31 Aralık 2011 Cumartesi

''İnsanlar sayılara anlam yüklüyorlar.1 ocak'a örneğin.Benim için hiçbir şey ifade etmiyor.Milad olarak 1 0cak'ı saymak çok saçma.''
 Bundan tam bir yıl önce bulutların üstünde gezinirken bloga bir iki şey yazmıştım.Şimdi ise diş apsem ve dünden kalan göz makyajımla bu cümleleri yazıyorum.Özet geçecek olursam çok mutlu hissetmiyorum.En basitinden yeni yılı on beş sınavla karşılıyor olmak istemezdim.Özellikle kalma olasılığımın en fazla olduğu dersin sınavıyla 2 ocakta uğraşmak hiç istemezdim.Geçen yıl 1 ocak tarihinde sahip olduğum güç damarlarımdaki o kanda mevcuttu.Nutellalı ekmek yerken süt içmiş,Arka Sıradakiler izlemiş ve gülmüştük.Kalbin atma sesiyle uyanmanın nasıl bir şey olduğunu 2011'in ilk saatlerinde öğrenmiştim.

25 Aralık 2011 Pazar

23 Aralık 2011 Cuma

     Nefes alamadığım bir süreç oldu.Ama şimdi iyiyim.Alamadığım nefesler pembe kabarcıklar olarak bana geri döndü.Pembe kabarcıklarımın adını zona koymuşlar.Emile Zola gibi.

13 Aralık 2011 Salı

Nefes alamıyorum.Geçsin.Lütfen.

10 Aralık 2011 Cumartesi


  • Dün Çin Masalı denilen akrobasi gösterisine gittik birlikte.Biletler ikimize de hediye idi.Yaş seviyesinin 6 olduğunu söylemeliyim.Eğlendik mi, evet eğlendik.Beyin yıkama müziğini andıran müzikleri ile beynimizi ele geçirmiş olsalar da sevimli insanlar Çinliler.
  • Sunumum dündü ve tüm gerginliğime rağmen iyi geçti sanki.Sunum sonunda dağlar kızı Heidi gibi iki yanağım al al şekilde yerime geçtim.Hayatımdaki en güzel iyi ki'lerden biri yan dal yapmam oldu.Etrafımdaki insanların, ''Bu bölüm sana gerçekten bir şey katıyor.'' yorumları daha da mutlu ediyor.Yüzümün kara çıkmaması en önemlisi.Kısmet.
  • Bir ara delirmiş ve dil eksikliğimle ilgili buraya da kusmuştum.İmdadıma koştu yine.Çantasından kitaplar çıkarıp bunlar senin ödevin yap, kontrol edeceğim dedi.Oturup onları yapacağım şimdi.
  • Böyle işte.Öperim.

3 Aralık 2011 Cumartesi

   Aynı şarkıyı binlerce defa dinleme yeteneğine sahibim.Sömürüyorum.Garip olan sıkılmamam.Daha sonrasında da dinleyecek sevgiyi içimde barındırmam.Tramvayda cam kenarı en sevdiğim.Giderken sağ,dönerken sol.Her defasında Nuri Amca'yı görüyorum.Bazı insanlar güzel diyorum.Hayvanseven bir insandan zarar gelmez diye geçiriyorum aklımdan.Omzuna oturttuğu kedisini bu defa koltuğuna oturtmuş adamı görüp gülümsüyorum.Bazen yollarda gülümsememi dizginleyemiyorum.İnsanlar yüzüme bakıp aptal olduğumu düşünüyorlar muhtemelen.Oysa ki otobüste kendisine akbilini veren gence yüksek sesle Allah senden razı olsun diyip sırtını sıvazlayan amcaya gülümsüyorum ben.Kimse neden salak salak gülümsediğimi anlamıyor.Oradan bakınca Pollyanna'ya mı benziyorum? Değilim aslında.Ama bir mutluluk oyunu var.Ve inanın oynaması o kadar da zor değil.Sevmediğim şeyler yok değil.Ama sağlıklı bir şekilde uyandığın bir haftasonunda iyi ki diyebilmek daha kolay.Güzel şarkılar var.Güzel filmler de...Ve içinde yazılı güzel cümleler olan harika kitaplar var.Onları yaratan güzel insanlar.Bulutsuz açık havalar...Kedi uyuyor.Su kaynıyor.Çevrilen sayfalar...Yenilenen şarkılar...Gülümseyince oluşan kıvrımlar da var.

Kapıyı açasım yok.Dışarı çıkasım da.

2 Aralık 2011 Cuma

Oy ben nedem nasıl edem,başım alıp nere gidem.

1 Aralık 2011 Perşembe


Düğün şarkımı buldum.