31 Ocak 2011 Pazartesi

Okumadan öleceğimiz milyonlarca kitap,dinleyemeyeceğimiz milyonlarca şarkı,göremeyeceğimiz binlerce şehir ve hayvan türü var..Çok korkunç değil mi bu ?
6 Eylül 2010

En güzel şeyler neler?


En güzel şeylerden biri, bir şey yapmak.

Canım ne olursa olsun. İşe yaradığını hissetmek, paslanmamak demek. Parlamak demek. Sen yokken, bir şey eksik olucak demek. O yüzden insan listenin en tepesine yazmalı: bir şey yap. Ve öyle bir yap ki, bir tek senin yapabileceğin bir şey haline gelsin. Kolay gelsin.
En güzel şeylerden biri, birini sevmek. Öyle kuru kuru değil ama. Öyle bir seveceksin ki, sensizken bile mutlu olsun isteyeceksin. Kolay ulaşılır bir sevgi değil bu. Birine sarılmak bile dışarısı, ben içine kıvrılmaktan bahsediyorum. Gözünü kapatınca, ‘iyi ki var’ın ılık banyosuna girecek kadar. Artık hesabı kitabı yok bunun. Sevmişsin. Soru işaretinin çengeli gitmiş, noktası kalmış.
En en güzel şeylerden biri, ki ben yapamıyorum henüz, her şeyi sevmek. Kötüyü de, karanlığı da, sen kötü ol isteyeni de. O öyle bir güç ki, her türlü tersliği koca bir düzlüğe çıkarabiliyor. Superman’inki gibi bir güçten bahsediyorum. Evet baktığın karanlık bir şey, gördüğün kör edici bir şey ama her yerinden baktığında sevecek bir yanı elbet var. Oraya gözünü diktiğinde, ışık çıkmaya başlıyor her yerinden. Dönüştürüyorsun onu. O nasıl bir güçtür Allahım! Ve çok sık unutuyorum, böyle başedileceğini her şeyle.
En güzel şeylerden biri, doğayla bir olmak. Mesela derine dalmak, ağaç koklamak, kayalara basmak. Hayvanlara bakmak filan. Unutmak yani, dağ gibi alışveriş merkezlerini, ve kalabalıkları, ve gazeteleri. Küçük bir holden, büyük bir bahçeye çıkar gibi. Oh demek. Hâlâ dağlardan aşağı atlayan sular, hep beraber bir anda yön değiştiren balık sürüleri ve tepede ölüsü bile parıldayan yıldızlar var. Şükür ki, çok küçüğüm. Şükür ki, her şey benim etrafımda olan bitenden çok daha büyük.
En güzel şeylerden biri, öğrenmek. Merak çok güzel. Okumak harika bir şey. Kağıdın ölümüne üzülüyorum. Ama istediğim şeye kolayca ulaşabilmeyi de seviyorum. Bilgi ne kadar yakın. Ne kadar çok. Bazı şiirler, ve şarkı sözleri ne muazzam. Yanlarına yaklaşamam onların. Bu da beni büyülüyor. Keşke dilim öyle güzel dönse demeyi çok seviyorum. Fosforlu kalemlerle bazı şeyleri çok önemsemeyi biliyorum. Şanslıyım.
En güzel şeylerden biri unutmak. Unuttum gitti lafı vardır. Unutulan şey gider hakikaten. Solar, üzerine su serpilmemiş sebzeler gibi porsur. Çocuk gibi kalırsın. Bugünü bilirsin. Bazı şeyleri hatırlayamıyorum, en azından duygusunu. Temize çekmişim defterleri. Temizim. Herkes unutsa, hep yeniden başlansa. Çünkü her şey değişiyor zaten. Unutmamak demode oluyor bir şekilde.
En en güzeli de yaşamak. Kendine dokun bak sıcaksın. Sıcak olduğun sürece de, yukarıdakilerin hepsini yapabilirsin. İnsan sıcak olmanın gücünü bilmiyor çoğu zaman. Halbuki içinde telaş olan, ritim olan, elektrik olan bir beden neleri yerinden oynatır...
İnsan bir bilse, şu hayatın en güzel şeylerini, aklını oynatır.

Keira Knightley çok uyuz ama Carey Mulligan'a ben bile aşık olabilirim.Bir de film sinir bozucu.

