29 Eylül 2011 Perşembe

Kestim kara saçlarımı der Gülten Akın.

28 Eylül 2011 Çarşamba

Bir grup kitabın önünde hayal kurmuşluğum vardı.Bugün gerçek oldu.Sonbahar tam anlamıyla belki şimdi geliyor ve ben siyah bulutlara bakarken,ışığı yakmadan karanlıkta oturup gülümsüyorum.

27 Eylül 2011 Salı

HOLEEY

Çok uzun zamandır burada bu güzel haberi vermenin hayalini kuruyordum.Artık olduğuna da göre gönül rahatlığıyla bunu burada paylaşabilirim.Yandal başvurum kabul edildi.Tiyatro Eleştirmenliği ve Dramaturji bölümü ile yandal yapmaktayım.Bezelye yemeği yaparak bunu kutluyorum.:)

25 Eylül 2011 Pazar

Şu hayattaki en güzel mutluluklardan biri yanında utanmadan üç kuruşun hesabını yapabileceğiniz insanların olması.Çünkü hayat pahalı.Dürüst ve samimi olmak ise bedava.

ütopyalar güzeldir.

24 Eylül 2011 Cumartesi

SAĞ ALT KÖŞE
  • Ben bugün en çok sevdiklerime kırıldığımı,alttan aldıkça her zaman tepenize çıkılacağını,ne kadar kırılsam da gurursuzun teki olduğumu,
  • Vapura binmeyi sevdiğimi,dışarıda oturmayı daha çok sevdiğimi,
  • Islak kek,tiramisu ve limonata gurmesi olmak istediğimi,hatta bununla ilgili bir blog hesabı açmayı düşündüğümü,
  • Gürültülü mekanları az sevdiğimi,bağırarak konuşarak eğlendiğini sanan insanların olduğu mekanları hiç sevmediğimi,
  • Kitap fiyatlarını fazla bulduğumu,
  • Vapurla yolculuk edebilecek bir şehirde yaşadığım için şanslı olduğumu,
  • Karşı yakayı çok az bildiğimi,
  • Saçlarımı istediğim gibi kestirince mutlu olduğumu,
Anladım.

22 Eylül 2011 Perşembe

Fonda bu çalsın istedim.


 Ara kafe güzel bir yermiş.Ama bir makarnanın yirmi lira olduğu bir yere sempati duyamıyorum.Islak kekin getirildiği tabağın dibine süt dökme olayını da sevmedim.
 Bienal'e gidin.Ama girişten beş lira verip kitabını alın.Anlayarak gezin.
 Söyleyeceklerim bu kadardı.He bir de,bazı ufak şeyler çok güzel.

