.Şimdiki gibi fotoğraf asmaktan korkmadığım duvarları...Akvaryum da olsun. Balıklarıyla ilgilensin yine. Kedimiz balıkları rahatsız etmesin diye cam olsun  akvaryumun üstünde.Balıkları izlemesini izleyip eğlenelim.Geçen sene bugünlerde diye başlayan cümlelerimiz olsun.Keşkeli değil,özlemli değil.Gülümseten cinsten.Sade ama güzel olsun evimiz.Kimseye bir şeyi kanıtlamaya gerek yok.Sol elim yüzüksüz olsun.

Fonda da bu.

25 Kasım 2012 Pazar

Konuşmak istemiyor gibi yazmak da istemiyorum.Bir yerlerden ''Çok mutluyum şu an Yaprak.'' yazan insanlarla mutlu oluyorum.Yarın okula gitmemeye karar verdim.Çünkü kafamı zor taşıyorum ve yarına ödev teslim etmem gerekiyor.Bir sonraki hafta götürdüğümde umarım kabul eder hoca.Ya da belki hafta içi mail atarım.Ne zaman ''amaağn'' insanı oldum böyle bilmiyorum.Ama gerçekten yoruldum.Bir omuza ihtiyacım var sanırım.

20 Kasım 2012 Salı

Günler haldır haldır geçiyor.Bugün 09.30'da sınavım vardı.Uyandığımda 09.40'tı.

23 Ekim 2012 Salı

Çok sıkılıyorum.Oysa ki yapmam gereken bir sürü şey var.Yazmaya,anlatmaya üşeniyorum.Soru cevaplamak çok keyifli ama : http://ask.fm/sahafiye

17 Ekim 2012 Çarşamba

560522_10151124305657968_672033425_n.jpeg

Hava çok sıcak.İyi güzel ama havanın hala bu kadar sıcak olması beni biraz bunalttı açıkçası.En azından haftanın bir gününde yağmur filan yağsın da serinleyelim.Neyse pazartesi günü o kadar heyecan yapmışım ki heyecandan az daha kusuyordum.Kendimi hasta etmişim resmen.En sonunda uzanmak zorunda koldum.İlk gün oldukça kıhlamalı geçti.Öğlen biblo gibi koyduğum yerde duruyordu Siyami.Odadan çıktığım anda dolaba giriyordu.Akşam da annemi uyutmayacak kadar kıhlamalı geçti.Ertesi gün öğleninde Basty her gördüğü yerde sıkıştırıp kıhlayarak korkuttu çocuğu.Bugün çarşamba kıhlamalar baya azaldı.Basty daha sakin.Siyami ise evin içinde koşarak oyun oynamaya,rahatça gezmeye başladı.Şimdi koltukta yatmış uyuyor.Diğer deli kız ise kim bilir nerede.Bunun dışında çok tatlı bir pazar günü geçirdim.Gülhane Parkı'nda uzanıp filmlerin banyo ettirilmesini bekleyip,baklava yedik.Sonra tıngır mıngır evlere.Çağrı'ya hediye aldım ama bundan henüz haberi yok.Cuma günü tiyatroya gitme planımız var.Olur da gidersek o gün vereceğim hediyesini.Bunu aldım:
 
Yan tarafları gözükmüyor ama ''Bad'' ''Ugly'' şeklinde devam ediyor.Biri bana en sevdiğim filmin kupasını alsa mutlu olurdum sanırım,umarım o da beğenir.Bunun dışında Kadir Has Üniversitesi'nde geçen seneki Tezer Özlü konferanslarına gidememiştim.Bu perşembe ve cuma Yusuf Atılgan konferansları olacakmış.Yarın boş günüm ama gider miyim bilmiyorum.Cuma günü dersten çıkınca gideceğim ama öyle bir planım var en azından.İşte hayat böyle.Sekiz pati,iki kuyruk,hediyeler,konferanslar,kurs koşturmacası,yetiştirilmesi gereken okumalar,havanın sıcaklığı,bol fotoğraf.