30 Ocak 2011 Pazar

  • Merhaba.
  • İki gündür evdeyim.2 tane film izlemek dışında pek bir şey yaptığım söylenemez.Ha bir de mavi ojelerimi sürdüm.O kadar.
  • Erkek arkadaşımın 13 aylık yeğeni aramıza girdi.Çaldı onu resmen.Kolları bacakları ısırılası şirin yaratık.Kedi canını senin.
  • Öyle sıkılıyorum ki şunu izleyip izleyip duruyorum.Garip olan  gerçek anlamda eğleniyor oluşum.Ahan da şunu.
  • Yeni makara için çok umutlu ve çok heyecanlı olduğumu da belirtmek isterim.
  • Haftaya bütünlemeler başlıyor ben sadece dört dersimin sonucunu biliyorum.Sövgüler canım okuluma.
  • Ha bir de çok güzel bir ayraç aldım ben.
  • Annem az önce kedimize senin canını yerim dedi.İçine Adnan hoca kaçtı diye korkuyorum.
  • Gideyim de evde mor sabahlığımın kollarından tutarak koşturmaya devam edeyim.
  • Helvacııığğğğ helvaaaağğğ...
  • Gittim.
  İlk olarak 20 yaşında ve hiç Tolstoy okumamış biri olduğum için utandığımı belirtmek istiyorum.Hala geç değil okuyabilirim elbette fakat keşke daha erken davransaydım.Neyse.En kısa zaman içerisinde okumak istediğimi belirtip,izlediğim filmden bahsedeyim.The Last Station son istasyon anlamına gelse de-ki filmi izlediğinizde,film için bulunmuş en güzel isimlerden biri olduğunu anlıyorsunuz-Türkçe'ye Aşkın Son Mevsimi gibi bir şekilde çevrilmiş.Tolstoy rolündeki Christopher Plummer yazara gerçekten çok benziyor.Ünlü oyuncu Helen Mirren ise Tolstoy'un eşi Sofya rolünde ve tam anlamıyla döktürüyor.Hatta Mirrer bu rolüyle 2010 yılında Altın küre ödüllerinde ve Oscar ödüllerinde en iyi kadın oyuncu ödüllerine aday gösterildi.Oscar ödülünü The Blind Side filmindeki rolüyle Sandra Bullock'a kaptırdı.Ama Roma film festivalinde Sofa rolüyle en iyi kadın oyuncu ödülü aldığını da belirteyim.Tolstoy'un sekreteri rolündeki James Mcavoy da Valentin Bulgakov rolü ile Oscar'da en iyi yardımcı erkek oyuncu ödülüne aday gösterildi.Fakat o da Mirrer gibi başka bir oyuncuya,Christoph Waltz'a ödülünü kaptırdı.Filmdeki oyunculardan Tolstoy'un kızı rolündeki Anne-Marie Duff, Nowhere Boy filminde de John Lennon'un annesi rolündeydi.Ha bu arada 2006 yılında rol arkadaşı James Mcavoy ile de evlenmişler.Bu da işin magazin kısmı olsun.
 Film Tolsytoy'un son zamanlarını anlatmakta.82 Yaşında ölen ünlü yazarın,48 yıllık boyunca evli olduğu eşiyle yaşamış olduğu büyük aşk,zıtlıklar,anlaşamamazlıklar filmin önemle üzerinde durduğu bir konu.Tolstoy'un görüşlerine muhalefet eden ve onaylamayan Sofa ile Tolstoy'un arasındaki tartışmalar,bu tartışmalara rağmen büyük bir sadakat ve aşkla birbirine bağlı olmaları filmi etkileyici kılan asıl olarak.Hoş film,başarılı oyunculuklar.Edebiyat ve dönem filmi sevenlerin seveceğini düşünüyorum :) Bir de Pera'daki Çarlık Rusya'sı Sergisini gezmediyseniz bir an önce gezmenizi tavsiye ediyorum.Zira orada da bir Tolstoy portresi sizi beklemekte :)
Fazla tatil bana yaramıyor bence.Bunaldım.Ya da bunalımdayım.

28 Ocak 2011 Cuma

Das Experiment.Çok geriyor.Fazlasıyla geriyor hatta.Çok düşündürüyor.İyi film.Baya iyi film.
İyi hissediyorum.Mantık dersinin 10 Şubattaki bütünlemesine kendimi tamamen hazırlamışken ba ile geçtiğimi öğrenerek uyandım.Çok uykum var diye mızıklandığım için sevgiliyle buluşamadık.Kızdı biraz bana.Oha mantıktan geçmişim evde duramam ben diyerek onsuz tek başıma kendimi yollara atmama da kızdı birazcık ama aldım sanırım gönlünü.Ben de makinemi aldım çıktım dışarı.İki gün sonra yağmurlar yine başlayacak madem,ben de bulduğum güneşin değerini bileyim dedim.Taksim'e gittim.Aklıma hiç bir yer gelmedi alternatif olarak.İstiklal'de bir iki poz çektim,sonra Aslıhan'a gittim.Sıtkı amca ile sohbet edecektim ama baktım o zaten birisini bulmuş sohbet edecek;hiç bozmadım ben de keyfini.Kitaplara baktım.Alma Yaprak daha evde çok var okumak istediğin kitap dedim.Bir de bir liste yapsan iyi olur;okumak istediğin kitaplara öncelik verip onları al önce dedim.İç sesim bugün çok dilliydi.Güneşe tuttuğum makinem bir amcanın yanıma gelip ''Bak makineyi Güneş'e öyle tutma;baksana ışık ne çok.'' demesine neden oldu.Ama çok hoşuma gitti bu.Teşekkür ederim iyi ki çekmedim zaten dedim.Amca ben bu işle ilgileniyorum da söylemek istedim dedi.İyi ki söyledi,enee güneş diye her ışığa doğrudan atlamamalı tabi.Sonra ara sokaklardan birisine daldım,uyuklayan bir kedi,güneş vuran bir evi dondurdum.Ya da dondurdum sanıyorum.Bakalım dondurabilmiş miyim.Film bitince anlayacağız.Kabataş'a doğru indim.Kabataşta yaşlı bir amca var.Altı tane köpekle birlikte dolaşıyor hep.O yine Kabataş'ta oturuyordu.Yanına yaklaşıp fotoğrafınızı çekebilir miyim diye sordum.Fotoğrafını çektikten sonra yanına oturdum.Sohbet ettik.Bana köpeklerini anlattı.Ben her köpeği teker teker sevdim.Sanırım onlar da beni sevdiler. :) O kısacık sohbet benim için öyle değerliydi ki bugün.Çektiğim fotoğraflar umarım çıkar.O üç fotoğraf benim için çok anlamlı umarım onlar çıkar.Adını bile bilmediğiniz bir insan sizde bir değer oluşturabiliyor.Mıcize gibi bilemiyorum.O üç fotoğraf çıkarsa şayet odamda çok güzel bir yerde duracaklar.Benim için kendinden başkalarını da düşünebilen,on iki köpeği olan ve altısı ile sokaklarda gezinen o amca,dünyaya olan inancımın bir örneğiydi.Kendinden daha aciz durumda olan bir canlıyı sevgisiyle besleyebilen insanlarla dolu bir ülke düşünsenize.O zaman tüm bu cinayetler,kavgalar,ırk ayrımları azalmaz mıydı? Bilmiyorum,belki de bu benim sadece yirmi yaşında olmamdan kaynaklanıyordur.Belki hala ütopyaları olabilen insanlardan biriyimdir.Ama bildiğim bir şey varsa o amca bugün günümü güzel kıldı,o aptal gülümsememin nedeni oldu.Allah razı olsun cümlesini belki de en içten bugün kurdum.İyi ki varsın adını bilmediğim amca.İyi ki bana saklayabileceğim üç fotoğrafı,aptal gülümsememi ve bu cümleleri bıraktın..