19 Eylül 2011 Pazartesi

 Yarın okulum açılıyor.Salı günü okul mu açılır dedin sevgili okuyan biliyorum.Ama ilk pazartesi ders olmaz bunu sen de biliyorsun.Zaman çok hızlı geçiyor.Su gibi geçti.Ya da rüzgar.Doğal bir olay gibi,ama değil de...En sevdiğim ay olduğunu düşündüğüm eylül ayı bile bitti bitecek.İster istemez ağzımdan bir oha kelimesi çıkıyor.EKİM.Tatile çıkıyorum hohoy diye yazıyorsun.Sonra tatil bitti diye.Kendimi okula hazır hissedip hissetmediğim konusunda kararsızım.Şu bir gerçek ki bölümdaşlarımı özlemedim.Kaydımı yenilemek için gittiğimde bile sevmediğim insanlarla konuşmak zorunda kalmış olmak canımı sıktı.Bu insanlardan kaçma halim ne olacak bilmiyorum.İçinde okul kelimesi geçen cümlelerim hep bu konuyla devam ediyor.Ben de senin kadar sıkıldım okuyucu.Okulla ilgili olarak giderken oturduğum tramvayı özlemiş olabilirim mesela.Elbette ben de cam kenarına oturup klip çeken kızlardan biriyim.Ama ilginç olan insanlardan kaçan ben,toplu taşıma araçlarında bir adet gözlem canavarına dönüşüyorum.İnsanları inceliyorum.Bazen çok belli ediyor da olabilirim.Bunun için kendime çok kızıyorum.Çünkü incelenmekten ben de her insan gibi hiç hoşlanmam.Ama hiç tanımadığım insanların mimikleri,ses tonları çok dikkatimi çekebiliyor.Bazen de eh yeter deyip zamanı durdurmak ve ben durağımda indikten sonra bu akışı yeniden harekete geçirmek istiyorum.Her neyse.Havalar hala sıcak.Ama sanırım bilgisayar beni çok ısıtıyor.Bu yüzden her gün bilgisayarla arama mesafe koyacağıma dair söz veriyorum.Ama her seferinde yaydığı sıcaklıkla birlikte kendisini kucağımda buluyorum.Umarım yarından itibaren aramız açılır.Sonra bazı kitapların sırf uzun yazılmak için uzun yazıldığını düşünüyorum.Sağda gözüken kitabı sevmedim.355.sayfasındayım ve hala ee diyorum.588.sayfaya kadar çok çılgın değişimler olmayacağına da eminim.Bir kitabı yarım bırakamıyorum.Bir filmi de yarım bırakamıyorum.Ama aynı şeyi insanlar için söyleyemeyeceğim sanırım.Bazı insanlar pamuk şeker gibi çünkü.İlk başta çok sevimli gözüküyor.Sonra ağzınızda yalnızca aşırı derecede bayık bir tatlılık kalıyor ve dişinize yapışan,ellerinizi yapış yapış yapan o sevimli pamuk şekerden soğuyorsunuz.Bilmiyorum.Neyse gidip uyusam iyi olacak.Buraya kadar okuduysan sen de tıpkı benim gibi ee diyebilirsin sevgili okuyucu.Ama emin ol bundan sonraki yazılarımda da çılgın değişimler olmayacak.
Whiskas'ın sitesine üye oluyorsunuz.Sonra bir adet bundan:
hediye geliyor.Benimki parçalanmıştı ama olsun mamaları bir poşete koyup ağzını sıkıca bağladım.Kargoya da buradan teesuf ediyorum.Neyse ki bir de bunu göndermişler:
Pek mutlu oldum sabah sabah.

17 Eylül 2011 Cumartesi

Yalnızlığı o kadar da sevmiyormuşum aslında.

16 Eylül 2011 Cuma

50.Ay-20.Yaş

 Merhaba sevgili blog.
Bugün erkenden uyandım.Kahvaltımı ettim.Daha doğrusu ettik.Birlikte ilk şehirler arası yolculuğumuzu bugün Keşan'la yaptık.Pek keyifliydi doğrusu.İstanbul sıcak.İnsan koşturunca daha da ısınıyor.Eve bavul taşı.Eve bavul bırak.Evden çık.Bankaya koş.Harcını yatır.Eve gel.Ve sahaflar festivaline geri git.Ve tüm bunları yaparken 16 Eylül^tarihine bakıp bakıp gülümse.Sevgili blog,bugün benim doğum günüm.Gerçek dostlarımı bugün tanıdım ben.Bence siz de facebooktan doğum günü tarihinizi kaldırın.Sonra telefonunuza gelen üç mesaj sizin için daha da anlamlı hale geliyor.Bugün bana en güzel hediye buydu :
Ha bir de unutmadan Parpali'yi yani Tülay'ı gördüm.Her ne kadar yorgun,argın ve uçuklu bir Yaprak'la tanışmış olsa da o güzel yemyeşil gözlerini görmüş oldum.Pek mutluyum.Sıcak bir çay içip sohbet edelim en kısa zamanda! İşte 20'lik yaşımı da çıkardığım şu günlerde 20.yaşımı böyle geçirdim ben sevgili blog.

10 Eylül 2011 Cumartesi

Merhaba.
Yaprak'tan bir bok olmaz bağrışlarını dinleye dinleye uyandım.Yine Tekirdağ'a gidiyorum.Altı gün sonra da döneceğim.Şu an her şey çok salak geliyor gözüme.Altı gün için yanıma fotoğraf makinesi alsam mı diye düşünüyorum mesela şu an.Bir ses etseniz,akıl verseniz filan.