14 Ekim 2012 Pazar

Siyami Basty'i kovalıyormuş evde.Oyun mu oynamak istiyor hakimiyet kavgası mı emin değiliz.Beşte yola çıkacaklar.Yediye doğru inşallah evde olacaklar.Çok gerginim.İki kedi de umarım burada bu evde anlaşabilir.Yarın anlatırım.

13 Ekim 2012 Cumartesi

Untitled by yaprak_ataman
Untitled, a photo by yaprak_ataman on Flickr.

Çok seviyorum.

12 Ekim 2012 Cuma

    Adeta ikinci bebeğini bekleyen bir anne adayıyım. Dün pazartesi günü için heyecanlandığımdan uyuyamadım ve sabah dersine geç kaldım. Sonra gidip mavi bir tasma aldım. Toplumsal cinsiyet rollerine dakikasında adapte oldum. Şaka şaka oğlumun gözleri mavi diye mavi aldım. Morda gözüm vardı aslında. Sonra Basty'e almadım diye-onun tasması var- vicdan yaptım. Sanırım evlat ayırdım az önce diye bir oturdu içime. Anneme çok çocuklu olmak zormuş valla anne dedim telefonda,güldürdüm onu. Bütün gün internetten siyam kedilerin özellikleri adlı videolar izledim. Evde gezinen dört pati ve iki kuyruğu düşündükçe heyecanlanıyorum. Öpülecek ıslak burun sayısı ikiye çıktı. Anladım ki bir şeyi çok isterseniz oluyor. Çocukluğum kedi sahibi olmayı hayal ederek,oyuncak kedileri okşayarak geçti. Öyle çok istedim ki demek ki annem,babam benden daha aktif hayvansever oldular. Öyle ki Boncuk ve Kılçık'ı orada bıraktıkları için ikisi de ayrı ayrı ağlıyormuş orada. Böyle bir ailede büyüdüğüm için çok ama çok şanslı hissediyorum kendimi. Umarım bir gün aynı cümleyi kuran bir birey daha olur bana benzeyen.

11 Ekim 2012 Perşembe

Evimize bir erkek katıldı.Siyami artık bizim bebemiz olmuş.Babam dayanamayıp süprizi bozdu.Pazartesi kavuşuyoruz birbirimize.Ben Basty’i çok özlemişken yanında bonusu ile geliyor.Pek mutluyum efenim.

10 Ekim 2012 Çarşamba

Sevmediğim insanlara selam vermiyorum.Sevmediğim insanlar yer bulamayıp da yanıma oturmasın diye çantamı yanımdaki sandalyeye koyuyorum.Yüze gülüp arkadan iş çevirmek yerine ben o yüze bakmamayı tercih ediyorum.Bence nezaket en az namus kelimesi kadar salak bir kelime.O yüzden hayatımdan o kelimeyi çıkardım.Hiç tanımadığım sokakta,otobüsteki insanlara ise kibar davranabilirim.Bu insan olmayı gerektirir.Ama nezaket çok ayrı ve çok saçma.