27 Ocak 2011 Perşembe

Ucuza smena 8m nereden bulabilirim ki acaba ? Aslında canon ae 1 istiyorum ama önce şu elimdekini öğrenmem gerek sanırım.Bu da gereksiz bir yazım olsun.
ÇOK ROMANTİĞİM
ÇOK CİDDİYİM.
ÇOK MERAKLIYIM.

VE ÇOK APTALIM.

26 Ocak 2011 Çarşamba

                                                      Sylvia.
Orhan Pamuk kimisinin gerçekten severek okuduğu,kimisinin ise ön yargısı nedeniyle hoşlanmadığı,bu nedenle de okumaktan uzak durduğu bir yazar.Ben etrafta konuşulanlar ve yazarın duruşu nedeniyle önyargılı kısımda bulunanlardandım.Ama bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak istemedim ve ilk olarak Yeni Hayat romanını okudum.Bir yazarı ilk defa okumaya başladığınızda seçtiğiniz eserinin çok önemli olduğu kanısındayım ben.Eğer etkilenirseniz diğer eserlerini de merak edersiniz.Ama çok sıkıla sıkıla bir an önce bitsin duygusuyla okursanız ve ''sarmadı'' kelimesini kullanabileceğiniz kadar ilginizi çekmediyse o yazarla ve eserleriyle olan ilişkiniz de oldukça zor olur.Ben Yeni Hayat romanını sevmiştim.Daha önce okuduğum kitaplardan farklı bir tarzı vardı.Arkasından uzun bir zaman geçti ve ben Benim Adım Kırmızı'yı okudum.Roman okuduğum gerçekten en ilginç yöntemli kitaplardan biriydi.Ortada bir katil vardı ve tüm kahramanlar kendi ağızlarından olayı anlatıyordu.Siz katilin kim olduğunu tahmin etmeye çalışırken bir yandan da 16.yüzyılın hat ve nakkaş kültürüne tanık oluyorsunuz.Kara Kitap'a gelince.Yazarın belki de en ağır romanlarından biri.Bir kitap üzerine başka bir kitap yazılması sanıyorum ki çok nadir görülen bir durumdur.İletişim yayınevinden çıkan Kara Kitap üzerine yazılar adlı kitap romanın gerçekten ağır bir kitap olduğunu anlatmak için yeterli belki de.Ağırdan kastım kitap zor okunmuyor.Kitap okunuyor.Fakat bizim okuyucu olarak anlayamadığımız,ancak yazarın bildiği gizli anlamlar yüklenmiş kelimeler var.Bir benzetme yapılıyor örneğin,ucu o kadar açık ki kafanız karışıyor acaba diyorsunuz.Örneğin çocukluğunda kız kardeşiyle kaga kovalayan sapık padişah'ın kim olduğunu bilemiyoruz biz.Aklınıza gelen isim benim de aklıma ilk gelen isim oluyor.Kara Kitap'ta buna benzer bir çok değişik diye adlandırabileceğim ifade var.Orhan Pamuk'u daha önce hiç okumadıysanız Kara Kitap'ın başlangıç için doğru kitap olacağını düşünmüyorum ben.Ben onunla ilgili nötrüm hala.Belki de tüm romanlarını okusam da fikir sahibi olamayacağım bilmiyorum.Ama mümkünse siz de bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmayın.Okuyun,''Şurada şunu demiş.Hoşuma gitmedi,hoşlanmadım.Okumak istemiyorum artık.'' diyebilin.Rafımda Sessiz Ev ve Masumiyet Müzesi duruyor.Onları da okuduktan sonra gerçek anlamda bir fikir sahibi olabilirim belki hakkında.Hala emin değilim.
  • Ocak ayının ilk kitabıni sonunda bitirebildim.Oh be.
  • Bugün üç bölüm Misfits izleyerek ilk sezonu bitirmek istiyorum.
  • Bir de film izlemek istiyorum.İndirmem gereken bir sürü film olduğunu söylemiştim.Bir de almam gereken boş cdler var sanırım.
  • Hala hiç bir notum açıklanmadı.Bolşit.
  • Şubat ayında bir sürü yeni oyun geliyor şehir tiyatrolarına yihaa!
  • Gideyim de kahvaltı edeyimm çok işiim varr :)

25 Ocak 2011 Salı

Bugün Hasdal barınağının kapıları haftasonu dahil ziyaret etmek isteyen herkese açıldı.Kameralar serbest.Resim çekmek isteyen herkes şu andan itibaren çekebilir.Bu yalnızca bir başlangıç !! Sesimiz,onların sesi!!