9 Eylül 2011 Cuma

Yazı ve bayramı fırsat bilip para biriktirdim ve şu gördüğünüz şeyi bugün aldım.Haftaya bugün doğuyorum.Kendi hediyemi kendim aldım.Şimdilik bakışıyoruz.Ellerim her zamankinden daha çok terliyor.Yeni yeni bir şeyler paylaşırım inşallaa.Kaydımı da yeniledim.16'sı ile birlikte güzel haberler duymak istiyorum.Yeni makaram çıktı.Burası dolacak yavaş yavaş.Sağ alt köşede hareketlilik olacak.Şimdi flaşıma pil takıp,kitabımı bitircem .Öpüyore.
-Bu arada dün sahaflar festivalinde idim.Fiyatlar normal piayasa değerinde gibi geldi bana.Zaten Aslıhan'ı da biraz pahalı bulurdum ben hep.Dün ben sadece Güvercin'i aldım.O da 4 liraydı-ki normalde 6 lira-.Eski olsun takıntım yok.Belki de o yüzden bana öyle geldi.Geçen yıl daha güzeldi sanki.Az bilinince bir şeyler daha güzel oluyor sanki.İlber Ortaylı da oradaydı.Günün karlısı annem oldu.Eksik Agahta Christie'lerin çoğu tamamlandı.He bir de Tanrıtanımazlık Müzesi diye bir kitap aldım.Bir süre eldekileri okuyup,bitirsem iyi olacak.

7 Eylül 2011 Çarşamba

5 Eylül 2011 Pazartesi

BUNA TIKLAYINCA ÇOK GÜZEL ŞEYLER OLUYOR.Hadi yine iyisiniz.
Yarın İstanbul'a gitmiyorum galiba.Fonda sürekli ''Kafamda deli sorular kolayca çözemiyorum'' diyen bir Serdar Ortaç var.

FAKDIOTOMASYONSİSTEM

 Bloggerın yeni halini hiç sevmedim.Hemen eskş arayüze dönüne tıkladım.Zaten hiçbir zaman yeniliklerden hoşlanan bir insan olmadım.Lanet olası okulumdan soğumam için binlerce neden sayabilirim.Mesela hala kaydımı yenileyememiş olmamı.15.50 de danışmanla internet üzerinde buluşacaktık.Çok heyecanlıydım.Ona cam var mı diye sorup ehehe diye gülmeyi bile planlamıştım.Ama saat 15.25 ve sistem çökmüş vaziyette.Hayır şurda zaten azcık kalmış okulun açılmasına adam gibi gönül rahatlığıyla tatil de yapamıyorum.Havuzla bakışıyoruz.Ben kayıt diyorum,o su çok güzel gelsene diyor.Kafamı usulca onu göremeyeceğim bir yöne çeviriyorum.Şerefsiz havuz.
  İnanın bir of çeksem karşıdaki Marmara Adası yıkılır.Yarın da İstanbul'a gidiyorum.Kaydımı yenilemek için.Neyse filmlerimi banyo ettirme hevesim de olmasa çok mutsuz olurdum.Ayrıca sahaf festivali de var.Yahu yaymayın şunu sonra bize kitap kalmayacak.Pis facebook.Bencil bir yaratık olduğum için hemen duvarımdan kaldırırım etkinliklerimi.Siz de öyle yapın.Herkes her şeyi bilmeyiversin.Görmeyiversin.Ne var yani.Tanrım yirmi dakikam kaldı.Sistem hala çökük.BÖHÜÜ!!

1 Eylül 2011 Perşembe

Kendime zarar verebilirim.Fiziksel değil.Ruhsal acılar konusunda yetenekliyimdir.Her şey yolundayken bozabilir,mutluluk kelimesine ekler getirip mutsuzluk haline dönüştürebilirim.Yapabilirim.Ama yapmadım.Ama bu asla yapmayacağım anlamına gelmez.