31 Temmuz 2011 Pazar

Geldi.Birlikte baharla birlikte.Yaz değil,bahar.Hep aynı heyecan.Söylenmeyen sözlerle anlaşabilmek.Bir bakışa tüm cümleleri sığdırabilmek.Dışarıdan arkadaş sanılmak için verilen çabalar.Bir çeşit işkence gülümseyen suratını sevememek.Ama kıymet bilmeyi öğrenmek her yeni gün,tekrar tekrar.Bazı sırlar çok güzel.

28 Temmuz 2011 Perşembe

Rüzgar seviyorum.Salıncak da...

27 Temmuz 2011 Çarşamba

25 Temmuz 2011 Pazartesi





Selam.İlk defa denize ayağımı soktum.Havuz bebesi olmak çok sıkıcı.Bir de Ahu Tuğba olmak zor iş.Ayrıca çenemi törpületme ameliyatım için herkes bir lira verirse sevinirim.Teşekküürler.

24 Temmuz 2011 Pazar

İpince,güzel giyinen,daha özgür daha güzel bir ülkede yaşayan tüm hemcinslerim,SİZİ ÇOK KISKANIYORUM! Naomi'den sonra bir de bununla tanıştım bugün.Her şeyi de yiyor.PİSLİK,İNŞALLAH YÜZ KİLO OLURSUN :(((

23 Temmuz 2011 Cumartesi


                       Eylül dünyanın en tatlı insanlarından biri !
 Oturup bir iki lafın belini kırabilmenin-bu deyimi çok seviyorum-ne kadar değerli ve önemli olduğunu fark ettiğim günlerin içinde bulunuyorum.Ortak paydada buluşabilmek,anlatmadan anlaşabilmek ne kadar muhteşem bir şeymiş.İnsan yalnız kalınca tüm iletişim yeteneğini ve özelliklerini sorguluyor.Hayatındaki insanın diğer hemcinslerinden ne gibi farkları olduğunu gözlemliyor.Karşılaştırmak değil,fark etmek.Herkesin önceliği nasıl da farklı onu anlıyorsun.İstanbul'da ''mecburen'' aynı alanda bulunduğumuz insanları umursamıyoruz.Küçük yerlerin kozmopolitliği daha da belli ediyor kendini.Radikal gazetesi dahi gelmeyen küçük bir kasabada ben her gün insanları gözlemleyip,her gün daha da uzaklaşıyorum yaşadığım çevreden.Buradaki insanların eğlence anlayışlarından daha farklı bir eğlence anlayışım olduğunu anlıyorum mesela.Küçük dağları yarattığını sanan insanların nasıl da birden pragmatik haller içlerine büründüklerini.Dışarıdan soğuk,kendini beğenmiş olarak etiketlendiğimi düşünüyorum ve ilk defa bir etiket bu kadar çok hoşuma gidiyor.Merhaba'lar öyle değerli ki...Herkese söylenmemeli belki de bazı şeyler.Sırf bir toplumda yaşıyor olduğumuz için tüm nezaket kurallarına uymamızın beklenmesi aslında biraz saçma.İnsanları küçük görmüyorum.Kimse kimseden üstün değil.Ama farklı.Ben biraz daha kabuğuma çekileyim.Saçmalıklarımı yüklediğim cümlelerim de biraz burada kalsın.Belki bir yıl sonra tüm bu cümleleri ne kadar da toymuşum şeklinde yorumlarım.

