30 Ocak 2011 Pazar

  İlk olarak 20 yaşında ve hiç Tolstoy okumamış biri olduğum için utandığımı belirtmek istiyorum.Hala geç değil okuyabilirim elbette fakat keşke daha erken davransaydım.Neyse.En kısa zaman içerisinde okumak istediğimi belirtip,izlediğim filmden bahsedeyim.The Last Station son istasyon anlamına gelse de-ki filmi izlediğinizde,film için bulunmuş en güzel isimlerden biri olduğunu anlıyorsunuz-Türkçe'ye Aşkın Son Mevsimi gibi bir şekilde çevrilmiş.Tolstoy rolündeki Christopher Plummer yazara gerçekten çok benziyor.Ünlü oyuncu Helen Mirren ise Tolstoy'un eşi Sofya rolünde ve tam anlamıyla döktürüyor.Hatta Mirrer bu rolüyle 2010 yılında Altın küre ödüllerinde ve Oscar ödüllerinde en iyi kadın oyuncu ödüllerine aday gösterildi.Oscar ödülünü The Blind Side filmindeki rolüyle Sandra Bullock'a kaptırdı.Ama Roma film festivalinde Sofa rolüyle en iyi kadın oyuncu ödülü aldığını da belirteyim.Tolstoy'un sekreteri rolündeki James Mcavoy da Valentin Bulgakov rolü ile Oscar'da en iyi yardımcı erkek oyuncu ödülüne aday gösterildi.Fakat o da Mirrer gibi başka bir oyuncuya,Christoph Waltz'a ödülünü kaptırdı.Filmdeki oyunculardan Tolstoy'un kızı rolündeki Anne-Marie Duff, Nowhere Boy filminde de John Lennon'un annesi rolündeydi.Ha bu arada 2006 yılında rol arkadaşı James Mcavoy ile de evlenmişler.Bu da işin magazin kısmı olsun.
 Film Tolsytoy'un son zamanlarını anlatmakta.82 Yaşında ölen ünlü yazarın,48 yıllık boyunca evli olduğu eşiyle yaşamış olduğu büyük aşk,zıtlıklar,anlaşamamazlıklar filmin önemle üzerinde durduğu bir konu.Tolstoy'un görüşlerine muhalefet eden ve onaylamayan Sofa ile Tolstoy'un arasındaki tartışmalar,bu tartışmalara rağmen büyük bir sadakat ve aşkla birbirine bağlı olmaları filmi etkileyici kılan asıl olarak.Hoş film,başarılı oyunculuklar.Edebiyat ve dönem filmi sevenlerin seveceğini düşünüyorum :) Bir de Pera'daki Çarlık Rusya'sı Sergisini gezmediyseniz bir an önce gezmenizi tavsiye ediyorum.Zira orada da bir Tolstoy portresi sizi beklemekte :)

Hiç yorum yok: