14 Şubat 2011 Pazartesi


Virginia Woolf'un Dalgalar bitti.Bir kitap düşünün;hem şiir,hem tiyatro metni hem de roman olabilmeyi başaran.Dalgalar işte tam da böyle bir kitaptı.İnternette bazı yorumlarda kitabın okuması zor olduğundan bahsedilmişti.Bence okuması zordan çok emek isteyen bir kitap Dalgalar.Öylesine okur gibi okunmuyor.Daha çok sessizlik istiyor insan,daha çok kendini vererek okumak istiyor.Kitapların altını çizerek okumayı sevenlerdenseniz eğer bu kitap sizi o anlamda zorlayabilir ama.Çünkü kitabın her bir cümlesi altının çizilmesini hak edecek cinsten.Okuduğum ilk Woolf kitabıydı.Devamının geleceğini düşünüyorum.
Sevdiğim kadınların çoğunun kendi hayatından vazgeçen kadınlar olduğunu söylemiştim.Sylvia Plath,Tezer Özlü,Nilgün Marmara,Dalida ve Virginia Woolf...Mrs.Dalloway'ı okumak istiyorum.Daha sonra da The Hours filmini izlemek.
Dalgalar'ı okuduktan sonra Bukowski'nin Factotum'unu okudum.Uzun zamandır Bukowski okumak istiyordum.Bir arkadaşım filminden de bahsedince gidip Factotum'u aldım.Kitap biraz problemli oldu.Beşiktaş'ta bir kitapçıdan almış olmama rağmen kitap daha önceden okunmuştu ve ben bunu alırken fark etmedim.Bazı sayfaların kenarları kıvrılmıştı ki ben bundan nefret ediyorum.İnsan bir kağıt parçası filan koyar.Ben kitabı temiz okuyanlardanım sanırım.Altını da çizemiyorum.Aldığım kitapta pilot kalemle tırnak işaretine alınmış yerler vardı.Kitabı sahaftan almış olsam elbette dert etmeyeceğim bunu ama kitapçıdan aldım.Baya baya dükkan yani.Alkım ya da Kabalcı değil onu da belirteyim.Sahaftan almış olsam daha da ucuza almış olurdum.Bir daha asla oradan alışveriş yapmayı düşünmüyorum.Bir müştericilerini ki devamlı müşterileriydim kaybetmiş oldular.Kitaptan bahsedecek olursam kitapta anlatılan Chinaski adlı kahramanın Bukowski'nin kendisi olduğu aşikar.Hedonist yapıda,gamsız,içki ve tembellik seven bu adam hiç bir işte deyim yerindeyse dikiş tutturamıyor.Factotum'un 2005 yılında bir de sinema filmi çekilmiş.Matt Dillon Chinaski rolünde.İndirip izleyeceğim onu da.Merak ve tavsiye ediyorum :) Şimdi de ilk Paul Auster kitabıma başlayacağım:''Görünmeyen''

9 yorum:

Aylak Kedi dedi ki...

ilk olarak söylemem gerekir ki Dalgalar'ı bitirmek bile benim için büyük saygı sebebidir :)

factotom'a gelince filmini izlemedim, artık Bukowski kustuğum bir kitaptı. herşeye rağmen çok seviyorum, o salt pisliğini yalınlığın ötesinde bir dille anlatışını...

yaprak dedi ki...

Eğer tatilde olmasaydım okuyamazdım ben de sanırım.Okula gidip gelirken yolda okunabilecek bir kitap değil çünkü,boğulabilirdim :)

Gerçekten her şeyi o kadar basit bir şekilde anlatıyor ki hiç garipsemiyorsunuz siz de.Örneğin bitlenişini anlattığı bölüm.İğrenen bir ifade takınmıyorsunuz,hatta hayranlık duyuyorsunuz bu ''cool'' adama.Bukowski sevenlerdenim :)

julia dedi ki...

geçen sene derste Virginia Woolf'un 'Kendine Ait Bir Oda' eserini iki hafta boyunca incelemiştik.Güzeldi.Bu sene de devam edeceği için okuyayım dedim kitaplarını.Pazartesi ya da salı'nın ilk öyküsünü okuduğumda açıkçası pek beklediğim gibi değildi.Ve ben de ara verip iki kitap bitirdim.Nedense Virginia'dan haz etmiyorum.Ama kendimi zorlayacağım.Dediğin kadınların hepsinin yeri çok ayrı,özellikle Sylvia.

Bir de 'The Hours' filmini kesinlikle izlemelisin.

yaprak dedi ki...

Bir çırpıda okunmuyor gerçekten.Bir cümle ama hem anlamı çok derin,hem uzun.The Hours'u da indirip izleyeceğim en kısa zamanda. :)

Azura dedi ki...

Virginia gerçekten ağır bir yazar. Öyle görünmüyor gibi olsa da. Kafanız meşgulken okumak çok zor. The Hours güzel bir film. Hazır Virginia'dan bir kitap bitirmişsin taze taze izle derim bence. Aslında film Mrs. Dalloway üstünden daha çok işlenmiş belki onu okuduktan sonra izlesen daha iyi olur; ben öyle yapmadım ama bilemiyorum, sadece bir öneri, filmi izleyen biri olarak. :) Ama gerçekten dram dolu bir film insan bişey yokken buhrana giriyor. :)

Eylül Köksümer dedi ki...

virginia'yı okudukça daha çok seveceksin eminim. gerçekten de söylediğin gibi, okuması, anlaması zor bir kadın, yaşaması da zor bir kadınmış. en sevdiğim sözlerden biri, intihar mektubunda eşine söylediği son sözlerdir ''kimse bizler kadar mutlu olmamıştır.'' tüm yaşadıklarından sonra hala bunu söylemesi bile o kadını çok sevmem için yetiyor. kendine ait bir oda, londra manzaraları ve elbette mrs. dolloway'i öneririm.

bukowski konusunda ise tamamen ön yargılıyım ve hep uzak durdum bu kadın düşmanı adamdan. büyük ihtimalle de hata yapıyorum, bir gün umarım ön yargılarımı kırıp keşfetmeye çalışırım ben de.

yaprak dedi ki...

Azura kesinlikle izlemek istiyorum.Ama dediğin gibi belki kitabını okuduktan sonra izlerim.Ama mutlaka izleyeceğim.Buhranlı ruh haline gireceğime de eminim :)

Eylül,diğer kitaplarını da okumak istiyorum.Ama okulum açılınca çok sağlıklı bir şekilde okuyabileceğimi düşünmüyorum nedense.Tatilde yaz akşamları oturup,kendimi vererek okumam daha verimli olur diye düşündüm bakalım :) Bukowski aslında kadın düşmanı değil tam olarak.Kadınları seviyor.Hem de çok seviyor.Gizli bir romantizm bile var bu adamın kalbinde.Factotum'u okumanı tavsiye ediyorum :) Ben de Elif Şafak'a karşı önyargılıyım nedense ve biliyorum senin çok sevdiğin yazarlardan biri.Ben de önyargımı kırıp okumak istiyorum onu :)

Eylül Köksümer dedi ki...

o halde birbirimizin tavsiyeleri, önyargılardan baskın çıkacak demek ki :)
ayrıca hours'ı izledikten sonra da yorumlarını bekliyorum.

yaprak dedi ki...

Yazarım buraya mutlaka :)