21 Temmuz 2011 Perşembe

 Hava en sevdiğimden.Güneş battı.Bulutlu,kapalı tam da eylül havası.Annemle karşılıklı çay içiyoruz.Her zamanki gibi yine omzum ağrıyor ama bu çok da önemli değil.Kedi yukarıda uyuyor.Sinek ilaçlama sesi çıkan tek ses.Benimle birlikte keşke bu sessizliği dinleyebilme şansınız olsa.http://fizy.org/#s/1h0g4u


Çayın rengi ne kadar güzel,
Sabah sabah,
Açık havada!
Hava ne kadar güzel!
Oğlan çocuk ne kadar güzel!
Çay ne kadar güzel!
                             Orhan Veli

19 Temmuz 2011 Salı

  • Çocuk sevmiyorum.Hiçbir zaman oyy ne şeker diyerek çocuk kucaklayan bir kız olmadım.Yalnızca bir adet bebeği kucaklamak istiyorum.Gerçi bu blogtaki herkesi kucaklamak istiyorum ya neyse.İŞTE BU BLOG.
  • Ama buradaki çocuklar,sevimsizliklerine bakılarak dünyanın her bir yarından toplanılıp getirilmiş gibi.Hiaa diye diye havuzda üstünüze atlayan çocukların sevimliliğinden bahsetmesin kimse bana.Bu çocuklar da dünyaya barış ve mutluluk getiremez kardeşim.Aha aşağıdaki serkan iz may görl diye böğrünü dövüyor.Diğeri de git şuna tokat at diye emir veriyor diğerine.
  • Babam az önce böğrünü döven bir sesle susun beğğ diye kükredi site bebelerine.İki saniyelik sessizlikten sonra bildik gürültü kaldığı yerden devam ediyor.Huysuz ve yaşlı bir aileyiz biz.Çocuk sevmiyoruz.Mümkünse siz de bizi sevmeyin.Canlarım.
  • İnsanlar çok garip gerçekten.Yani çocuklarla aynı zeka seviyesinde teyzeler,abiler var ki bunu evet,hakaret olarak kullandım.
  • Franny'de kendimi buldum desem çok aptalca bir laf mı etmiş olurum.Neyse canım bizbizeyiz.
  • Dur azcık karpuz yiyeyim.
  • Bir yıldır karpuzu çekirdekle yiyorum.Bu güzel ayrıntıyı da paylaşayım istedim.
  • Ulu Tengri bu bebeler susmazsa birazdan gözlerimde şeritle üçüncü sayfa haberlerine konu olacağım.
  • Fotoğrafın konumuzla bir ilgisi yok.Ancak Jim Sturgess'ın konumuzla bir ilgisi olabilir.

18 Temmuz 2011 Pazartesi



-Balık da benim dostum dedi,yüksek sesle.Ben böyle bir balık görmedim.Böyle bir balıktan söz edildiğini de duymadım.Yine de onu öldürmem gerekiyor.Neyse ki yıldızları öldürmek zorunda değil insan!
 ''Diyelim ki her gün bir insan ay'ı öldürmeye kalkışmak zorunsa olsa ne olurdu? diye düşündü.Ay kaçar.Diyelim ki her gün bir adam güneşi öldürmeye kalkışsaydı ne olurdu ? Böyle olduğumuz daha iyi canım,diye düşündü.''

16 Temmuz 2011 Cumartesi

 11 yaş büyük benden.Kitaptan bahsediyorum.Basım yılı 1981 olan bu kitabı annemin rafında buldum.Ciltli diğer kitapların yanında.Bakıldığında bir çocuk gibi gözüküyor değil mi ? İçinde resimler olan Küçük Prens'i de yıllarca çocuk kitabı sanmadık mı? Şimdi küçük genç kızlarımız nutellaaa yazıp kalp koymaları gibi yazdıkları satırlarla Saint-Exupery'nin kemiklerini sızlatıyorlar da neyse.Her şeye çok fazla eleştirel yaklaştığımı fark ettim geçen gün.Belki de ergenlik denen dönemi o kadar da küçümsememeliyiz.
  Bugün pazarda kitap satan tezgahta durdum.Bir şeyler satmak hep özendiğim bir şeydi.Sahaf işini kaybetmiş olmam bir kez daha üzdü beni.Belki olur da yeniden,birden karşıma öyle bir fırsat çıkar.Bir de bugün 16 Temmuz.Dört yıl önce bugün 16 yaşındaydım.Üniversite sınavının sıkıntısı vardı üzerimde.Yerinde duramayan,mor pantalon giyen bir kızdım.I see dumb people yazan siyah bir t-shirt üm vardı.Sonra bir adamla tanıştım.Ama o da o zamanlar adam sayılmazdı.18'lik bebe.Lunaparkta başlayıp,telefon kartlarıyla devam eden bir şey şimdi 20'lik diş çıkaran bir kız ile tüm dişlerini çıkartmış bir adama dönüştürdü bizi.Dört yıl oldu.Kulağa çok garip geliyor.Ben buradayım.O bu sefer burada değil.Balkonda oturmuş çay içiyorum.Çay güzel.Hava serin.Birazcık da omzum ağrıyor.Ama mutluyum sanırım.İliklerine kadar hissetmesen de bazen mutluluk hissi böyle geliyor belki de.Biraz huzurlu,biraz keyifli-keyifsiz ama iyi.16 Temmuz 2011 böyleydi.

