2 Ağustos 2011 Salı

Anladım ki burası benim için çok değerli.Bir şeyleri anlatmaktan mutluluk duyuyorum.Her şey güzel.Tüm bir kış boyunca beklediğim ''o günler''i yaşıyorum.Suyun dalgalanmasına kendimi bırakıyorum.Ama bunu son beş gündür yapıyorum.Çünkü bir şeyler beş gündür güzel.Anladım ki bir şeyleri gizlemek insanın hislerine daha çok şey katıyor.Daha da emin oluyorsun aklından ve kalbinden geçenden.Bastırdığın davranışlar sana his olarak geri dönüyor.O yüzden sevgi pıtırcığı haline dönüşebiliyorsun.Sevdiğiniz insan yanınızdayken ona en basit bir sevgi sözcüğünü söyleyememek inanın dünyanın en garip hissi.Bakışarak anlaşmaya başlıyorsunuz bir zaman sonra-ki bu dünyada yaşanabilecek sayılı en güzel anlardan biri-.Ama yine de ne olursa olsun Eylül'de diye başlayıp,
İstanbul'da diye devam eden cümleler kuruyoruz ister istemez.Yazlık dediğin dikenli bir tel.Bazı şeylerin değerini kaybetmeden anlayabilmek çok güzel.Şükredebilmek kadar.Anladım ki duygularını iyi ifade edebilen bir insan değilim.En azından burada.Okuduğum kitapların cümleleri,kendi cümlelerimi kurmamda yeterli olamıyor.Ama olsun,bu hisler bu cümlelerle burada dursun yeter.
    Küçücük şeylerle yetiniyor,küçücük şeylerden mutlu oluyorum.Azcık ötede yemek yediğini bildiğim bir insanın varlığı mesela.Ya da uyuduğu...Korkuyorum.Korkulacak çok şey var hayatta hep.Korkmamdan bile korkuyorum.Olumsuzluklarımı,korkularımı yaymamak için susuyorum belki de.Daha doğrusu susmak istiyorum ama onu bile yapamıyorum.Tıpkı adımı soyadımı google da aratan bir düşmanımın bu satırları okumasından korktuğum gibi.Blogun adını da değiştirmeye kıyamıyorum.Sadece insanlar bu kadar kötü niyetli olmasın istiyorum.Emrah Serbes'in de dediği gibi her zaman böyle olur.. Mutlu olmak için bir sürü faktörün bir araya gelmesi gerekir. Mutsuzluk için tek neden yeter.Ağustos ayının tadını çıkartıp bir yandan da usul usul Eylül ayını bekliyorum.Doğduğum ayı,melankolik sonbaharı,canım Eylül'ün o sevdiğim güzel adını...Sahafları özledim.Limonata içmeyi.Kahve içince terlememeyi de özledim.Ama aynı Güneş'le yandığım adamın yanında,burada olmak da güzel.Kimse bilmiyor.Kimse bilmemeli.Bu bizim sırrımız olsun e mi ? :) 

  • Bir de şu sergiye gitmek istiyorum.Bir günlüğüne de olsa en azından TIK TIK.
  • 4 Ağustos Perşembe günü için tüm Hakan Günday sevenler bakınız TIK TIK
  • Didem Madak Ahlar Ağacı'nı Ekşi Sözlük'ten okudum.Ama döndüğümde sayfalarını koklamak istediğim bir Pulbiber Mahallesi var.Değerini geç anlamak üzücü.
  • Notos dergisinin Oğuz Atay konulu 28.sayısını edindiğim için mutluyum.Hala İstanbul'da gazete bayilerinde olması lazım.Kesinlikle arşivlik.
  • Bir makara film şimdiden bitti.Onlar için de Eylül'ü bekliyorum.
  • Bir şeyler için heyecanlanıyor olabilmek insana yaşadığını hissettiriyor.Heyecanımı(zı) hiç yitirmeyelim.
  • Öperim.

6 yorum:

hitman-3 dedi ki...

Sevgi pıtırcıkları zamanında su yüzüne cıkmayınca yıllarca su altında da kalabilir. :)
Takipteyim efenim...

yaprak dedi ki...

Su altı pıtırcığı olarak kalırım olmadı :) Hoşgelmişsiniz efenim. :)

Eylül Köksümer dedi ki...

nasıl mutlu oldum, nasıl huzur doldum bilemezsin. o anlatmaya kıyamadığın, hafızanda saklayacak raf bulamadığın muhteşem anları o kadar iyi anlıyorum ki, sanki ifade etsen sırf buna yeltendiğin için bile büyüsünü yitirecek.
eylül'ü ben de bekliyorum sabırsızlıkla, herşey ve herkes yerini bulacak gibi geliyor, kendi sesimi duyacakmışım gibi geliyor.
mutlu satırların bana çok iyi geldi, iyi ki seni mutlu eden o adam var ve o kadar seviliyorsun :)

yaprak dedi ki...

Sen ve güzel cümlelerin bir kez daha akşamımı güzel kıldınız.İyi ki varsın !

Böğürtlen dedi ki...

bu sefer de ben kıskandım. ödeştik. hatta ben biraz daha fazla kıskanmış olabilirim. borcun olsun. :)

yaprak dedi ki...

Sen tanıdığım en cesur insanlardan birisin Dilara.En çok seni kıskanmalı bence :)