4 Nisan 2011 Pazartesi

Atlar ve Karıncalar

 Altın portakaldan beri beklediğim bir filmdi Atlıkarınca.Konusu,Mert Fırat ve İlksen Başarır isimlerinin yer alması bende merak uyandırması için yeterliydi aslında.Sosyoloji okuduğum için toplumsal sorunları işleyen romanlar,filmler,oyunlar benim için önemli.Okulda gündeme dair,yaşanılan olaylara dair bir şey konuşmuyoruz.Hatta bu konuların özellikle konuşulmasından kaçınıldığını düşündüğümü söyleyebilirim.Okuduğum okul tam anlamıyla kozmopolit bir yapıda.Farklı kültürlerden etkilenmiş,farklı yetiştirilme tarzıyla büyümüş farklı farklı insanlar..Herkesin birikimi farklı,bu nedenle de gündemdeki olaylara,toplumsal problemlere her birimizin bakışı da farklı.Hocaların tartışma ortamından kaçınmasında bunun bir payı olabilir elbette;ancak tartışarak bir şeyler öğrenebileceğiniz bir bölümde okuyorsanız,bu tutumları garipsemeniz de kaçınılmaz oluyor.Şunu izlemeli,bunu yapmalı,şuna gitmeliyim telaşım da aslında tam da bundan kaynaklanıyor.Okuldan alamadıklarımı,belki kendi çabamla edinebilirim diye düşünüyorum.Asıl konuya dönecek olursak son zamanlarda Türk sinemasında işlenen konuların da beni bu anlamda geliştirebileceğine inanıyorum.Çoğunluk,Gölgeler Ve Suretler bu anlamda aklıma gelen iki önemli film.Bunlara ek olarak da en başında da bahsettiğim gibi Atlıkarınca'yı ekleyebilirim.
   Atlıkarınca toplumsal bir olaya ışık tutmakta.Enseste.İlksen Başarır ilk filmi Başka Dilde Aşk'ta işitme engelli Onur'la Zeynep'in ilişkisini yalnızca aşk kavramı üzerinden değil,toplumsal anlamda sorgulamaya açık biçimde işlemişti diye düşünüyorum.Onur'un babasının ona olan tutumu,call centerda çalışan Zeynep'in çalışan hakları konusundaki tavırları,konuşmadan anlaşabilmenin mümkünlüğü gibi...Şimdi bu ikinci filmde,Atlıkarınca'da yine toplumsal bir sorun,yara olan ensest konusu işleniyor.Ve konu öyle güzel,öyle başarılı bir şekilde işleniyor ki,adını magazin dergilerinde filmdeki sahneleriyle değil;pornografik anlamda hiçbir görüntüye yer vermeden bu derece başarılı şekilde işlemesiyle sinema dergilerinde duyuruyor.Filmi anlatmayacağım uzun uzun.Yalnızca gidin ve az kopyalı bu filmi izleyin.Az salonda oynasa da isterseniz mutlaka evinize yakın bir salonu bulabilrsiniz.Haytap'ın çok sevdiğim bir cümlesi var ve belki de aklımda tutup söyleyebileceğim tek cümle de budur : ''Sessiz kalmayın,suça ortak olmayın.'' Bu filme alacağınız bir bilet,bu konunun bilinmesine,bu konudaki bilincin artmasına dair atılmış çok önemli bir adım olacak.

2 yorum:

wendy dedi ki...

Ne başka dilde aşkı izledim, ne de atlıkarınca'yı izlemeyi düşünüyordum. Ama bu dediklerinden sonra çok ilginç geldi. Vakit bulunca gideyim. : )

yaprak dedi ki...

Mutlaka git,beğeneceğini düşünüyorum ben.Özellikle de Atlıkarınca'yı :)