9 Ekim 2012 Salı

Hayatimin en sinir bozucu anlarindan birini bugun yasadim.Felsefe dersinde sade dan bahseden hoca escinsel,sapkin gibi ifadeleri arka arkaya sanki ayni seylermis gibi kullandi.Daha dogrusu ben boyle hissettim ve kendisine "Az once escinselligi sapkinlik olarak mi gordunuz,bana mi oyle geldi?" diye sordum.Kendisi "Oyle bir vurgu yapmak istemedim ancak benim sahsi fikrimi soracak olursan ben escinselligi sapkinlik olarak goruyorum.Erkeklerin birbirlerine duyduklari ilgiyi biyolojik olarak kabul edebilirim ama cok guvenilir bir arkadasimin dedigine gore kadinlarin birbirine ilgi duymasi tamamen ozentilik ile ilhiliymis." dedi.Çok güvenilir arkadaş? Özentilik ? O an sinirden gulmeye basladim, o zaman ben bu dersten cikiyorum diye ayaga kalktim. Otur oyle konusalim dedi.Bu bir protesto degil zaten diger dersim baslayacagi icin cikacaktim ama burasi bir universite kursusuyse eger siz soylemlerinize dikkat etmelisiniz.Cunku az once cinsiyetcilik yaptiniz ve buradaki insanlar soylediklerinizi sorgulamadan kabul edebilir dedim.Aslinda hepsi gerizekali desem de olurdu cunku sapkinlik kelimesinden sonra basini sallayan bir suru sosyolog adayi hemcinsim vardi.Bu cumlemden sonra da hayir niye oyle yapalim,sorgulariz diye mirildandilar.Ogretmenim beni sevin gibi bir cumle de kurabilirler zaten.Siz Lacan'i daha iyi biliyorsunuzdur fikriniz zikrinize yansimis belli ki ama burasi universite ve soylemlerinize dikkat etmelisiniz dedim.Kendisi en son benim icim neyse disim da o keske herkes benim gibi olsa seklinde cumleler kuruyordu.Ofke kontrolunde zorlandigim icin titremeye basladim.Sonrasinda sansima baska sevdigim bir hocayi gorerek odasinda su icerek,aglayarak sakinlesmeye calistim.Sacma sapan insanlarla ayni bolumde okuyor olmaktan,cinsiyetci,homofobik soylemlerde bulunan akademisyenleri dinlemek zorunda olmaktan nefret ettim bugun. 

4 Ekim 2012 Perşembe

 Mutluluklar hop diye kesiliveriyor. Bir bakıyorsun nedeninin seninle uzaktan,yakından bile ilgisi yok.Ülken bir şekilde savaşa dahil olmuş oluyor.İçim sıkılıyor geceden beri.Şimdinin kaygısı,geleceğin kaygısı gelip öküz gibi oturuyor göğsüme.Bugün bir saat sonra tek başıma bir sinema salonunda Lal Gece'yi izleyecektim ben oysa ki.Bulamadım o cesareti kendimde.Ülkenin bir başka sorunu olan çocuk gelinlerinden birinin kurgusal hikayesini izlemeye bile cesaret edemedim bugün.Boş günümdü bugün oysa.Benimdi.Ben keyifli ve umarsız olacaktım.İki gün önce mutluluktan ağlatılmıştım sonuçta.Susadım çantamdan suyumu verir misin cümlesinin arkasından o çantada çok uzun zamandır istediğim bir şeyle karşılaşmıştım.Şimdiyse içimi biraz daha sıkacak diye bir filmi bile izlemeye cesaret edemiyorum.Yapmak istediklerimi yapamadım yine.Okumam gereken bir sürü şey var gidip onları okuyayım en iyisi.

2 Ekim 2012 Salı

Buraya bir sürü şey yazıp sildim.Hepsi şimdi bir defterde.Mutluyum çok.

1 Ekim 2012 Pazartesi


   Uyanmak her şeyden daha zor geliyor demiştim.Gerçekten de öyle.Kursa zar zor uyanmam yetmiyormuş gibi şu iki günde de derslerimin saati 8.Hayır 8'de ders mi olur ya diye sızlansak da oluyor tabi.Mesela ben kalkıp bugünkü derse gitmedim.Öğlen yan dal dersime gittim.Sanat nedir,estetik nedir konularıyla başladığımız der arkadaşalr bunları okuyacağız cümlesi ile devam etti.Aldığım kitapların bir kısmı 75 lira tutunca,sponsor istiyom diye ağlamaya başladım.Kredim şayet çıkarsa ocakta yatırılmış olacak.O zaman bir süre ağlamayacağım.Ama sonrasında da ben bunu nasıl ödeyeceğim diye ağlayacağım heralde.Çemberlitaş'ta ucuzluk peşinde elimde kitap poşetleriyle koştururken kendimi bana her şey yakışır programında yarışan kızlar gibi hissettim ve onalra biraz daha acıdım.Bir filmin banyosunu yaptırdım.En sevdiğim filmlerden biri oldu.Yarına okumam gereken bir adet oyun ve bir önsöz var.Ayrıca yarın büyük gün.Sabah sekiz dersinde tez yazıp yazmayacağımızı öğreneceğim.Neyse ki kafamda az çok belli konu.Cuma günü Boğaziçi Üniversitesi'ne gideceğim.Perşembe günü Lal Gece'yi izleyeceğim.Dexter başladı.Bi yandan da Oblomov'u bitirmeye hevesleniyorum.Günde yüz sayfadan altı günde biter,gel gör ki yoğunluktan fırsat bulamayacakmışım gibi.Bir yandan da oxford'un hikaye kitaplarını okumaya çalışıyorum.Amip gibi bölünmek istesem de-OKUL HİÇ BİTMESİN YAAĞ- diye sızlandığım doğrudur.

