29 Ekim 2011 Cumartesi

Bir de her şey iyiyken bile kendi kendimi yemek konusunda üstüme yok.Bok var sorguluyorsun her şeyi.
Keşke duvarları daha kalın örseler.Yan dairedeki kızın özel hayatına az önce tüm ayrıntılarıyla tanık oldum.Bu yetmezmiş gibi şimdi çift olarak yaptıkları KuzeyGüney muhabbetine maruz kalıyorum.OF.

23 Ekim 2011 Pazar

Buradan da duyuralım Anadolu yakasinda yarin Optimum'un onunden 07.00-18.00, Fenerbahçe stadyumu Migros onunden 19.00-21.00 arasi yardim toplanacak.Bununla birlikte Şişli Belediyesi yardımları evden alıyor.MNG kargo Van'a gidecek yardımlar için kargo almamakta 444 06 06.
"İnsan türü son sürat evrimsel bir çıkmaz sokağa doğru gidiyor. Gezegeni yok ediyoruz ve yaptığımız herşey hayvanları öldürüyor. Ahlâki pusulamızı kaybettik. Etik ve merhamet/şefkat yerine güç ve çıkar terimleriyle düşünüyoruz. Hayata hürmet duygumuz kalmadı, doğayla aramızda bir bağ kurma hissi kalmadı. Tanrı’nın herşeyi bizim için yarattığına inanıyoruz, ona benzer şekilde yaratıldığımıza inanıyoruz. Kendimizi geniş bir biyotoplumun yurttaşları olarak değil, doğanın fatihleri olarak görüyoruz. Ekosistemleri sürdürmede insan olmayan hayat formlarının önemine dair hiçbir fikrimiz yok. Hayvanlara yaptığımız şeyi aslında kendimize yaptığımızı idrak edemiyoruz. Ve bütün bunlar olurken, türümüzün karşı karşıya kaldığı en büyük meydan okumaya rağmen eğlence dünyasının fantezi diyarlarında yaşıyor, film yıldızlarının estetik makyajları ya da cinsel hayatlarıyla ilgileniyoruz. Ben hayvanlara yönelik bir hürmet duygusunu savunarak insanın ahlâki evrimini geliştirdiğimize inanıyorum."

Dr. Steve Best

18 Ekim 2011 Salı

 Yine bir -mem gerek akşamı.Dün Midnight in Paris'i izledik ve bayıldık.Yine izlenilmeyi bekleyen bir sürü film var.Sıra gelir mi bilmiyorum.Öss maratonuma geri dönmüş gibiyim.Koşturuyorum.Hep bir şeylere yetişmeye çalışıyorum sanki.Yetişememekten korkmam da cabası.Üç adet oyun var mesela yarına okumam gereken.Üç adet Melih Cevdet Anday oyunu.Bir de Platon'un Kritias'ı var okumam gereken.Bir de kitabımın son seksen sayfası.''He he benim kitabım az önce bitti ki.'' diyerek benimle eğlenen bir adam var bir de.Neyse iyi ki var.Gidip günün üçüncü kahvesini içerek ellerimi ısıtacağım.Çünkü ellerim ancak böyle ısınıyor.O yokken.Bu kırılganlıklar,bu duygusallıklar hep havadan,hep.

15 Ekim 2011 Cumartesi

Merhaba.
Sokakta kestane gibi cherry domates satacağım.Karton kesede.Yanında da bir paket tuz.