 Hayatımda yapmış olduğum en düzgün şeylerden biri bugün,kot kumlama işçilerine destek konserinde bulunmaktı.Sabah sevgili insanıyla Mephisto'dan biletimizi aldık,bilet fiyatları 20 ve 50 liraydı.Biz 20likleri tercih ettik öğrenci olarak :) Akşam yedideki konser için önce Kabataş'a oradan otobüsle Akaretlerdeki MKM'ye vardık.Yedideki konsere en erken gelenlerden biri sanırım erkek arkadaşım ve bendik.Salona geçtik oturduk kimse yokken.Leman Sam'ı,Aynur Doğan'ı,İlkay Akkaya'yı,Mor ve Ötesi'ni provalar sırasında izledik.Sonra bizi çıkarttılar yedideki konser sekizde başladı.İlk önce silikosiz işçilerinin sorunlarını anlatan Toz belgeselini izledik.Daha sonra Kardeş Türküler'i,İlkay Akkaya'yı,Aynur Doğan'ı,Leman Sam'ı,Şevval Sam'ı,Erdal Bayrakoğlu'nu dinledik.İlk yarıda bu kişiler vardı saat on olmuştu biz ayrılmak zorunda kaldık.İkinci yarıya kalıp Yavuz Bingöl,Erkan Can gibi isimleri de dinlemek isterdik ama önemli olan orada bulunanlardan biri olmaktı.Daha ayrıntılı bilgi alabilmek için http://www.kotiscileri.org/ sitesini ziyaret edebilirsiniz.2011 Yılında insanların hala bu derece sağlıksız şekilde çalıştırılıyor olması ve insan hayatının gerçek anlamda bu derece ucuz olması gerçekten çok sinir bozucu.Hiç bir canlıya saygı gösterilmeyen bir ülkede yaşıyoruz.Bu ülkede ne bitkilerin,ne hayvanların ne de insanların yaşamanına saygı gösteriliyor.Bir şeyler yapabilmek bizim elimizde.Bu gece orada bulunduğum için huzurla uyuyabileceğim sanırım.Bir de iyi ki var.

24 Ocak 2011 Pazartesi

Parpali Aklıma Sen Geliyosun Dinlerken.

Şaşırmıyorum.Çünkü biliyorum her şey yolunda bir süre gider.Sonra pürüzler çıkar.Merhaba pürüz.Umarım kalıcı değil gidicisindir.
Film izleme listemde şu anda 238 film var ve ben önerilerinize açığım.Söylemesi sizden listeye ekleyip izlemesi benden.Reklam kampanyası sloganı gibi oldu.Ömür yeter listem yetmez ama olsun merak ediyorum ben.

23 Ocak 2011 Pazar

Sanırım yer yatağıma aşık oldum.

23 ocak 2011 Pazar Hasdal İçin Yürüyüş

Bugün sabah yola çıktık abla kardeş.Dışarıda tostumuzu yedikten sonra hop otobüse atlayıp Taksim'e gittik.Dün gece ikimiz de gerginlikten uyuyamadık.İnşallah kalabalık oluruz,inşallah ses getirir bu eylem diye düşündük durduk.Gezi Parkı'nın oraya dikilen ''ucube kazık heykeli''nin şaşkınlığını üzerimizden attıktan sonra tüm hayvanseverler olarak yürüyüşe geçtik.Hasdalda yapılan işkencelere ve kötü muamelelere artık bir son verebilmek adına,tek yürek,tel ağız olduk deyim yerindeyse.Ellerimiz kızardı alkışlamaktan,yağmurda sırılsıklam olmuş olmamız da umrumuzda olmadı.Sonuna kadar kaldık,imzamızı attık ve döndük.Eve gelirken yüzümde yine o şapşal gülümsemem vardı.Bir işe yaramış olmanın huzuru yansıyordu belki yüzüme.Ufuk Günaydın'ın öldürdüğü o masum kedi için toplandığımız günün sonunda da bu gülümseyişle dönmüştüm eve.Eylem sırasında o kalabalıkta Nora'yı gördüm.Fotoğraf çekiyordu.Eminim bir sürü harika fotoğraf karesi yakaladı,görmek için sabırsızlanıyorum.Banyosuyu'nu da görmek isterdim orada;ama ben Yaprak diye gidip konuşabilir miydim bilmiyorum.Bu konularda biraz çekingenim sanıım.Ama siz beni görürseniz ve tanırsanız yanıma koşun ve gelin olur mu ? :) Yarın yatağım değişecek o yüzden şu anda odama bekar evi havası katan yer yatağımda takılıyorum.Misfits dizisine başlamayı planlıyorum.Bakalım. bakalım.Öperim sizi.