27 Eylül 2012 Perşembe

  Sabah gelen televizyon ünitesini yaklaşık dört saatte taktık.Dört.4! Yanlış taktık,söktük yeniden taktık.Sonuç itibariyle dört saatimiz buna harcanmış oldu.Bunun üzerine İstanbul dışında güneşlenmekte olan babam aradığında annem kendisine: ''Bana elektrikli tornavida al.Ayrıca plastik penis takıp,mavi nüfus cüzdanı alacağım.Sana ihtiyacım kalmadı.Dolabı dört saatte de olsa kurdum.'' dedi.Söyleyeceklerim bu kadar.

25 Eylül 2012 Salı

 

  • Okul açıldı.Ama benim için açılmadı.Dün sokakta,otobüste heyecanla okula giden ya da dönen insanlar gördüm.Kendi birinci sınıf heyecanım ve gazla yüklü halim aklıma geldi.Şimdiyse ilk hafta ders olmuyor ki zaten yae mantığıyla gitmiyorum.Haksız da çıkmıyorum işin kötüsü.
  • Havanın sıcaklığı,erken kararma olayına tam olarak geçmemiş olmamız o iç sıkıntılarına henüz girmemiş olmamın nedeni.Ama hava erken kararmaya başladığında muhtemelen ben de kararacağım.-Yazar burda çok havalı bir cümle kurdu.-
  • Bunun dışında ne film izleyebiliyorum,ne de dizi.Zaten asla düzenli dizi izleyebilen bir tip olmadım.Ama haftaya Dexter başlayacak sanırım.Heyecanlandıran şeylerden biri de bu.Bunun dışında banyo yaptırmam gereken iki film var.Ama param yok.Bir de sahaf festivaline gidip bir kitap almam gerekiyor.Ve resmen gereklilik kipi kullanmak zorundayım.Filmekimi'ne ise gidemeyeceğim yine sanırım.Yıllardır hep heveslenip hep bilet bulamadım.Bu sene de en çok Fatih Akın'ın Cennetteki Çöplük'ünü merak ediyordum.Diğerlerini daha sonra indirip de izleyebilirim diye düşündüm.Ama sabah sekiz kuyruğuna girememiş olmam,biletixde biletin gözükmüyor olması nedeniyle olmadı.Çok da umrumda değil açıkçası.Çoğu insanın şekerim festivalde şunu izledim cümlesini kurmak için gittiğini düşünüyorum açıkçası.Bari onlar gitsin de hava atsınlar.27 Eylül'e kadar Lal Gece oynuyor Yeşilçam Sineması'nda.Onu izlemek istiyorum ben.Bir sonraki film gösterimi ise Araf olacakmış.
  • Beni en çok heyecanlandıran şeylerden biri sanırım cumartesi günü Cirque du Soleil'e gidecek olmamız.Ayrıca cumartesi günü kursta birlikte geçireceğimiz ilk gün ki ben böyle günlere manasız bir önem veriyorum.
  •     Dün fark ettim ki ikimiz de Starbucks cahilleriyiz.Yılda çok çok üşüdüğüm anlarda white chocolate mocha içen bir insanım.Onun, kasadaki çocuğa sizin buzlu bir içeceğiniz vardı cümlesini kurması da benden bir farkı olmadığının göstergesi sanırım.Her neyse karamelli frappuccino çok güzelmiş.
  • Oblomov çok kalın,arada başka kitaplar okuyarak bitecek sanırım.
  • Bir metni çevirip özet yazmak zorundayım pazar gününe.Bir şeylerden sorumlu olmayı özlemişim.Ama şimdilik.Eminim bir iki güne geçecektir.
  • Kedicanları çok özledim.Unutmadan 30 EYLÜL PAZAR GÜNÜ SAAT 14.00 TAKSİM'DE OLUYORUZ.EYLEM VAR.SOKAKLAR CANSIZ KALMASIN DEMEK İÇİN.
  • Yarın üşenmezsem okula sırf Suç ve Ceza film festivalinin panellerine katılmak için gideceğim.Ayrıntılı bilgi için tık! Suç ve Ceza Film Festivali > Filmekimi Hıh.

