20 Ağustos 2011 Cumartesi

Yaprakopya



Hayallerle yaşıyorum.
Şimdi de onlardan bahsedip mutlu olacağım.
Bir dükkan istiyorum.Bir sahaf dükkanı.Her zaman kahve kokan...Kedili.Kedisiz olmaz.Ama kucak seven bir kedi.Böyle sürekli kucakta olmak isteyen.Ben müşterilerle ilgilenirken onu kucağımdan indirmek zorunda kalayım.Evden çıkıp,minik balkonlu evime gideyim.Saksıda pembe,kırmızı,mor çiçeklerim olsun.Ama gül değil.Gülden daha güzel binlerce çiçek var.Gül en sevimsizleri.Müzik açayım.Böyle sakin sakin Fransızca bir şarkı yükselsin salondan balkonuma.Hava bahar,soğuk değil o kadar.Yine de rüzgar ''Kalk,ince bir hırka al üstüne.'' diyor.Sözünü dinliyorum rüzgarın,içeriden hırkamı alıyorum.Okul bitmiş.İyi bir okulda,iyi bir bölümde yüksek lisans yapmışım.Kursla filan dilimi geliştirmişim.Yaşlı değilim.Ama galiba çok genç de değilim.Belirsiz buralar.Mesela sahafta çalışıyorum ama tek işim o değil.O keyiflik gibi.İyi bir şirkette iyi bir işte çalışıyorum.Bunun dışında bir çok sosyal kurumda çalışmalar yapıyorum.Hayvan barınaklarında bazen gönüllü olarak görev aldığım oluyor.Kazandığımı onlarla paylaşarak mutlu oluyorum.Okumak istediğim çoğu kitabı okumuşum.İzlemek istediğim çoğu filmi izlemişim.Ama hala yapılacak bir çok şey var.Balkonda kahvemi içip,müziğimi dinlerken kedim bana seslenerek yanıma geliyor ve kucağıma atlıyor.Birazdan yemek yapmak için mutfağa geçeceğim.Ama sonra kapı kilidinde bir ses duyuyorum.Sevdiğim adamdan önce parfümünün kokusu geliyor burnuma,gülümsüyorum.İşten gelmiş,yorgun ama mutlu.Evli miyiz bilmiyorum.Ama mutluyuz.Görmek istediğimiz şehirlere gitmişiz.Muhtemelen evliyiz.Çektiğimiz ve birlikte içinde bulunduğumuz fotoğraf kareleri var çerçeve içinde.Geliyor,sarılıp öpüyor beni.Hadi üstünü değiştir ben yine yemek yapmaya çalışacağım diyorum.Gülüyor.Hala beceriksizim.Ama en azından uğraşıyorum.Birlikte hala eğlenebiliyoruz.En çok da benim sakarlıklarıma.Değişik soslu bir makarna bile yeter aslında.Sofrayı hazırlayoruz birlikte.Yemeğimizi yiyoruz birlikte.O bana gününü anlatıyor.Ben de hangi kitapları sattığımı...Film mi izlesek diye konuşuyoruz.Güzel bir film arşivi oluşturmuşuz.İzlemediklerimizden birini seçip izlemeye başlıyoruz.Film bittikten sonra balkonumuzda filmle ilgili konuştuktan sonra,sarılıp uyuyoruz.Belki ertesi gün işe gidiyorum.Belki sahafa.Orası flu.Ama hayal işte.Yaprakopya olsun adı da.Ütopyalardan birinin adı da Yaprakopya olsun işte.

6 yorum:

julia dedi ki...

kahve kokusunda oluşan baş ağrısı çok feci.benim için.ben de hayallerimi yazacaktım bak.

sonra bir de ben senin gibi bir erkek istemiyorum.yalnız yaşamak daha cazip geliyor.bir çeşit inziva.
umarım gerçekleşir seninkiler.çok büyük hayaller değil çünkü.olacak olacak.

yaprak dedi ki...

Aslinda ben de reflusu olan bir insanim.İkinci kahveyle birlikte mide agrilarim basliyor.Ama hayal iste.Bir de icimde bir daglar kizi Heidi var.Sevgi pitircigi olunca isin icine bir adam da giriyor tabi.Bir de sen de yaz hayallerini mutlaka.İnsana iyi geliyor dusunmesi :)

Eylül Köksümer dedi ki...

yüzümde bir gülümsemeyle okudum 'yaprakopya'yı. çok sevdim, çok benimsedim. senin ideal hayatın bu, kitap kokusu, kahve kupası, kucakta kedi, her an sarılabilecek bir adam, balkonlu ev... seni görebiliyorum bu hayatın içinde, öyle huzurlusun ki, öyle dolusun ki o dükkanda, o balkonda.
inanıyorum, 10 yıl içinde, belki o kadar bile değil, olacak bu hayat. ve ben senin o zamanki paylaşımlarından da çok büyük keyif alacağım, dükkanına bir kahve içmeye, kitap karıştırmaya, kedini sevmeye geleceğim.

yaprak dedi ki...

Bunun hayali bile o kadar güzel ki...Hala hayatımda olman,hala bir şeyler paylaşacağımızı düşünmek,tüm güzelliklerden haberdar ettiğim bir Eylül'ün olması...İşte Yaprakopya tam anlamıyla o zaman güzel bir ütopya olur :)

Aylak Kedi dedi ki...

çok yakın mı geldi bana ne..
çok sevdim çok..

yaprak dedi ki...

Ama sen gelince hep mis kokulu,iki şekerli çay :)