12 Temmuz 2011 Salı

                        Bright Star filmini çok yanlış anlamışım ben.

11 Temmuz 2011 Pazartesi

Marquez sevmiyorum sanırım.
Kendimi çok mutsuz hissediyorum.

10 Temmuz 2011 Pazar

 ''Ne tuhaf aşk denen şey ! Şimdiyi hiç yaşayamıyorum sanki ! Bir yandan,bıkıp usanmadan gelecekte ne olacağını düşünüyor,öte yandan da bütün hareketlerini ve sözlerini anlamlandırabilmek için olup bitenleri yeniden defalarca düşünerek geçmişte yaşıyorum.Üstelik bunun,o aşağılık heriflerin aşk diye böbürlendikleri şey olup olmadığını bilmiyorum bile.Ama ne önemi var ! Yastığın serin yanını arayarak,kızışan yanaklarını ve düşüncelerini ferahlatmaya çalışacağım o uykusuz geceler bitsin yeter !''
                                                                                                           ISSIZ EV
Sevdemsi beni mimlemiş. "sizi anlatan, tekrar tekrar okuduğunuz, alıntılarını her yere yazdığınız, etkisinden hayatınız boyunca kurtulamayacağınızı düşündüğünüz beş kitabı listeleyin'' imiş konusu.Evet ben de kopyalayıp yapıştırdım.Şimdi şöyle bir şey var ben okuduğum hiç bir kitabı bir kez daha okumadım.İstesem de yapamam diye düşünüyorum.Kimi insan tekrar tekrar aynı kitabı okuyabilir ya da sevdiği bir filmi tekrar tekrar izleyebilir.Ben her ikisini de yapamayan insanlardanım sanırım.Çok etkilendiğim beş kitabı düşünürsem şayet ilki Sonsuzluğa Nokta olur sanırım.Hasan Ali Toptaş'ın bütün kitapları çok etkileyici.Muhteşem bir kurgusu var her kitabın.Süpriz  sonlu film tadında.Sonracığıma Saramago'nun Körlük'ü var.Fareler ve İnsanlar kitabındaki Lennie karakteri de beni çok etkiledi.Valla yirmi yıllık ömrümde aklıma yalnızca bu iki kitap ve karakter geldi.Bunun dışında Zebercet,Alper Kamu,Aylak Adam'ın C'si,Behzat Ç. gibi karakterler de etkilendiğim karakterler.Kimseyi mimlemiyorum.İsteyen herkes cevaplandırabilir.Öperim. :)

9 Temmuz 2011 Cumartesi

Allah'ım ışınlanma hala bulunamadı,biliyorum.Ama lütfen şu an ışınlanayım.Elektro sazla tüm sevdiğim türküleri mahvediyor burada bir amca.Sevgiler.
''Hatırlayarak yaşamak boynumuzun borcu ama ölürdün unutmasan.''
  • Facebook a göre evlenmişim.Olm hiç söylemiyorsunuz ha !
  • Blackmore's Night'ı daha önce hiç dinlemediyseniz eğer hemen dinlemelisiniz bence.
  • İki maddecik.