23 Eylül 2012 Pazar

Günler Günlerin Ardından.

Untitled by yaprak_ataman
Untitled, a photo by yaprak_ataman on Flickr.
Günlerdir internetsiz yaşayan bir insan olarak burayı özledim.Yazmayı değil belki evet,ama yazıları özlemeyi kesinlikle.Evin boyanması nedeniyle günlerdir seferi halde,bir mülteci edasıyla kaldığımız evler sonunda boya kokulu evime gelmiş bulunuyorum.Düzenli olarak gittiğim,kendime şaşıracak düzeyde heveslenerek çözdüğüm alıştırmalarım var.Evet alıştırmaları görseniz götünüzle gülersiniz,bazen ben de gülüyorum.Kabul.Ama inşa kelimesi bir temel arayışı yaratıyor ki o temel iyi olursa eser de güzel olacak gibi.Yaz bitti.Hatta sevdiğim ay bile bitti diyebilirim.Toplanan deniz kabuklarından çanlar yapılan,fotoğrafları çekilen bir yaz oldu.Geçen kışa göre daha az dersim var.On dersin varlığına on beşten sonra şükrediyor insan.Okulun son sene olması,bitsin de işe gireyim algım...Sonra da artık ''biz'' birlikte tatile gidelim hevesi...Yazının imla hatalarını,anlatım bozukluklarını evin boya kokusuna ve benim garip hevesli,heyecanlı,hayalperest halime verin.İçimden bir ses bir şeyler güzel olacak sanki Yaprak diyor.Ben de bugünlük onu dinliyorum.

11 Eylül 2012 Salı


Fotoğrafları tüketmezsem geri dönme hissim bitmeyecek.Elimde değil.
Her şey yolundayken bir şey mi var,soğuk mu mu davranıyor,konuşmak istemiyor mu benimle,benden kaçıyor mu diye sorgulamalarımla hem kendimi hem karşı tarafı yoruyorum.Ve bundan çok sıkıldım.

10 Eylül 2012 Pazartesi

Ben hariç herkes güzel,zayıf,başarılı gibi hissediyorum.Merhaba ergenlik.

Vicdan Muhasebesi

Kurs başladı.Evet açıkçası elemantaryden başladığım için çok sıkılıyorum çünkü saatlerce how old are you muhabbeti yapıyoruz.Ama bazı gramerleri unutmuşum tabi.Saatleri örneğin.Bir de elemantary derecesinde olduğum için utandığımı hissettim bir an.Ben hariç herkes biliyor sanki.Sankisi fazla artık çoğu insan biliyor.Ama bu dört yılda hiç bakmadığım konuları unutmam çok normal.Hazırlık okumadığım için,tüm derslerim Türkçe olduğu için bir şeyleri unutmam da normal aslında.Ya da ben kendime haklılık payı katmak için bahaneler arıyorum.Elemantary seviyesinde kitap almakla başladım.Lawrance okuyorum.Bilmediğim kelimelerin sayısı fazla,aslında en büyük eksikliklerimden biri bu sanırım.Bunun dışında İstanbul'daki evimizde boya olacak diye Tekirdağ'a dönmek zorunda kaldım.Cuma döndüğümde de bir süre evde kalamayacağım.Böyle çok keyifli değilim bir nedense.