22 Ocak 2011 Cumartesi

İnternetten topluca daha ucuza almak mı yoksa sahaf sahaf gezerek Aslıhan,Akmar'ın tozunu yutmak mı;Mephisto,Alkım,Kabalcı gibi güzel yerlerden tek tek farklı zamanlarda almak mı? Görüşlerinizi ve deneyimlerinizi merak ediyorum :) 
 Hem herkes izlesin,hem de aman kimse izlemesin yalnızca ben bileyim dedirten filmlerdenmiş Mary And Max.Ama sonunda mutlaka iyi ki izlemişim dedirten filmlerden biriymiş.
Bu güneşli havada dışarı çıkmak istemedim.Her yer fazla kalabalıktır şimdi diye düşündüm.Ama fotoğraf da çekmek istedim.Salona vuran güneş ışığına güvendim ben de.Ya iki pozu heba ettim.Ya da iki tane poz edindim.Bakalım neler olacak.Vuha.

21 Ocak 2011 Cuma

İndirmem gereken bir sürü film var.Bir de okunmayı bekleyen bir sürü kitap.İzlenmeyi bekleyen bir sürü film.Bir de bitirilmeyi bekleyen bir makara film.Gidilmek istenen bir sürü oyun var.Bir aya sığdırmam gereken büssürü bir şeyler.Bir filmi hop izledim bile.Artık seni de bitirmem gerek Kara Kitap.Yaprak gider.Öper sizi.
                     Good Bye Lenin izlediğim en iyi filmlerden biriydi.
SINAVLARIM BİTTİİİİİİ !!1!!1 ÇILGIN BEDİŞ DANSI HEYO HEYOO !

20 Ocak 2011 Perşembe

  • •Bunyemdeki tüm bu sıkıntı ve stresin nedeni mantıktan kalma ihtimalimin Yüksek olmasından.Baya baya korkuyorum ben.Yani tamam bütünlemesi var ama o da ayrı bir stres.Hayrına dua edin bana elli alayım da geceyim ne olur.Bütün sıkıntımı ona kusuyorum ÖSS halimden beter etti beni bu finaller azizim.
  •  •Annem polar battaniye seviyor diye polar battaniye almış.İyi güzel de kipkirmizi.Kendimi arenadaki boğa gibi hissediyorum resmen.Hoş değil.
  •  •Kucukken filmlerde yatmadan önce saclarını fircalayam kadınlara çok ozenirdim.Böyle upuzun beyaz geceliklerle saclarını fircalarlardi filan,ne korkuncmus aslında ya.Sonra büyüyünce Yüz Fırça Darbesi'ni okudum,olaya bakış acım baya değişti.Neyse.Şimdi isim gücüm yok ya benim ben de düşünüyordum bu isin bir mantığı var mı acaba diye.Az önce saçlarımı fırçaladim.Sonuc olarak daha çok kabardılar.Belki de beyne daha çok kan gitsin diye yapıyorlardir.Dur bAkalim nasıl bir sonuc alacağım.
  •  •Birine beddua edeceksen bizim yan komşu sizin yana taşınsın diye edeceğim artık karar verdim.Dunyanın en korkunç uç erkek ogrencisi bizim yan dairenin kiracısı.İçki içtiklerinde sarhoş olmalarını geçtim bağırarak hep aynı şarkıyı söylüyorlar.Ne yalıtım ne bir şey sanirsiniz benim odada hep birlikte fasıl yapıyoruz ayilarla.Duvara vurdum dan dan diye yone orali olmadılar pislikler.
  •  •Bizim kedi her türlü kapıyı acıyor.Ziplayip kapının koluna yaptıgı aparkatla kapıyı emrine amade hale getiriyor eşek.Bu da böyle bir gereksiz bilgiydi.
  •  •Neyse fırçalanmis saclarım ve kırmızı battaniyem ile yatayım bari.Öperim.

  • Emekleyip emekleyip sobaya ellerimi dayayarak dinlenmeye çalışmışım.
  • Okuma yazma bilmediğim halde dört yaşındayken ablamın günlüğünü okumak için harekete geçip;tırmandığım masadan düşerek sol kolumu kırmışım.
  • Pat pat balonlarla oynarken alnımda ömür boyu saklayacağım bir dikiş izi edinimişim.
  • Çakmak çakmasını öğrenen kuzenimi koltuğun altına sokup hadi şimdi yak diyerek koltuğun yanmasına neden olmuşum.
  • Sonuç itibariyle ben böyle bir çocukmuşum.

19 Ocak 2011 Çarşamba

http://www.facebook.com/event.php?eid=147325491988651 23 Ocak'ta yine,yeniden Taksim'de onların sesi olabilmek için yürüyoruz!

Olalaa

  • Son 2 sınav.Yapılacaklar listemi hazırlayayım bari.
  • Her yeni güne bir gömlek kafasındayım.
  • Hediye vermek almaktan daha mı keyifli yoksa tam tersi mi emin olamadım.Ama ben hediye vermeyi daha çok seviyorum galiba :)
  • Geçen hafta bu güzel şeyi aldım ben.*
  • Osman muhabbetinden bıkanlarla birleşip bir tarikat kurmak düşüncesindeyim.
  • Üşüyorum ben.En iyisi bir kahve içeyim.Şekerim de düşmüştür kesin.Hı hı evet.Çikolata da yemeli tabe.
  • Şem set tin bin ara baya şem set tin bin ara baya.Biz bununla büyüyen çocuklardık.O yüzden şimdiki dengesizliklerimizin hepsi normal bence.
  • Dün Öbgzk dizisinde Berrin'le oğlanın birlikte olmasına,eski solculardan babam solcuları rezil ettiler yorumuyla renk kattı.Solcular sevişmiyormuş anladığım kadarıyla.Beni getiren leyleklere selam ederim.
  • Adam Smith'in ne aşağılık bir herif olduğuna dair okumam gereken cümleler var.Ne güzel devirdim seni cümle.
  • Bunu*
  • Gidiyorum o zaman ben.Bol portakal kokulu,içinize temiz hava çekebileceğiniz bir perşembe günü olsun 20 ocakınız efendim.Saygılar sunarım.Esen kalın.