8 Temmuz 2011 Cuma

36 pozun 36'sını birden bir anlık panikle yaktım.Nasıl bir malım ben.

ÇARMIHA GERİLİŞ’TEN AYRINTI

Annemi özledim. Özlemi anlıyorum. Anlıyorum. Zenit bana ne söylediydi, hatırlanamıyor. Kurumlar ve kuramlar beni anneme üzüyor. Bende şiir yazabilme kaabiliyeti varmış, öyle söylüyorlar. Ne dediğimi bilmemek istiyorum. Boş başıma dolaşmak istiyorum. Sosyalleşmek istememek gibi bir hak tanınmak istendiriliyorduğum. Sahipsizim. Sonra sokakta dolaşırken her şeyi rasyonalize etmek durumunda kalıyorum. Bazı kediler rasyonalize olmak istemiyorlar. Annem rasyonel ne demek, ağlamıyor. Kendimi bana bırakmak istiyorum. Annemi özlediğim için kızlardan uzak duruyorum. Kızlar bana yaklaşmakta zorluk çekiyorlar. Köfteci de öyle. O da bana yaklaşmakta zorluk çekiyor. Canım akşamları daha çok sıkılıyor. Annem daha çok. Akşamları hava siyah oluyor. Havaya bakıyorum. Hava bana bakıyor. Bana salık verilecek sevgiliyi doğrudan reddetmek durumundayım. Kızlar bana önem vermemek konusunda tutarlılar. Köfteci de öyle. O da bana önem vermemek konusunda tutarlı. Annemi özleyince, annem yok ya hani, böylece Hayati’ye bakıp, Hayati’ye bakıyorum işte. Yani şey oluyor. Hayati benim hayatımda etkili bir yere sahipmiş ben de hani Hayati’ye bakıyorum ya, hah, işte Hayati’nin yani şey. Sonra dışarı bakınca bir küçük irrasyonel kedi görüyorum. Kedi bana aç aç bakıyor. Ben ona artık annemi özlediğim için konuşmak istemediğimi ancak rasyonel anne kedisiyle gidip korkunca istemediğim kitaplar okuyup anlamadığım annelere saygı duyuyorum. Ataya saygı hamurumun içinde varmış. Benim hamurum orda. Annem beni sevip özler. Ben de böylece peşinden gidemem. Sonra annemi de rasyo.. Neyse..
Ah Muhsin Ünlü

7 Temmuz 2011 Perşembe

Kırmızı

Bir hakaret olarak asosyal.Sık sık şahit oluyorum buna.Benim için çok kullanıyorlar zaten.Asosyal oldun,insanlardan kaçıyorsun vesaire.Evet,pek fazla insan sevmiyorum.Bir şeyler konuşamayacağımı hissettiğim anda gözlerimi yere dikiyorum.Birazcık da gülümsüyorum.En azından çalışıyorum.Okuldaki arkadaşsızlığımdan kışın sık sık bahsetmiştim zannediyorum.Burada da değişen pek bir şey yok.İnsanlar kendini neden eve kapattın diyor.Ben de kapatmadım ki sadece evdeyim ya ne bileyim cinsinden cevaplar veriyorum.Buraya gelişimin beşinci günü.Dört kitap okudum bir tane de film izledim.Aslında zamanı verimli geçirdiğim söylenebilir.O yok.O yok diye ben de pek yokum aslında.Onun hümanistliği benim mizantropik halimle çatışıyor.Ama denge bulmak önemli elbette.Kırmızı başlıklı kız esprimi yapıp gideyim.