6 Eylül 2012 Perşembe

31 Ağustos 2012 Cuma

30 Ağustos'u şenliklerle kutladık.Şaka şaka.Mis gibi piknik yaptık.







28 Ağustos 2012 Salı

   İngilizce seviyem pre intermediate çıktı.Düşünün ne boktan bir haldeyim.Ama ben elemantaryden başlamak istiyorum dedim.Dört yıldır İngilizce'ye dair hiçbir şey görmemiş ve çalışmamış olmanın sonucu bu.Lisede de Almanca ağırlıklı bir ders programımız olduğundan,okul bitmeden bir kursa gitmek şart oldu.Neyse ki kursa birlikte gideceğiz.Onun son kuru o ayrı.Birbirimize pompaladığımız gazlarla birimiz dikey geçiş sınavını kazanıp dört yıllığa geçiş yaptı,birimiz de istediği bölümle yan dal yapmakta.O yüzden gaz olayını küçümsememeli.Kurs bu hafta başlayacak olsa da yarın İstanbul'dan dört günlüğüne buraya malum şahıs gelmekte.O yüzden haftaya kurs için döneceğim.Havalar biraz daha ısınsın çünkü Uçmakdere gibi bir planımız var.

27 Ağustos 2012 Pazartesi

 Sanırım bölümdeki herkes nişanlı.Annem neden arkadaş edinemediğimi sorduğunda ona bu cevabı veriyorum.Neyse ki bu cevaptan tatmin olacak kadar beni tanıyan bir annem var.Eylül'ü seviyoruz evet.Tırnak işareti olanı da olmayanı da.Ama yağmurlarla geleceksen gelme eylül.Çünkü ben dahil herkes seni  ince hırka giyince yetecek,kahve içince terletmeyecek halinle sevdik.Özellikle de buraya çok fazla yağmurla gelmenden hoşlanmadım.Çünkü sokakta annelik yapmak zorunda olan kediler var ve bu kimsenin umrunda değil.Bazen elime bir neşter alıp erkek kedileri kısırlaştırma isteğiyle doluyorum.Neyse ki bu arzum Siyami'yi görünce geçiyor.Kapının açılmasıyla eve doğru koşan bir kedi beliriveriyor.Kediler çok.Birinden biri mutlaka koşuyor.Basty'le karşılaşmadan onu evden çıkarmak ise günün adrenalin salgısı.Örneğin bugünü ilginç kılanlardan biri iki kedi kavgasını ayırırken patinin yanlışlıkla bana gelmiş olması.Hedef ben değildim,yanlışlıkla elime pati yedim ve bu bence çok ilginçti.Biraz delirdim mi acaba diye düşünmüyor  değilim.Ancak eminim delilik hali biraz mutsuzlukla perçinlenen bir şeydir.Neyse ki mutsuz değilim.Pikeye sarılıp uyumayı seviyorum evet.Ama ıslanmış kediler kalbimi milyonlarca parçaya ayırıyor ve ben bundan hiç hoşlanmıyorum.


İstediğim,aha bu olur dediğim işi buldum.Hayvan barınağında 09-13 arası iş.Ama ingilizce kursum için döneceğim.Olmayacak kısacası.Üzüldüm.

23 Ağustos 2012 Perşembe




Pazara gittik:
Anne buluzu.

Sonra sahile indik:
Sonra köye gittik:
Yanlış açı nedeniyle cüceye dönüşen incirsever:
Ağaca dalan şehirli kişinin mutluluğu

Eve iki güzel kitap,bunları anlatmak için alınan bir defter ve fotoğraf makinamı unuttuğum için instagram fotoğrafları kaldı.