18 Ocak 2011 Salı

  • Facebooka geri döndüm.Muhteşem olmayan sade bir şekilde oldu bu dönüş.Çünkü seve isteye bir dönüş değil bu.11deki sınavın ertesi güne alındığını her Allah'ın günü panoya bakmadığım için görmemiştim.Ama bölümdaşlarım haberdar olmuş,birbirlerini de haberdar etmişler.Arkadaşım olmadığını söylemiştim.Facebook sayesinde sanal arkadaşlarımın belki beni de böyle şeylerden haberdar ederler diyedüşünüp açtım.Kısmet.
  • Ama tüm arkadaş listem birden silinse üzülmem yani o derece.
  • Yarın için heyecanlıyım.Sınavım var evet;ama onun için heyecanlı değilim.Yeni aldığım gömleği giyeceğim diye heyecanlıyım.Bıktım sınavlardan eh be yeter.
  • Cuma günü özgürlüğümü ilan ediyorum a dostlar.Mantıktan kalmış olsam bile edeceğim diye umuyorum.İnşallah kalmam da rahat rahat istediklerimi yapabilmenin keyfini çıkartırım.
  • Sınav durumu nedeniyle bünyemde soğuk havaları dalgası esiyor.Zira maddeli yazımda bile eğlenemedim puu.
  • Sınavların bitsin eski Yaprak olacağım.Ay pıramıs.Öperim ve de giderim.

Şimdi Reklamlar

http://www.formspring.me/byaprak

16 Ocak 2011 Pazar

Ben Sinema Artisti Olmak İstiyorum

Bugün yağmur çamur demeden,tamam abarttım zaten o kadar da yağmur yağmıyordu neyse efendim yağmur yağıyor filan demedik tiyatromuza gittik.Oyunun biletini almadan gittik.İnternetten baktığımda da tüm koltuklar neredeyse doluydu.Kendimizi arkalarda bir yerde oturmaya hazırlamıştık.Ödememizi yaptık.Bir baktık beşinci sıra.Çok da iyi çok da güzel oldu.Güzel bir yerden güzel bir oyun izlemiş olduk.
Oyunun yazarı Neil Simon.Yönetmeni ise İntiharın Genel Provasında da oynayan S.Bora Seçkin.Oyundaki oyuncular isr Steffy rolündeki Ezgim Kılıç,Libby Tucker rolündeki Derya Çetinel ve Herbert Tucker rolündeki Erhan Yazıcıoğlu.Öncelikle ben oyuna bayıldım.Çok eğlendim.İki perde olmasına rağmen zaman nasıl geçti anlamadım.Başroldeki Derya Çetinel müthiş.Kendisi İstanbul Efendisi oyununda da oynuyordu zaten.Ama bu oyunda yeteneğini daha iyi göstermiş diyebilirim.Ezgim Kılınç da yine şehir tiyatroları oyuncularından.O da Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz,Dünyanın Ortasında Bir Yer oyunlarında da oynamakta.Oyunun konusuna gelince boşanmış bir aile ve birbirini 16 yıldır görmeyen baba ile kızın hikayesi.Baba Hollywood'da ünlü bir senaristtir ve kızı onun yanına sinema artisti olmak için gelir.İlişkilerinin boyutu da bu doğrultuda şekilleniyor.Oyun çok eğlenceli.Edith Piaf şarkısı ile başlayan bir oyunu sevmemem mümkün değil ki onun dışında iki kere non je ne regrette rien çaldı,Tom Waits çaldı düşünün nasıl mest olduğumu.Bunun dışında dekor da çok güzeldi film şeridi şeklindeki dekora yansıtılan görüntüler de öyle..Güzel ve keyifli bir vakit geçirmek isteyen İstanbullulara tavsiyem olsun bu oyun..Oyuncular da sizin kadar eğleniyorlar oynarken,bu kadar keyifle seyircisini selamlayan oyuncular görmedim desem yeridir..Daha da keyifle alkışlıyor insan oyuncunun da coştuğunu görünce.Devlet tiyatrolarında alkışı kısa tutuyorlar,hop içeri kaçıyor oyuncular ne olduğunu anlayamadan bitiyor   resmen..İzlemek isteyeenler içiiin 19-20-21-22-23 ocak tarihlerinde Üsküdar Müsahipzade Celal Sahnesinde oynamakta bu güzel oyun.Dipnot: 23 ocak pazar günü akşam 20:30 oyunu bulunmamakta.

13 Ocak 2011 Perşembe

Uzun zamandır ağlamamıştım.Sevmedim seni 13 ocak.İnsanlara çıkar gözüyle bakamıyorum.Yüzlerine gülüp arkalarından konuşamıyorum.Arkalarından konuşuyorsam da şayet yüzlerine bakmıyorum.O yüzden bu düzende de kaybeden ben oluyorum.

11 Ocak 2011 Salı

Bu kafadayım.




