19 Eylül 2011 Pazartesi

 Yarın okulum açılıyor.Salı günü okul mu açılır dedin sevgili okuyan biliyorum.Ama ilk pazartesi ders olmaz bunu sen de biliyorsun.Zaman çok hızlı geçiyor.Su gibi geçti.Ya da rüzgar.Doğal bir olay gibi,ama değil de...En sevdiğim ay olduğunu düşündüğüm eylül ayı bile bitti bitecek.İster istemez ağzımdan bir oha kelimesi çıkıyor.EKİM.Tatile çıkıyorum hohoy diye yazıyorsun.Sonra tatil bitti diye.Kendimi okula hazır hissedip hissetmediğim konusunda kararsızım.Şu bir gerçek ki bölümdaşlarımı özlemedim.Kaydımı yenilemek için gittiğimde bile sevmediğim insanlarla konuşmak zorunda kalmış olmak canımı sıktı.Bu insanlardan kaçma halim ne olacak bilmiyorum.İçinde okul kelimesi geçen cümlelerim hep bu konuyla devam ediyor.Ben de senin kadar sıkıldım okuyucu.Okulla ilgili olarak giderken oturduğum tramvayı özlemiş olabilirim mesela.Elbette ben de cam kenarına oturup klip çeken kızlardan biriyim.Ama ilginç olan insanlardan kaçan ben,toplu taşıma araçlarında bir adet gözlem canavarına dönüşüyorum.İnsanları inceliyorum.Bazen çok belli ediyor da olabilirim.Bunun için kendime çok kızıyorum.Çünkü incelenmekten ben de her insan gibi hiç hoşlanmam.Ama hiç tanımadığım insanların mimikleri,ses tonları çok dikkatimi çekebiliyor.Bazen de eh yeter deyip zamanı durdurmak ve ben durağımda indikten sonra bu akışı yeniden harekete geçirmek istiyorum.Her neyse.Havalar hala sıcak.Ama sanırım bilgisayar beni çok ısıtıyor.Bu yüzden her gün bilgisayarla arama mesafe koyacağıma dair söz veriyorum.Ama her seferinde yaydığı sıcaklıkla birlikte kendisini kucağımda buluyorum.Umarım yarından itibaren aramız açılır.Sonra bazı kitapların sırf uzun yazılmak için uzun yazıldığını düşünüyorum.Sağda gözüken kitabı sevmedim.355.sayfasındayım ve hala ee diyorum.588.sayfaya kadar çok çılgın değişimler olmayacağına da eminim.Bir kitabı yarım bırakamıyorum.Bir filmi de yarım bırakamıyorum.Ama aynı şeyi insanlar için söyleyemeyeceğim sanırım.Bazı insanlar pamuk şeker gibi çünkü.İlk başta çok sevimli gözüküyor.Sonra ağzınızda yalnızca aşırı derecede bayık bir tatlılık kalıyor ve dişinize yapışan,ellerinizi yapış yapış yapan o sevimli pamuk şekerden soğuyorsunuz.Bilmiyorum.Neyse gidip uyusam iyi olacak.Buraya kadar okuduysan sen de tıpkı benim gibi ee diyebilirsin sevgili okuyucu.Ama emin ol bundan sonraki yazılarımda da çılgın değişimler olmayacak.

8 yorum:

banyosuyu dedi ki...

ahaha normalde readerdan okurum blogları.
yandaki kitap diyince merak edip siteye girdim.
Orhan Pamuk kitabı için mi 'EE' diyorsun?
ne ayıp.
hahah hala gülüyorum. başlayıp da bitirebildiğim tek bir kitabı olmadı bu adamın.
ya da cidden ben edebiyattan hiiç anlmıyorum.
okuldaki insanlarla çok iyi arkadaş olamama durumunu fazla kafaya takma bence.
sen fazlasın maalesef.
farkındalık acı verir ya o hesap. sen her zaman acı çekmeye mahkum insanlardan olacaksın ne yazık ki.

yaprak dedi ki...

Bir de aşklı filan iyicene fenalık geldi.Ama azmettim bitireceğim :) Ayrıca güzel sözlerim için de çok teşekkür ederim.Senin gibi insanların varlığını hissettikçe yalnızlık hissim azalıyor

Emek Kızıltaş dedi ki...

elbette cam kenarına oturup klip çeken kızlardan olman, beni çok mutlu etti. sapkın hayallere dalıp, bayıldığını, öldüğünü filan düşünüyorsan hele kardeşim der bağrıma basarım. "yarım bırakma" yı hobi niyetine uyguladığımdan masumiyet müzesinin benim için pek bi şansı yoktu. ben de tahammül edemedim o aşkın ızdırabına. bana miss. halfway derler zaman zaman. öperim.

yaprak dedi ki...

Vallahi şu an 400.sayfaya geldim ve hala böyle aşkın ızdırabını modundayım.Ama bitireceğim.İnat ettim.Ayrıca klip çekerken öldüğümü düşündüğüm oluyor evet.Bir de hayatta uyuyamam ben otobüste.Sürekli bir yanlış durakta inme ve durağımı kaçırma endişesi yaşıyorum.Bu yüzden metrobüse binmekten korkuyorum mesela.Ben de öperim miss.halfway :)

wendy dedi ki...

Masumiyet Müzesini okumadım ama Orhan Pamuk severim. Özellikle Sessiz ev şiddetle tavsiye edilir tarafımdan.

Ve okulda insanları sevmeme olayı, yalnız değilsin ona emin ol yeter.

yaprak dedi ki...

Sessiz Ev'i okudum.Sevmiştim buna nazaran.Ama bu...

Aylak Kadın dedi ki...

Ben Orhan Pamuk'tan sadece Masumiyet Müzesi'ni okudum. Tam hatırlamıyorum ama yaklaşık 250-300 sayfa boyunca Fisun'un annesi asıl adamı maymuna çeviriyordu sanırım :D Fena değildi ama bence.

Ben de şu an Anayurt Oteli'ni okuyorum o da kısacık ama kafam patladı :D Son 10-20 sayfadayım ama kitabın hakkını veremediğimi hissediyorum. Modernist roman okumaya alışık olmadığımdan böyle zorlandım sanırım.

Bazı kitaplar evet sırf uzun yazılmak için uzun yazılıyor. Orhan Pamuk'ta bunun olacağını sanmıyorum ama çoğu yazar basım evleri tarafından "kalın" kitap yazmaya zorlanıyorlar zaten. İşin maddi boyutundan dolayı...

yaprak dedi ki...

Orhan Pamuk'un diğer bir çok kitabını da okudum ama en sıkıldığım bu oldu.Son 100 sayfam bugün bitirmek istiyorum gerçekten artık.Ama bazı yerler o kadar gereksiz ki.İlk 50 sayfasını okuyup sıkılsaydım belki bırakabilirdim.Ama son 100 sayfa artık ve kendime işkence yapıyorum desem yeridir.Anayurt Oteli güzeldir.Ama onda da Zebercet karakteri biraz iç sıkar.Belki sonradan tekrar okursun ya da filmini izlersin. :)