11 Ekim 2011 Salı

 Bu yazıyı arkasında dört kişilik yazan bir paket şehriyeli tavuk çorbasınının tamamını içtikten sonra yazıyorum.Biraz limon ve karabiber ile harika bir hasta çorbası oluyor.Hasta çorbası içmek için hasta olmayı beklemem.Mesela o çorbayı içerken burnum akmaya başlıyor.Bu da demektir ki açılıyor.Yeterince iğrençleştim.Bu yüzden yeni bir paragrafa başlamamın zamanı geldi demektir.
 Yapmam gerekle başlayıp,biten cümlelerimin arkası kesilmiyor.Mesela şu anda,bulaşıkları yıkamam gerek.Sofrayı kaldırmam gerek gibi gereklilik bildiren cümleler kurabilirim.Cümleleri kurduğumuz anda hop diye gerçekleşse ne kadar harika olurdu değil mi? Aslında camı kapasam iyi olur gibi daha yumuşak cümleler de kurabilirim.Her neyse,aslında benim yarın için bir şeyler okumam gerekiyordu.Ama yarın okulumuza başbakan insanı geliyormuş.Bence okula gitmemek en iyi tercih olur.Hem anne,baba ve kedi üçlüm gelecek yarın.Islak burun özlemimi kelimelere dökemem.Sonracığıma mesela kitapları yarım bırakmaktan hoşlanmayan ben,dün okuduğum kitabı yarım bırakmaya karar vererek radikal bir karar aldım dostlarım.Bir de kütüphane üyeliğim,''Ama bu kitap benim olmalı;bitince rafıma koyabilmeliyim.'' bakışım yüzünden biraz sarsıntıya uğradıysa da ödev olarak okuduğum oyunları en azından oradan almaya karar verdim.Blogun günlük şeklinde yazılmış olduğunu fark etmişsindir sanırım.Sonracığıma okul iyi gidiyor.Shakespeare'in aslında o sandığınız romantik adam olmadığını öğrendim mesela.İmge olaylarını istediğimiz şekilde algılıyoruz.Öğrenince de oha diyoruz.Yani şahsen ben dedim.Asiye Nasıl Kurtulur diye sorduktan kısa bir süre sonra bir gazetede kurtarılamayan Asiye'yi görüyorum.Üzülmekten farklı bir şey hissediyorum.Adını koyamıyorum.
  Filmekimi'ne isyan edip,filmleri indiriyorum.Çünkü bu ülkedeki adaletsizlik her yerde kendini gösteriyor.Bir gişe kuyruğunda bile.Kimisi ''para''sını konuşturuyor.Kimisi de dizlerini.İndiriyor,izliyorum valla.Burada indirme olayını anlattım hep ama online izleyebileceğiniz de dolu site var tabi.Toast filmini izledik en son.Filmekimi'nde de oynamaktaydı.Güzeldi bence.Mutfak olaylarına düşkünseniz hele çok seveceğinize eminim.He bir de deli kadın Helena Bonham Carter da oynamakta filmde.Keyifli.Neyse ben üşüdüm.Gidip camı kapatıp,bulaşıkları yıkasam iyi olacak.

8 Ekim 2011 Cumartesi

Kütüphaneler güzel yerler.Ödünç alınabilenler hele daha da güzeller.Alıp bana ait olmasını isteme bencilliğim çok fazla evet.Ama parasız günlerde keşfedince bir maden bulmuşçasına seviniyor insan.

4 Ekim 2011 Salı

 Yoğunluk yoğunluk diye yırtınıyordum ben di mi ? Heh,tamam oldu o zaman.Hayır hala şikayetçi değilim.Birinden çıkıp,diğerine koşturduğum derslerden dolayı mutluyum.Yaşasın bir şey öğrendim oley be diye çıktığım derslerden mutluyum.Sanki diğer bölüm arkadaşlarımdan bazıları benden pek hoşlanmadı ama n'apayım zaten genel olarak çok sevilen bir tip değilim.Eskiden olsa üzülürdüm belki.Bir sürü okumam gereken kitap,fotokopi var.Her hafta yaklaşık üç kitap okumamız gerekiyor.Severek isteyerek gidiyorum artık okula.Kendi bölümüm de bu dönem memnun ediyor beni.Güzel bir kitaptan,güzel bir konu seçtim.Konuma iyi hazırlanmam için iki tane Türkan Şoray filmi izlemem gerekiyor mesela.Bilemiyorum,güzel bunlar.Tam da böyle bir şeyler bekliyordum hep.Patiklerim ve çorba kasemle koltuğa gömülüp Shakespeare'in Fırtına'sını okumam gerek.He bir de bugün Nuri Amca'yı gördüm.Tramvay camından bakıp gülümsedim.

1 Ekim 2011 Cumartesi