Ray! Malifalitiko.
Ray! Şalimalitiko.
Loy loy loy loy!
Lay lay lay lay!
Ma ma ma ma.
Sa ma ma ma.
Loy loy loy loy loy! 
Şu yeşil yeşil yağan şeyler sümüğü değil yağmuru belirtiyormuş.Cuma günü sınavlar bakımından rahatlamam ile birlikte yok olan güneşi de keza.Ben pazar günü dışarı çıkmayı planladım ya,elbette cumartesi değil pazar günü yağacak yağmur.Benim gibi pazar gününe plan yapmış olan tüm arkadaşlara,eşe dosta buradan selam ederim.
Ocak güneşi.Çok adisin.

10 Ocak 2011 Pazartesi

                                   Çizgili Pijamalı Çocuk.
Düzelebilirdim.

9 Ocak 2011 Pazar

İçi sıkılan herkes için gelsin madem : TIK TIK
  • Hiç bir dersten kalmaz ve geçersem ocak ayının 24ü ile başlayan haftasını neşeli günler haftası ilan edeceğim.İşte o kadaağğr !
  • İnsanın gözünün bozuk olması çok acayip bir şey.Görüyorsun ama net değil düşünsene.Hastalık bence.İleri derecede hastayım bu durumda.Ders çalışırken üç tane gözlük değiştiriyorum.Bu da başka bir hastalık türü sanırım.
  • İnsan da acayip mesela.Bir şey görev olduğu zaman inanılmaz derecede sevimsizleşiyor bünyede.Haybinsorumluluk.
  • Biskrem ve tutku yiyerek karnımı doyuruyor oluşum,sınav dönemi stresinden filan değil;direk benim hayvanlığımdan kaynaklanıyor.
  • Belki meyve salatası yapar yer ve nazik bir kızmışım gibi davranırım.
  • Yatmadan önce neden ''ılık'' süt için dediklerini,soğuk sütü içip karnımdan çıkan gurultular nedeniyle uyuyamadığımda anladım.
  • Banyo ve oje ikilisi diyeyim siz ne kadar üşendiğimi düşünün ve cümlemi tamamlayın..Zira ona bile mecalim yok..
  • Cnbc-e hala Tudors veriyor.Gül gibi Henry'i ben taa yazın öldürdüm oysa ki.OHA SPOİLER verdim.Kehkehkeh.Olm ölcek tabi lan nesi spoiler bunun.
  • Biskrem ben de kafa yapıyor galiba.Bundan da emin olamadım.
  • Gittim.

8 Ocak 2011 Cumartesi

  • Ödevinizi sizin yerinize yapmayı kabul eden bir adam kadar güzel bir şey yok.
  • Size kullanmadığı mp3ünü getiren adam kadar güzel bir şey yok.
  • Yolda yürürken sizi öküz gibi güldüren bir adam kadar güzel bir şey yok.
  • O güzel adamla geçirilmiş gün kadar güzel bir şey yok.
  • O mutlu günün sonunda oturup ders çalışmak kadar boktan bir şey de yok.

7 Ocak 2011 Cuma

İntiharın Genel Provası


 Duşan Kovaçeviç'in yazdığı Bilge Emin'in çevirisini yaptığı oyunun yönetmeni M.Nurullah Tuncer.Oyunda sekiz kahraman fakat dört oyuncu var.Serhat Mustafa Kılıç bu oyunda tam dört farklı rolde.Çoğu kişinin Yaprak Dökümü'ndeki Fikret karakteriyle tanıdığı müthiş oyuncu Bennu Yıldırımlar,İbrahim Can ve Bora Seçkin oyunun diğer oyuncuları.Tuna köprüsünde intihar etmek isteyen bir adamla başlıyor oyun.Kadın,balıkçı,iş adamı oyuna dahil olur daha sonra..Olaylar gelişir.Serhat Mustafa Kılıç tam anlamıyla döktürüyor.Girdiği dört rolde de çok güldürüyor.Eğlendiriyor.Hele ki iş adamı rolünde.. :) Oyundaki dekorlar oldukça ilginç.Yönetmen Nurullah Tuncer aynı zamanda sahne tasarımını da yapmış.Çok başarılı olmuş bence.İntihar sahnesindeki dekor ile iş adamının olduğu sahnedeki dekor çok hoştu.Oyun bittiğinde yüzünüzde şaşkın bir ifade olacak,''Kurt,neden ot yemez?'' diye soracaksınız kendinize belki de..Meraklılarına duyurulu 8-9 Ocakta Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesinde oynamakta.Önemli Duyuru: 8 Ocak 15:00 için 35 boş koltuk,20:30 için 3 boş koltuk var.9 Ocak pazar günü 15:00 için 11 boş koltuk var.Akşam 20:30 seansında ise boş koltuk yok..
Bayan mektup arkadaşı aranıyor.Şaka yaptım demeyeceğim.Yapmadım.Ciddiyim :)