5 Temmuz 2011 Salı

Her yıl kendimi en yorgun hissettiğim anlarda şu anı hayal ederek sakinleşiyorum.İhtiyacım olan hafif rüzgar ve bir kitap.Altıncı bölüm diyor.Sonra da bitiyor kitap.Ben üzülüyorum.Hem kitaba hem de ''Fareler ve İnsanlar''ı yirmi yaşına kadar okumamış olduğuma.Üzülmek için bir nedenim daha var.Balkondan baktığımda göremediğim bir yüz bulutsuz bir gökyüzünü hatırlatıyor bana.O ben balık tutmaya gidiyorum diyor.Ben de denize bakıyorum.Beyaz sandallar var.Sandallar bulut kadar güzel.

4 Temmuz 2011 Pazartesi

  • Arka arkaya çalan pop şarkıları hayatı sorgulamanıza neden olur.Tecrübeyle sabit.
  • Bazen otobüste,sokakta,markette gördüğümüz o garip insanların tümünün burada toplanmış olduğunu düşünüyorum.Şu anda bulunduğum yerde.Sanırım bir distopyanın içindeyim.Neyse ki kitap diye bir şey var.Ha bir de burası.
  • Ha bir de Emrah Serbes diye bir insan var.Bir de Alper Canıgüz.Bir de...
  • Zayıflamışsın sen filan diyorlar.Güzel tabi.
  • Sanırım buraya geleli 24 saat oldu.Her an bir ''Sen ne okuyordun?'' ''Eee n'olcaksın mezun olunca bakalım?'' sorusu bekliyorum.Size çok güzel cevaplar hazırladım teyzelerim,amcalarım.
  • Annem küçükken Alper Kamu gibi bir şeydin sen de kimse seni sevmiyordu dedi.Çocuğum bana benzemesin amin.Cüce gibin.
  • Maddeli yazılarıma dönmem için biraz kafamın karışması gerekiyormuş sanırım.
  • Bu sene beyaz çerçeveli güneş gözlüğü moda değil sanırım.Buna bir şükür gönderiyoruz hep beraber.
  • Bir sürü film getirdima ama bilgisayar açmıyor.Birisi bahtsız bedevi mi dedi,ne efendim ?
  • Oha kaç madde olmuş.Bak hiç söylemiyorsunuz.
  • Herkesler mutlu fotoğrafımı paylaştığıma göre dağılabilirim.Ayrıca gittiğim her yerde ev yapımı limonata içiyorum.Büyüyünce ev yapımı limonata gurmesi olacağım.

3 Temmuz 2011 Pazar

 İnsan kuş misali.Dün İstanbul'daydım bugünse Tekirdağ'dayım.Hayatım hep birilerini özleyerek geçiyor.Annem-babam ve kedi içlüsüne olan özlemim sonlandı.Bu sefer de abla özlemim başladı.Sevgili özleminden ise hiç bahsetmek istemiyorum.Şarkıdaki gibi ben sensiz Tekirdağ'a düşmanım diye başlayıp,apaçiliğin dibine vuracağım az kaldı.Neyse.Genel olarak ben hep birilerini özlüyorum.Hep.Yanımda olsalar dahi hem de.Aslında sergiyi anlatacaktım ama nedense canım hiç istemiyor.Müsaade edin de susayım efendim.

2 Temmuz 2011 Cumartesi

Şimdi çok yoruldum ben ama bugünü hatırlamak adına bir iki cümle yazacağım ben şimdi buraya.Varan bir,D&r'da Can yayınlarının kitapları 4 lira.Bu sefer facebooktan beğenme olayı da yok.Elbette seçilmiş,belirlenmiş kitaplarda.Ben üç tane aldım.Bir tanesi Paolo Coelho Zahir-Patricia Highsmith Küçük G:Bir yaz masalı-Marlen Haushofer Duvar.Bir de Patricia Piccinini'nin Arter'deki sergisi var ki..Dur onu da yarın anlatayım :)
Neden kedi seven
Bir insan
Olduğumu
Biliyorum da
Kedisiz ve sevgisiz
Getiriyorum
Yaşadığım günlerin
Yaprak döken sonunu? 


Metin Altıok


Bu ülkede on sekiz yıldır her şey aynı.Kaybedilen insanlık gibi.