10 Nisan 2011 Pazar

 Bazen bir şeyler yolundayken içimiz sıkılıyor.Havanın kapalılığında bazen huzur bulabiliyoruz.Bazense güneş bile can sıkıyor,yakıyor.İsteklerimiz var.Olduğunda mutlu olacağımızı düşündüğümüz.Sonrası pişmanlık belki de...Sonrası keşke,sonrası acaba...Tırnaklarım ne çabuk uzuyor benim.Bir de ayaklarım yazın da soğuk.Çağrışım kelimesini seviyorum.Her şey birbirini çağrıştırıyor bazen.Bir de ismin gizli o kelimede...Anlama katılan anlam meselesi tabi.Yalnızlık hissi anlık.Bir tat olsa acı değil ekşi olurdu yalnızlık.Dudakları ve yüzü buruşturan.Can sıktığı kırışıklara yansıyan cinsten.Kelimeler birbiriyle yan yana gelmek istedi.Kalemle yazılmış bir kağıt olsaydı bu,buruşturup atardım.Ama her birine ayrı ayrı dokunduğum tuşların anısına,bırakayım da kalsın.

3 yorum:

Kısaca Fd dedi ki...

Evet bağımlılık yapan bir ekşi. Acı olsa belki bir daha tatmam dersin ama ekşi ve yüzün buruştuğu halde tadıyorsun onu. çağrışım benim de en sevdiğim kelimeler arasında.güzel yazı.

julia dedi ki...

ne güzel.
bence yalnızlık bir tat olsaydı tatlı olurdu.hiçbir zaman bu yüzden yüzümü buruşturup canımı sıkmadım.

Palyaço dedi ki...

"Buruşturulup atılacak" türden yazılara çok değer veriyorum.