6 Ocak 2011 Perşembe

Jehan Barbur'un sesi ile evlenebilirim.
  • Okuldan hala nefret ediyorum.Bu arada selam.
  • Yıl olmuş 2011 ben hala kırtasiye ürünü alıp acayip mutlu oluyorum.
  • Ders çalışamıyorum.Odaklanma problemim zortladı.
  • Rüyamda Metin Şentürk bakkaldı ve bana gofret hediye ediyordu.Ne kafalarda yaşadığımı siz düşünün artık.
  • Bir mp3 üm bile yok anlıyor musun ? Haydi şimdi gülümse.
  • Oha 2011 deyiz ve senin mp3 ün yok mu dediğinizi duyar gibiyim.Evet yok.Vardı bozdum.İki yıldır mp3 süz yaşıyorum ben.Tramvayda insanları incelemek en büyük hobim..
  • Şu sağda sonsuza kadar aynı kitap,aynı film ve tiyatro oyunu gözükecek diye çok korkuyorum.Şu sıralar en büyük endişem bu.Finaller dolayısı ile bir süre orada kalmaya devam edecekler sanırım.
  • Ajanda niyetine aa bu defter ne güzelmiş diyerek alan ve ben bunu ajanda yaparım diyen ama hala ajanda almayı düşünen bir kız tanıyorum.Yakından.Baya yakından hem de.
  • Okulda sınıf arkadaşlarım öyle komikler ki keşke tanısanız da hep birlikte eğlensek.Elbette komik kelimesini kötü anlamda kullandım.
  • Bazen blogtan insanlar da bizim okulda olsa da hep birlikte eğlensek diyorum.Ama sonra kimseye bu işkenceyi yapmaya hakkım yok diye düşünüp vazgeçiyorum.
  • Bu arada Işınay'ı  acayip seviyorum.Birlikte kuru fasulye yeme hayalleri kurup mutlu olduğunuz bir insan düşünün.
  • Dikkat ettiyseniz madde madde saçmalıyorum.
  • Sevgili insanının sınav stresi yapanı çok tatlı oluyor.Valla bak.
  • Fosforlu kalemler bazen sevimsiz şeyleri sevimlendirebiliyor.Sevimlendirebilmek kelimesini şu anda buldum.Bence buraya çok yakıştı.Bu da beni sevimlendirdi.
  • Sanırım mandalina bende alkol etkisi yaratıyor.Emin olamadım.
  • Bu maddeler sonsuza kadar gidecek gibi gözüküyor.En iyisi sonlandırmak olacak.
  • Babam az önce ''benimo''ya benimsu mu ne almışsın gördüm dedi.Dün de benim feysbuğumu açsanıza bakayım dedi.Facebook umu kapattığımı öğrendiğinde de neden asosyallik yapıyorsun ki sen böyle dedi.Sevimli bir insan kendisi.Tanısanız seversiniz.Ben daha 19 yaşındayım genceceğim bana da mesaj gelsin,bana neden kimse mesaj atmıyor diyen bir baba düşünün.Ve o babanın kızını.Şimdi üstteki maddeler artık daha mantıklı gelecektir gözünüze.
  • Mağdurum ben mağdurum.
  • Öperim sizi.

5 Ocak 2011 Çarşamba

Ba ba hane

Şimdi sınav dönemim başlıyor ya ben başka şeyler yapmak isterim..Seme gibi yatarken göz göze gelmediğim kitabım daha sevimli gelmeye başlar..Sokağa çıkıp makineyle olan samimiyetimi arttırmak isterim..İzlenecek de ne çok filmim vardır hani..Sevgiliyi daha çok özlerim zaten..Ben ve bahanelerim..Bilirsiniz..

4 Ocak 2011 Salı

Bunu neden yaptığımı bilmiyorum.Ama yapacağım ben de.Bunları okudum ben iki bin on yılında.Hepiciği de güzeldi.Siz de okuyun.Ah nasıl da optimistim yarabbim. :

  1. Küçük Arı-Chris Cleave
  2. Duvar-Sartre
  3. Benim Hüzünlü Orospularım-Gabriel Garcia Marquez
  4. Veronika Ölmek İstiyor-Paulo Coelho
  5. Piedra Irmağının Kıyısında Oturdum Ağladım-Paulo Coelho
  6. Paris Ve Londra'da Beş Parasız-George Orwell
  7. Bin dokuz yüz seksen dört-George Orwell
  8. Yabancı-Albert Camus
  9. Veba-Albert Camus
  10. Yeni Başlayanlar İçin Kapital-David Smith
  11. Aşkın Celladı-İrvin Yalom
  12. Benim Adım Kırmızı-Orhan Pamuk
  13. Yeni Hayat-Orhan Pamuk
  14. Tutunamayanlar-Oğuz Atay
  15. Korkuyu Beklerken-Oğuz Atay
  16. Hipnozcu-Richard Bach
  17. Körlük-Jose Saramago
  18. Antonius Ve Kleopatra-Shakespeare
  19. Othello-Shakespeare
  20. Aylak Adam-Yusuf Atılgan
  21. Anayurt Oteli-Yusuf Atılgan
  22. İnsancıklar-Dostoyevski
  23. Yeraltından Notlar-Dostoyevski
  24. Çocukluğun Soğuk Geceleri-Tezer Özlü
  25. Kalanlar-Tezer Özlü
  26. Bin Hüzünlü Haz-Hasan Ali Toptaş
  27. Sonsuzluğa Nokta-Hasan Ali Toptaş
  28. Kayıp Hayaller Kitabı-Hasan Ali Toptaş
  29. Göçebe-Stephenie Meyer
  30. Homeros-Odysseia
  31. Amok Koşucusu-Stefan Zweig
  32. Öç Öyküleri Antolojisi-Dünya Klasikleri
  33. Bin Muhteşem Güneş-Khaled Hosseini
  34. Uçurtma Avcısı-Khaled Hosseini
  35. Çavdar Tarlasında Çocuklar-J.D.Salinger
  36. 60 Yıl Sonra-J.D.California
  37. Kime Anlatsam Kederimi-Cehov
  38. Genç Werther'in Acıları-Goethe
  39. Küçük Prens-Antoine de Saint-Exupéry
  40. Değişim-Kafka
  41. Kürk Mantolu Madonna-Sabahattin Ali